<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</title>
	<atom:link href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 20 Jun 2026 12:59:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Preserve Meme Büyütme Ameliyatı Ankara</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/preserve-meme-buyutme-ameliyati-ankara/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=preserve-meme-buyutme-ameliyati-ankara</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 12:57:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=635</guid>

					<description><![CDATA[<p>Preservé Meme Büyütme, günümüzde meme dokusu ve kas koruyucu, doğal görünüm amaçlayan bir meme büyütme yöntemi olarak öne çıkmaktadır. Günlük...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/preserve-meme-buyutme-ameliyati-ankara/">Preserve Meme Büyütme Ameliyatı Ankara</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Preservé Meme Büyütme</strong>, günümüzde meme dokusu ve kas koruyucu, doğal görünüm amaçlayan bir meme büyütme yöntemi olarak öne çıkmaktadır. Günlük yaşama hızlı dönüş arzulayan ve doğal görünüm beklentisi olan kadınlar için konforlu bir meme büyütme tekniğidir.</p>
<p>Bu yazıda <strong><a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/preserve-meme-buyutme-ameliyati-ankara/">Preservé meme büyütme</a> tekniği</strong>, cerrahi yaklaşımı, <strong>kullanılan protezler ve avantajları</strong> hakkında detaylı bilgiler bulabilirsiniz.</p>
<h1><strong>Preserve Meme Büyütme Yöntemi Nedir?</strong></h1>
<p>“<strong>Preserve</strong>”, kelime anlamı olarak “korumak” demektir. <strong>Preservé meme büyütme tekniğinde</strong> amaç; meme büyütme ameliyatı yapılırken meme dokusuna, bağ dokularına, göğüs kasına ve anatomik yapılara mümkün olduğunca az müdahale ederek ilerlemektir.</p>
<p>Bu yöntem; temelde meme altı kıvrımından yapılan bir kesiden, subglandüler dediğimiz meme dokusu altı plana silikon protezin, çevre dokularda minimal travma yaratarak ve minimum kesi boyutu kullanılarak yerleştirilmesidir.</p>
<p>Klasik teknikte; protez, meme altı kıvrımından yapılan 4-5 cmlik bir kesiden meme altına (subglandüler-subfasiyal) veya göğüs kası altına (subpektoral-dual plane) yerleştirilir. Ancak protezin yerleşeceği cebi oluştururken keskin bir şekilde etraf dokular ve bağlar ayrılır. Preserve yönteminde ise meme altı kıvrımından yapılan sadece 2,5-3 cmlik bir kesiyle özel balon dissektörler kullanılarak dokular tamamen ayrılmadan sadece esnetilip gevşetilerek proteze bir cep hazırlanır. Bu ayrılma minimumda tutulduğu için memenin çevre bağ dokuları, destek dokuları mümkün olduğunca korunur.</p>
<p>Bu sayede doku travması daha az olur ve iyileşme süreci daha hızlı ve daha konforlu olur. Cep hazırlandıktan sonra silikon protez, huni şeklinde bir kılıfla (Keller Funnel) el değmeden cebe yerleştirilir.</p>
<p>Bu yöntemde amaç:</p>
<ul>
<li>Meme dokusuna ve bağ yapısına zarar vermemek</li>
<li>Kas dokusunu korumak</li>
<li>Doğal meme formunu korumak</li>
<li>İmplantın daha uyumlu yerleşmesini sağlamak</li>
<li>Daha doğal, yumuşak ve uzun vadeli sonuçlar elde etmek</li>
</ul>
<h2><strong>Preservé Meme Büyütme Ameliyatı Nasıl Yapılır?</strong></h2>
<p><strong>Preservé meme büyütme ameliyatı</strong>, genellikle genel anestezi gerektirmez. Sedasyon dediğimiz yarım anestezi ve lokal anestezi altında yapılır. Kesi, meme altı kıvrımı üzerinden yapılır ve implant, kas üstü (subglandüler) planda yerleştirilir.</p>
<p>Cerrahi detaylar:</p>
<ul>
<li>Pektoralis majör kasına dokunulmaz, kas altına geçilmez</li>
<li>Meme parankimi ve bağ dokuları korunur</li>
<li>Balon dissektör ile protez için adeta bir ‘yuva’ şeklinde bir cep hazırlanır</li>
<li>Cep hazırlığı, implantın doğal duruşunu destekleyecek şekilde yapılır</li>
<li>330 cc boyuta kadar olan ergonomix2 (Joy) model protezler kullanılabilir.</li>
</ul>
<p>Bu teknik sayesinde, kas kesisi olmadığı için postoperatif ağrı azalır, animasyon deformitesi oluşmaz ve meme hareketi doğal kalır.</p>
<p>Genellikle hastanede kalış gerektirmez. Hastaların çoğu aynı gün taburcu edilebilir.</p>
<h2><strong>Preservé Meme Büyütmede Hangi Protezler Kullanılır?</strong></h2>
<p><strong>Preserve meme büyütme tekniğinde</strong>, yalnızca ergonomix 2 (Joy) serisi implantlar kullanılabilmektedir. Bu implantların klasik yuvarlak protezlere göre farklı olan viskoelastik jel yapısı, küçük bir kesiden huni şeklinde özel kılıfla yerleştirilebilme imkanı sağlamaktadır. Bu protezlerin jel yapısı, normal meme dokusunu taklit etmesi için özel tasarlanmıştır. Yatar pozisyonda bir yuvarlak protez gibi görünürken, kişi ayaktayken veya yana yattığında normal meme gibi jel yapısı yer değiştirmektedir. Vücutla uyumlu doğal hareket etmesi nedeniyle  ameliyat olmamış bir meme gibi doğal bir görünüm sağlayabilmektedir. Bu teknikte kullanılabilen en yüksek hacim 330 cc dir.</p>
<h2><strong>Preserve Meme Büyütme’nin Avantajları:</strong></h2>
<ul>
<li><strong>Doku Koruması </strong></li>
</ul>
<p>Preservé tekniğinde meme dokusu, bağ yapıları ve anatomik planlar mümkün olduğunca korunur. Bu durum uzun vadede daha doğal ve stabil sonuçlara katkı sağlar.</p>
<ul>
<li><strong>Daha Az Travma</strong></li>
</ul>
<p>Cerrahi sırasında yapılan diseksiyon sınırlıdır. Dokular kesilmek yerine kontrollü şekilde gevşetildiği için çevre dokular daha az etkilenir.</p>
<ul>
<li><strong>Genel Anestezi Gerektirmemesi</strong></li>
</ul>
<p>Uygun hastalarda ameliyat, genel anesteziye gerek kalmadan sedasyon ve lokal anestezi ile gerçekleştirilebilir. Bu durum anesteziye bağlı riskleri azaltırken ameliyat sonrası toparlanmayı da kolaylaştırır.</p>
<ul>
<li><strong>Hızlı İyileşme ve Günlük Hayata Daha Çabuk Dönüş</strong></li>
</ul>
<p>Minimal travma sayesinde iyileşme süreci genellikle daha konforludur. Hastaların çoğu birkaç gün içinde günlük aktivitelerine ve masa başı işlerine dönebilir. Tam fiziksel aktiviteye dönüş ise çoğunlukla 1–2 hafta içinde mümkün olur.</p>
<ul>
<li><strong>Daha az ağrı</strong></li>
</ul>
<p>İmplant, kas altına yerleştirilmediği ve kas dokusu korunarak çalışıldığı için ameliyat sonrası ağrı genellikle klasik yönteme göre daha hafiftir. Aynı zamanda daha sınırlı doku müdahalesi yapılması da bu konforu destekler.</p>
<ul>
<li><strong>Minimum İz</strong></li>
</ul>
<p>Meme altı kıvrımından yapılan 2,5-3 cmlik kısa bir kesiyle ameliyat gerçekleştirilir. Klasik yöntemde kesi uzunluğu 4-5 cm civarıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Doğal Görünüm</strong></li>
</ul>
<p>Preserve meme büyütme tekniğinde; memenin doğal bağ dokusu korunarak protez yerleştirildiği için doğal bir meme görünümü oluşur. Bu teknikte kullanılan ergonomix 2 implantlar, viskoelastik jel yapısıyla normal meme dokusuna oldukça benzerdir ve yumuşaklık olarak normal meme dokusu hissiyatı verir.</p>
<h2><strong>Preservé Meme Büyütme Ameliyatı Kimler için Uygundur?</strong></h2>
<ul>
<li>İlk kez meme büyütme ameliyatı olacak kişiler</li>
<li>Meme hacmini artırmak isteyen ancak uzun iyileşme süreçlerinden çekinenler</li>
<li>Doğal görünüm önceliği olan hastalar</li>
<li>Daha az ağrılı ve konforlu bir iyileşme süreci arayanlar</li>
<li>Minimal iz ile meme büyütme işlemi talep edenler</li>
<li>Çok büyük implant istemeyenler</li>
<li>Meme dokusu ve cilt kalitesi yeterli olan hastalar</li>
</ul>
<h2><strong>Preservé Meme Büyütme Ameliyatı Kimler İçin Uygun Değildir?</strong></h2>
<ul>
<li><strong>Meme dokusu çok az olan kadınlar</strong></li>
</ul>
<p>Çok zayıf, meme  ve yağ dokusu çok az olan kadınlarda protezin üzerini örtecek yeterli doku bulunmayabilir. Bu durumda Preservé tekniğinde protezin kenarları, dışarıdan belli olabilir. Bu kişiler için kas altı teknik genellikle daha güvenlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Belirgin meme sarkması (ptoz) olan kişiler</strong></li>
</ul>
<p>Memede belirgin sarkması olan kişiler için bu teknik tek başına  yeterli olmaz. Meme başı aşağı yerleşimli ve cilt fazlalığı olan hastalarda istenen estetik görünüm için ek olarak mastopeksi (meme dikleştirme) ameliyatı planlanması gerekir.</p>
<ul>
<li><strong>Büyük hacimli implant isteyenler</strong></li>
</ul>
<p>Preservé tekniğinde maksimum kullanılabilecek protez boyutu 330cc ergonomix 2 protezdir. Daha büyük hacim isteyen veya meme üst kısmında belirgin dolgun dekolte görünümü talep eden kişiler için klasik teknikler ve yuvarlak protezler daha uygundur.</p>
<ul>
<li><strong>Revizyon cerrahisi gereken hastalar</strong></li>
</ul>
<p>Daha önce meme büyütme ameliyatı olmuş, kapsül kontraktürü, asimetri veya implant yer değişikliği gibi problemleri olan hastalarda Preservé tekniği yeterli olmayabilir. Bu tür kompleks durumlarda daha geniş cerrahi müdahale gerekebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Tübüler meme deformitesi olan hastalar</strong></li>
</ul>
<p>Tübüler (keçi memesi) deformitesinde meme dokusunun yapısal problemi söz konusudur. Bu durumda sadece implant yerleştirmek yeterli olmaz; meme dokusunun yeniden şekillendirilmesi gerekir. Bu nedenle Preservé tekniği tek başına uygun bir seçenek değildir.</p>
<h2><strong>  Preservé Meme Büyütme Sonuçları Doğal mı?</strong></h2>
<ul>
<li><strong>Preservé meme büyütme</strong>, özellikle doğal sonuç hedefiyle geliştirilmiştir.</li>
<li>Meme dokusu korunduğu için daha yumuşak bir geçiş sağlanır</li>
<li>Hareketle birlikte meme davranışı daha doğal olur</li>
<li>Yapay ve sert görünüm riski azalır</li>
</ul>
<h2><strong>Preserve Meme Büyütme Tekniği’nde Emzirme Etkilenir mi?</strong></h2>
<p>Preserve meme büyütme ameliyatında da klasik meme büyütme ameliyatında da meme bezleri ve süt kanalları zarar görmez ve emzirme etkilenmez.</p>
<p><strong>Sonuç olarak;</strong></p>
<p><strong>Preservé meme büyütme</strong>, modern estetik cerrahinin “daha az müdahale, daha doğal sonuç” yaklaşımının güçlü bir örneğidir. Doğru hasta seçimi ve doğru cerrahi planlama ile oldukça başarılı ve tatmin edici sonuçlar elde edilebilir.</p>
<p>Ancak bu, Preserve tekniğinin her hastaya uygun olduğu anlamına gelmemektedir. Meme büyütme ameliyatı düşünüyorsanız, size en uygun tekniği belirlemek için detaylı bir değerlendirme yapılması en doğru yaklaşım olacaktır.</p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/preserve-meme-buyutme-ameliyati-ankara/">Preserve Meme Büyütme Ameliyatı Ankara</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çene Dolgusu Uygulaması</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/cene-dolgusu-uygulamasi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=cene-dolgusu-uygulamasi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jun 2024 09:30:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=491</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çene Dolgusu Uygulaması Çene, dengeli bir yüz profili görünümü açısından oldukça önemlidir. Çene ucunun olması gerektiğinden daha geride olması, yüz-boyun...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/cene-dolgusu-uygulamasi/">Çene Dolgusu Uygulaması</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Çene Dolgusu Uygulaması</h1>
<p>Çene, dengeli bir yüz profili görünümü açısından oldukça önemlidir. Çene ucunun olması gerektiğinden daha geride olması, yüz-boyun geçişini silikleştirir, gıdı görünümünü arttırır, burnu olduğundan büyük ve yüzü yuvarlak hatlı gösterir.</p>
<p>Çene ucunun normalde, alt dudakla dikey olarak aynı hizada olması gerekmektedir. Alt dudaktan daha geride olan bir çene ucunun, dolgu uygulaması ile öne çıkımını artırmak, yüz profiline oldukça önemli katkıda bulunur.</p>
<p>Çene dolgusu, dolgu maddeleri kullanılarak çene bölgesine hacim kazandırmak ve şekil vermek için yapılan minimal invaziv bir prosedürdür. Dolgu maddesi olarak genellikle hyaluronik asit dolgular tercih edilir.</p>
<p>Erkekte ve kadından çene görünümünü birbirinden oldukça farklıdır. Uygulama esnasında erkekte ve kadında farklı planlama yapmak oldukça önemlidir. Erkekte çene ucu, daha geniş ve küt ve daha sert hatlıdır. Kadınlarda çene daha dar ve daha yumuşak hatlıdır. Kadınlarda çene bölgesine fazla dolgu uygulaması yapmak, maskülen bir görünüme neden olabilir. Bu nedenle planlamayı yüz oranlarına hakim bir uzman hekimin yapması oldukça önemlidir.</p>
<h1>İşlem Nasıl Gerçekleştirilir?</h1>
<p><strong>1. Danışma ve Planlama:</strong> İşlem öncesi, doktor hastanın beklentilerini ve ihtiyaçlarını değerlendirir. Yüz yapısı analiz edilerek çene bölgesinde hangi alanlara dolgu uygulanacağı belirlenir.</p>
<p><strong>2. Anestezi:</strong> İşlem genellikle lokal anestezik kremlerle çene bölgesi uyuşturularak gerçekleştirilir. Bu, enjeksiyon yapılan bölgenin uyuşturulmasını ve hastanın rahatsızlık hissetmemesini sağlar.</p>
<p><strong>3. Enjeksiyon:</strong> Dolgu maddesi, ince iğneler veya kanüller kullanılarak çene bölgesine enjekte edilir. İşlem genellikle 15-30 dakika sürer.</p>
<p><strong>4. Son Kontroller ve Düzenlemeler:</strong> Dolgu maddesi enjekte edildikten sonra, doktor dolgunun doğru yerleştiğinden emin olmak için bölgeyi kontrol eder ve gerekirse düzenlemeler yapar. Çene bölgesinde çoğunlukla 1 cc den fazla dolgu enjeksiyonuna ihtiyaç duyulmaktadır. Doktorunuz, ilk uygulamada 1 cc dolgu uygulayıp birkaç hafta sonra dolgu yerleştikten sonra tekrar dolgu uygulaması yapmayı planlayabilir. Ancak özellikle çene ucu çok geride olan kişilerde bazen ilk uygulamada 1 cc den fazla dolgu enjeksiyonu yapılması da tercih edilebilir.</p>
<h1>Kimler İçin Uygundur?</h1>
<p>Çene dolgusu, çene ucu geride ve/veya kısa olan, çene hattı belirgin olmayan kişiler için uygundur. Ayrıca çene asimetrisi olan kişiler veya yüzlerinde denge eksikliği hissedenler de çene dolgusu ile istedikleri simetrik ve dengeli görünüme kavuşabilirler. Bu nedenle, çene dolgusu için uygun olup olmadığınızı belirlemek için bir plastik cerrahi uzmanı ile görüşmek önemlidir.</p>
<h1>Çene Dolgusu Kaç Yaşından İtibaren Yapılabilir?</h1>
<p>Dolgu uygulamaları için en erken yaş, yüzün iskeletsel gelişiminin tamamlandığı 18 yaş bitimi olmalıdır.</p>
<h1>Çene Dolgusunun Avantajları</h1>
<p><strong>· Hızlı ve Etkili:</strong> Çene dolgusu, kısa sürede belirgin sonuçlar elde etmenizi sağlar.</p>
<p><strong>· Minimal İnvaziv:</strong> Cerrahi bir işlem gerektirmediği için iyileşme süresi çok kısadır.</p>
<p><strong>· Düzeltilebilir:</strong> Hyaluronik asit dolgu maddeleri, gerekli durumlarda hyalüronidaz enzimi ile çözülerek düzeltilebilir.</p>
<p><strong>· Doğal Görünüm:</strong> Uygun dozaj ve teknikle yapıldığında, doğal ve estetik bir görünüm sağlar.</p>
<h1>Çene Dolgusunun Kalıcılığı Ne Kadardır?</h1>
<p>Çene bölgesinde kemiği taklit eden kalın kıvamlı hyaluronik asit dolgular tercih edilmektedir. Kalıcıkları, ortalama 1 sene civarı olup 1,5 seneye de uzayabilmektedir. Dolgunun etkisinin azaldığını fark ettiğinizde, isterseniz bir yenileme seansı yapılabilir.</p>
<h1>Riskler ve Yan Etkiler</h1>
<p><em><strong>Her estetik işlemde olduğu gibi, çene dolgusunun da bazı riskleri ve yan etkileri olabilir:</strong></em></p>
<p><strong>· Şişlik ve Morluk:</strong> Enjeksiyon bölgesinde geçici şişlik ve morluk oluşabilir.</p>
<p><strong>· Alerjik Reaksiyon:</strong> Nadir de olsa dolgu maddelerine karşı alerjik reaksiyon gelişebilir.</p>
<p><strong>· Enfeksiyon:</strong> Hijyenik olmayan koşullarda yapılan işlemler enfeksiyon riskini artırabilir.</p>
<p><strong>· Asimetri:</strong> Deneyimsiz ellerde yapılan dolgu işlemleri, çenede asimetriye neden olabilir.</p>
<h1>İyileşme Süreci ve Bakım</h1>
<p>Çene dolgusu sonrası iyileşme süresi genellikle kısadır ve hastalar aynı gün normal aktivitelerine dönebilirler. Ancak, iyileşme sürecinde dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır:</p>
<p><strong>· İlk 24 Saat:</strong> Enjeksiyon bölgesine baskı uygulamaktan kaçının. Su değdirmeyin. Makyaj yapmaktan kaçının.</p>
<p><strong>· İlk Hafta:</strong> Yoğun egzersizlerden kaçının. Hamam, sauna, kaplıca gibi aşırı sıcak ortamlarda bulunmayın.</p>
<p><strong>· Kontrol Ziyareti:</strong> Doktorunuz, işlemin sonuçlarını ve herhangi bir yan etkiyi değerlendirmek için genellikle bir takip ziyareti planlayacaktır.</p>
<h1>Sonuç</h1>
<p>Çene dolgusu, çene hattını belirginleştirmek, yüz profilini iyileştirmek ve genel olarak daha dengeli ve simetrik bir görünüm elde etmek isteyen kişiler için etkili bir seçenektir. Ancak, bu işlemi yaptırmadan önce bir Plastik ve Estetik Cerrahi uzman hekimine danışmak ve işlem hakkında kapsamlı bilgi almak önemlidir. Uzmanınız sizin için en uygun olan dolgu maddesini belirleyecek ve istediğiniz sonuçları elde etmenize yardımcı olacaktır.</p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/cene-dolgusu-uygulamasi/">Çene Dolgusu Uygulaması</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göz Kapağı Estetiği (Blefaroplasti)</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/goz-kapagi-estetigi-blefaroplasti/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=goz-kapagi-estetigi-blefaroplasti</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jan 2024 09:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=171</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gözler, yüzün aynasıdır. Karşımızdaki kişinin ilk gözlerine bakarız. Ancak maalesef yüzde yaşlanma belirtilerinin ilk görüldüğü bölgelerden birisi, göz çevresidir. Üst...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/goz-kapagi-estetigi-blefaroplasti/">Göz Kapağı Estetiği (Blefaroplasti)</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gözler, yüzün aynasıdır. Karşımızdaki kişinin ilk gözlerine bakarız. Ancak maalesef yüzde yaşlanma belirtilerinin ilk görüldüğü bölgelerden birisi, göz çevresidir. Üst göz kapağında oluşan cilt fazlalıkları, yağ birikimleri hem estetik olarak yorgun bir görünüme neden olur hem de ilerleyen dönemde görüş alanına engel yaratabilir. Alt göz kapağında ise esas sorun gözaltı torbası görünümüdür. Göz altı torbalanması, göz kapağımızda normalde bulunan yağ yastıkçıları önündeki bariyerlerin zayıflaması ve bu yağ yastıkçılarının fıtıklaşmasına bağlıdır. Bu torbalanma görünümü, kişiyi yorgun ve yaşlı gösterir.</p>
<p><iframe title="ÜST GÖZ KAPAĞI AMELİYATI KİMLERE UYGULANIR?" src="https://www.youtube.com/embed/L9t0dQ_1sio" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe><br />
Göz kapağı estetiği, tıp alanında blefaroplasti olarak da adlandırılır ve göz kapağındaki estetik kaygıları gidermek veya işlevsel sorunları çözmek için yapılan cerrahi bir operasyondur. Bu prosedür genellikle yaşlanma belirtileriyle mücadele etmek için tercih edilir, ancak bazı durumlarda genetik faktörlere veya travmatik yaralanmalara bağlı olarak da gerekebilir.</p>
<p>İki tür göz kapağı estetiği vardır:</p>
<ol>
<li>Üst Göz Kapağı Estetiği: Üst göz kapağı estetiği genellikle fazla deri veya yağ dokusu nedeniyle göz kapağının sarkması veya düşmesi durumunda yapılır. Bu durum görsel alanı daraltabilir ve göz kapağının üst kısmında ağırlık hissine, yorgun görünüme neden olabilir. Üst göz kapağı estetiği, göz kapağındaki sarkmış olan fazla derinin çıkarılması ve gerektiğinde yağ dokusunun alınmasıyla gerçekleştirilen bir ameliyattır.</li>
<li>Alt Göz Kapağı Estetiği: Alt göz kapağı estetiği genellikle göz altındaki torbalanma veya fazla deri oluşumu nedeniyle yapılır. Göz altı torbaları, yaşlanma sürecinde cildin elastikiyetini kaybetmesiyle ve göz altındaki yağ dokusunun yer değiştirmesiyle ortaya çıkabilir. Bu ameliyatta, alt göz kapağındaki fazla deri çıkarılır ve yağ dokusu düzeltilir. Göz altındaki torbalanma ve koyu halkaların azaltılması da hedeflenir.</li>
</ol>
<p>Göz kapağı estetiğinin birkaç faydası vardır:</p>
<ul>
<li>Gençleştirme: Göz kapağı estetiği, göz çevresindeki yaşlanma belirtilerini azaltarak daha genç, dinlenmiş ve dinç bir görünüm sağlar.</li>
<li>İyileştirilmiş Görme: Sarkık üst göz kapakları görsel alanı daraltabilir. Bu nedenle, böyle bir durum varsa göz kapağı estetiği görme kalitesini artırabilir.</li>
<li>Özgüvenin Artması: Estetik kaygıları gidermek, insanların kendilerini daha iyi hissetmelerine ve özgüvenlerinin artmasına yardımcı olabilir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>İyileşme Süreci: Göz kapağı estetiği sonrası iyileşme süreci kişiden kişiye değişebilir. Şişlik, morluk, kaşıntı, göz kuruluğu ve hassasiyet gibi belirtiler normaldir. Ameliyat sonrası sıklıkla ağrı olmaz ve hastalar iyileşme sürecini rahat geçirirler. Tam iyileşme süreci genellikle birkaç hafta veya ay sürebilir.</li>
<li>Kalıcı Sonuçlar: Göz kapağı estetiği genellikle kalıcı sonuçlar sağlar, ancak yaşlanma süreci devam etmektedir ve zamanla göz kapağında tekrar sarkma oluşabilmektedir.</li>
</ul>
<p>Göz kapağı estetiği ameliyatı, bir Estetik ve Plastik Cerrahi Uzman Hekimi tarafından yapılmalıdır. Ameliyat öncesinde, kişinin tıbbi geçmişi, mevcut sağlık durumu ve beklentileri göz önünde bulundurularak kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır.</p>
<p>Sonuç olarak, göz kapağı estetiği, estetik kaygıları gidermek, gözlerdeki yorgun görünümü azaltmak veya işlevsel sorunları çözmek için etkili bir cerrahi seçenektir. Ancak, bu ameliyatı düşünen kişilerin risksiz sonuçlar ve tatmin edici bir iyileşme süreci için uzman bir estetik ve plastik cerrah tarafından detaylı bir şekilde muayene edilip değerlendirilmeleri önemlidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe title="GÖZ KAPAĞI AMELİYATI SONRASI İZ KALIR MI?" src="https://www.youtube.com/embed/ElYoMNpCmGY" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Göz kapağı estetiği ile ilgili sık sorulan sorular ve cevapları aşağıda verilmiştir:</p>
<ol>
<li><strong>Göz kapağı estetiği nedir?</strong> Göz kapağı estetiği, blefaroplasti olarak da bilinen, göz çevresindeki estetik kaygıları gidermek veya işlevsel sorunları çözmek için yapılan cerrahi bir işlemdir. Üst ve alt göz kapaklarındaki fazla deri, torbalanma veya yağ dokusu gibi durumları düzeltmeyi amaçlar.</li>
<li><strong>Göz kapağı estetiği kimlere uygulanır?</strong> Göz kapağı estetiği, göz kapağındaki fazla deri ve/veya yağ torbaları nedeniyle yorgun ve olduğundan yaşlı görünüme sahip olup bundan estetik olarak rahatsız olan veya bu sorunlar nedeniyle görme problemi yaşayanlar için uygundur. Bu ameliyata ihtiyaç duyan kişiler, çoğunlukla 35 yaş üstüdür. Ancak genetik faktörlere bağlı olarak göz kapağında sarkma ve torbalanmalar daha erken yaşlarda da kendini gösterebilir.</li>
</ol>
<p>Üst göz kapağında sarkma ve fazla deri mevcut kadınlar, aynı zamanda göz makyajı yapamamaktan da şikayet ederler. Bu probleme sahip kişiler özellikle göz kapağındaki sarkma fazlaysa daha rahat görmek için devamlı kaşlarını kaldırırlar. Bu da hem baş ağrısına neden olabilir hem de alın bölgesinde yatay kırışıklıklar oluşmasına sebebiyet verir.</p>
<ol>
<li><strong>Göz kapağı estetiği ne gibi faydalar sağlar?</strong> Göz kapağı estetiğinin faydaları şunlardır:</li>
</ol>
<ol>
<li style="list-style-type: none;">
<ul>
<li>Gençleştirme etkisi</li>
<li>Daha az yorgun görünme etkisi</li>
<li>Görmede iyileşme</li>
<li>Özgüvenin artması</li>
</ul>
</li>
</ol>
<ol>
<li><strong>Göz kapağı estetiği sırasında ne tür bir anestezi kullanılır?</strong> Göz kapağı estetiği genellikle lokal anestezi altında yapılır. Bazı durumlarda, hastanın tercihine veya cerrahın önerisine bağlı olarak sedasyon veya genel anestezi de kullanılabilir. Günübirlik bir operasyondur, hastanede yatış gerektirmez.</li>
<li><strong>Göz kapağı estetiği sonrası iyileşme süreci nasıl geçer?</strong> İyileşme süreci kişiden kişiye değişebilir ancak genellikle ilk üç gün göz çevresinde giderek artan bir miktar şişlik, morluk oluşur. Bu dönemde buz uygulaması yapılmalıdır. Üç günden sonra şişlik ve morluk giderek azalmaya başlar. 1 haftanın sonunda göz kapağındaki dikişler alınır. Ancak tüm şişliklerin geçip göz kapağının tam iyileşmesi birkaç hafta veya ay sürebilir.</li>
<li><strong>Göz kapağı estetiği kalıcı mıdır?</strong> Göz kapağı estetiği genellikle kalıcı sonuçlar sağlar, ancak yaşlanma süreci devam ederken bazı belirtiler tekrar oluşabilir. Ancak, cerrahi sonrası elde edilen gençleştirme etkisi uzun süreli olabilir.</li>
<li><strong>Göz kapağı estetiği riskleri nelerdir?</strong> Göz kapağı estetiğinin riskleri arasında enfeksiyon, aşırı kanama, his kaybı gibi durumlar bulunabilir. Ancak bu riskler, tecrübeli bir plastik cerrah tarafından yapılması durumunda minimize edilebilir.</li>
<li><strong>Göz kapağı estetiği sonrası iz kalır mı?</strong> Üst göz kapağı ameliyatında göz kapağı katlantısından kaz ayağı bölgesine uzanan, alt göz kapağı ameliyatında ise kirpiklerin hemen altından bir kesi yapılmaktadır. Her kesiden sonra iz kalır. Ancak göz kapağı derisi, ince yapısı nedeniyle insan vücudunda en az iz kalan bölgedir. Bu nedenle uygun teknik kullanıldığında bu bölgedeki izler, zamanla oldukça zor görünebilir ve belirsiz hale gelmektedir. Bu nedenle göz kapağı estetiği sonrası farkedilir bir iz kalmaz diyebiliriz. Ancak izlerin, belirsiz hale gelmesi için zamana ihtiyaç vardır. Kimi hastalarda izler, 1. Ay sonunda belirsiz hale gelirken kimi hastada bu süreç 6 ayı bulabilmektedir.</li>
<li><strong>Göz kapağı estetiği için uygun adaylar kimlerdir?</strong> Göz kapağı estetiği için uygun adaylar genellikle genel sağlık durumu iyi olan, sigara içmeyen, gerçekçi beklentilere sahip ve cerrahi prosedürüyle ilgili bilgilendirilmiş kişilerdir. Bununla birlikte, her durum bireysel olarak değerlendirilmelidir.</li>
</ol>
<p>Bu sorular ve cevapları, göz kapağı estetiği hakkında temel bir anlayış sağlamak için önemlidir. Ancak, her bireyin durumu farklı olabilir, bu nedenle bir plastik cerraha danışarak kişiselleştirilmiş bilgi ve öneriler almak önemlidir.</p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/goz-kapagi-estetigi-blefaroplasti/">Göz Kapağı Estetiği (Blefaroplasti)</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Büyütme Ameliyatı Ankara</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/meme-buyutme-ameliyati-ankara/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=meme-buyutme-ameliyati-ankara</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Jan 2024 09:52:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Estetiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=75</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme Büyütme Ameliyatı Ankara Meme büyütme (Göğüs Büyütme) ameliyatı, estetik cerrahi alanında oldukça yaygın bir prosedürdür. Bu ameliyat, kadınların meme...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/meme-buyutme-ameliyati-ankara/">Meme Büyütme Ameliyatı Ankara</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<h1><span style="color: #be449d;">Meme Büyütme Ameliyatı Ankara</span></h1>
</blockquote>
<p>Meme büyütme (Göğüs Büyütme) ameliyatı, estetik cerrahi alanında oldukça yaygın bir prosedürdür. Bu ameliyat, kadınların meme boyutunu artırmak, şeklini düzeltmek veya simetrisini sağlamak için gerçekleştirilir. Meme büyütme ameliyatları, kadınların kendine güvenini artırmak, vücutlarını daha çekici bulmak veya doğum, emzirme veya yaşlanma gibi nedenlerle deforme olmuş memelerini düzeltmek istemeleri gibi birçok nedenle tercih edilebilir. Göğüs büyütme, hasta memnuniyetinin en yüksek olduğu estetik operasyonlar arasındadır.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme Büyütme Ameliyatı Ankara Kimlere Yapılabilir?</span></h3>
<p>Göğüs büyütme ameliyatı 18 yaşını doldurmuş, meme boyutundan memnun olmayan ve gebelik veya emzirme döneminde olmayan kadınlara yapılabilir. Emzirme dönemindeki kadınlarda meme büyütme ameliyatı için emzirme bitiminden sonra memenin tekrar şekil alması için en az 6 ay beklenmesi gerekmektedir.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme Büyütme Ankara Ameliyatını Hangi Doktorlar Yapar?</span></h3>
<p>Meme büyütme ameliyatı, bir Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Hekim tarafından gerçekleştirilir</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme Büyütme Ameliyatı Öncesinde Nasıl bir Planlama Yapılır?</span></h3>
<p>Meme büyütme ameliyatı, hastanın genel sağlık durumu, meme dokusunun yapısı, istenilen sonuçlar ve kişisel tercihler dikkate alınarak planlanır. Ameliyat öncesi, hastanın bir dizi muayeneden geçmesi gerekir. Bu muayenelerde meme dokusu incelenir, meme boyutu, şekli ve simetrisi değerlendirilir. Ayrıca hastanın tıbbi geçmişi, varsa alerjileri, kullandığı ilaçlar ve daha önce geçirdiği cerrahi müdahaleler göz önünde bulundurulur.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme Protezleri Patlayabilir Mi?</span></h3>
<p>Meme büyütme operasyonu, günümüzde temel olarak silikon meme implantlarıyla yapılmaktadır. İlk defa 1962 yılında ABD’de kullanılan silikon meme implantları, aradan geçen 50 yıl süresince devamlı geliştirilmiş ve mükemmel hale getirilmiştir. Silikon meme implantı, dış tabakası, silikon elastomerden oluşan; içi ise silikon jel ile dolu olan implantlardır. Bir dönem iç tabakada silikon jel yerine serum fizyolojik (tuzlu su) içeren implantlar da yaygın olarak kullanılmıştır ancak hasta memnuniyetinin daha düşük olması nedeniyle günümüzde çok tercih edilmemektedir.</p>
<p>Günümüzde kullanılan silikon implantların, patlaması gibi bir durum söz konusu değildir. İmplantların bütünlüğü, kesici-delici alet yaralanmaları ve ateşli silah yaralanmaları dışında hiçbir durumda bozulmamaktadır. Yeni nesil implantlar, ömür boyu garantili olarak üretilmektedir. Ameliyat öncesinde doktorunuza kullanılacak implantın markasını ve FDA onayını sormayı ihmal etmeyin.</p>
<p><iframe title="MEME BÜYÜTME AMELİYATINDA KULLANILAN SİLİKON İMPLANTLARIN ÖMRÜ VAR MIDIR?" src="https://www.youtube.com/embed/NcYE6D7_dU4" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme Büyütme için Silikon Protez Seçimi Nasıl Yapılır?</span></h3>
<p>Günümüzde silikon meme implantlarında çok farklı seçenekler mevcuttur. Temelde yuvarlak veya damla (anatomik) olmak üzere iki farklı şekile ayrılan implantların, düşük profilli, orta profilli ve yüksek profilli olmak üzere farklı projeksiyonda modelleri mevcuttur. Bu modellerin hepsi için küçükten büyüğe doğru değişen farklı hacimde silikon implantlar bulunmaktadır. Ameliyat öncesinde vücut tipinize, göğüs kafesi genişliğinize, mevcut meme dokusu miktarına ve istediğiniz meme boyutuna göre sizin için ideal olan meme implantı, cerrahınız tarafından belirlenecektir.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="MEME BÜYÜTME AMELİYATINDA PROTEZ SEÇİMİ NASIL YAPILIR?" src="https://www.youtube.com/embed/YkR1O81s8nc" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme Büyütme Ameliyatı Nasıl Yapılır?</span></h3>
<p>Ameliyat günü geldiğinde, hastaya genel anestezi uygulanır. Plastik cerrah, önceden belirlenen meme implantlarını yerleştirmek için uygun bir kesi yapar. Bu kesi, meme altında, meme halkasının altında veya koltuk altında yapılabilir, böylece izler mümkün olduğunca az görünür hale gelir. İmplantlar meme dokusunun altına (subglandüler), göğüs kasının altına (subpektoral) veya çift planlı (dual plane) yerleştirilebilir. Hangi teknik kullanılacağı, hastanın meme dokusu, vücut yapısı ve istenen sonuçlara bağlı olarak belirlenir. İmplantlar yerleştirildikten sonra, cerrah kesi yerini diker ve pansuman yapar.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="MEME BÜYÜTME AMELİYATINDA SİLİKON PROTEZ HANGİ KESİLERDEN YERLEŞTİRİLİR?" src="https://www.youtube.com/embed/9I7gqaLRkrM" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<h3><span style="color: #be449d;">Göğüs Büyütme Ameliyatı Ne Kadar Sürer?</span></h3>
<p>Göğüs büyütme ameliyatı genellikle 1-2 saat sürer. Ameliyat süresi, hastadan hastaya değişiklik gösterebilmektedir.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme Büyütme Ameliyatı Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?</span></h3>
<p>Hastanın meme büyütme ameliyatı sonrasında dikkat etmesi gereken birkaç önemli husus vardır. Bu hususlar, ameliyat sonrası dönemde enfeksiyon riskini azaltmak, iyileşmeyi hızlandırmak ve istenmeyen komplikasyonları önlemek için oldukça önemlidir. Bunlar arasında doktorun önerdiği şekilde ilaçların kullanılması, ameliyat bölgesinin temiz tutulması, ağır kaldırmaktan kaçınılması ve belirli bir süre için uygun destekleyici sütyenlerin giyilmesi bulunur.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme Büyütme Ameliyatı Sonrası Emzirme Mümkün Mü?</span></h3>
<p>Meme büyütme ameliyatından süt kanalları ve süt bezleri etkilenmemektedir. Silikon protez, meme dokusu altına veya kas dokusu altına yerleştirilmektedir. Her iki durumda da silikon protezin meme dokusuyla bir ilişkisi yoktur. Bu nedenle meme büyütme ameliyatı, emzirmeye engel değildir. Meme büyütme ameliyatı olan kadınlar, güvenle bebeklerini emzirebilir.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme Büyütme Ameliyatının Riskleri Nelerdir?</span></h3>
<p>Meme büyütme ameliyatının sonuçları genellikle uzun vadeli ve tatmin edici olabilir. Ancak, her cerrahi müdahalede olduğu gibi, meme büyütme ameliyatı da belirli riskleri içerir. Bunlar arasında enfeksiyon, kanama, implant sızması veya deformasyonu, implant etrafında kapsül kontraktürü, duyu kaybı, skar dokusu oluşumu ve implantın yer değiştirmesi yer alır.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme Büyütme Ameliyatı Sonrası İz Kalır Mı?</span></h3>
<p>Göğüs büyütme estetiğinde günümüzde en çok tercih edilen kesi, meme altı kıvrımından yapılan yaklaşık 4-5 cmlik kesidir. Plastik ve Estetik cerrahi uzman hekimleri, bu kesinin onarımında en az iz kalacak dikiş teknikleri kullanmaktadır. Ancak yine de kesi izi, tamamen kaybolmaz. İzin belirginliği, 1 sene içerisinde giderek azalacaktır. Meme altı kıvrımında kaldığı için kişi ayaktayken iz görünmemektedir. İzlerin belirginliği, kişinin yara iyileşme durumuna göre farklılık göstermektedir.</p>
<p>Sonuç olarak, meme büyütme ameliyatı birçok kadının kendine güvenini artırmak ve görünümünü iyileştirmek için tercih ettiği bir estetik prosedürdür. Ancak her cerrahi müdahalede olduğu gibi, bu ameliyatın da belirli riskleri ve sonuçları olduğunu unutmamak önemlidir. Bu nedenle, meme büyütme ameliyatı yapmayı düşünen herkesin bir plastik cerrahla kapsamlı bir danışma süreci geçirmesi ve kararını dikkatlice değerlendirmesi önerilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Bu ameliyatın bir dizi avantajı vardır, bunlar şunlardır:</span></h3>
<p><strong>1. Artan Özgüven ve Psikolojik İyileşme:</strong> Meme büyütme ameliyatı, kadınların vücutlarından memnuniyetsizlik duydukları ve kendilerini eksik hissettikleri durumlarda özgüvenlerini artırabilir. Daha dolgun ve şekilli memeler, birçok kadının kendini daha çekici ve kadınsı hissetmesine yardımcı olabilir. Bu da genel olarak psikolojik iyileşmeye ve pozitif bir benlik algısının gelişmesine katkıda bulunabilir.</p>
<p><strong>2. Kıyafet Seçeneklerinde Artış:</strong> Meme büyütme ameliyatı, kadınların giyim seçeneklerini genişletir. Daha dolgun memeler, giyilen kıyafetlerin daha iyi oturmasını sağlar ve vücut hatlarını daha belirgin hale getirir. Bu da kişisel tarzı ifade etmekte daha fazla özgürlük sağlar.</p>
<p><strong>3. Doğum, Emzirme veya Yaşlanma Sonrası Değişikliklerin Giderilmesi:</strong> Doğum, emzirme veya yaşlanma gibi faktörler meme dokusunun kaybına veya deformasyonuna neden olabilir. Meme büyütme ameliyatı, bu tür değişiklikleri gidermek için etkili bir çözüm sunar. Kadınlar, memelerinin daha genç ve dolgun bir görünüme kavuşmasını sağlamak için bu ameliyatı tercih edebilirler.</p>
<p><strong>4. Simetri ve Proporsiyonun Sağlanması:</strong> Bazı kadınlar doğal olarak simetrik olmayan memelere sahip olabilir veya vücutlarına oranla daha küçük memelere sahip olabilirler. Meme büyütme ameliyatı, memeler arasındaki simetriyi sağlamak ve vücut proporsiyonunu iyileştirmek için kullanılabilir. Bu, genel vücut estetiğini artırır ve daha dengeli bir görünüm elde edilmesine yardımcı olur.</p>
<p><strong>5. Kendine Bakım ve İyi Hissetme:</strong> Meme büyütme ameliyatı yaptıran kadınlar genellikle kendilerine daha fazla özen gösterirler ve sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları geliştirirler. Bu, genel sağlık ve iyi hissetme üzerinde olumlu bir etki yaratabilir.</p>
<p><strong>6. Sosyal ve İş Ortamlarında Güven Artışı:</strong> Kendine güveni artan bireyler, sosyal ve iş ortamlarında daha başarılı olma eğilimindedirler. Meme büyütme ameliyatı sonrasında kendini daha iyi hisseden kadınlar, daha özgüvenli bir şekilde ilişki kurabilir, iş görüşmelerine girebilir ve sosyal etkinliklere katılabilirler.</p>
<p><strong>Meme büyütme ameliyatının avantajları,</strong> kadınların yaşam kalitesini artırabilir ve genel olarak pozitif bir etki yaratabilir. Ancak, bu tür bir ameliyatın kişisel ve tıbbi riskleri olduğu unutulmamalıdır. Her hasta, ameliyat öncesi detaylı bir danışma sürecinden geçmeli ve kararını dikkatlice değerlendirmelidir.</p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/meme-buyutme-ameliyati-ankara/">Meme Büyütme Ameliyatı Ankara</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kepçe Kulak Ameliyati Ankara</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/kepce-kulak-estetigi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kepce-kulak-estetigi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2023 09:58:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=85</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kepçe kulak ameliyatı ankara, kulak kepçesinin kafaya göre daha fazla açıyla ve belirgin şekilde dışarı doğru çıkık olması durumudur. Kulağın...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/kepce-kulak-estetigi/">Kepçe Kulak Ameliyati Ankara</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kepçe kulak ameliyatı ankara</strong>, kulak kepçesinin kafaya göre daha fazla açıyla ve belirgin şekilde dışarı doğru çıkık olması durumudur. Kulağın kafayla yaptığı açının normalden geniş olması, kulakta normalde olması gereken kıvrımın olmayıp kulağın düz olması ve kulağın ortasında yer alan konka isimli kıkırdağın normalden derin olması bulgularının birinin veya hepsinin bulunması durumunu Kepçe kulak, tıbbi ismiyle Belirgin Kulak Deformitesi (Prominent Ear Deformitesi) olarak isimlendiriyoruz.</p>
<p>Kepçe kulak, toplumda %5 sıklıkta görülmektedir. Genellikle çift taraflı görülmekle beraber nadiren tek kulakta da görülebilmektedir. Bu durum, kişide özgüven eksikliğine neden olabilir, özellikle de çocukluk ve ergenlik dönemlerinde diğerlerinden farklı olduğunu düşünen bireyler için problem olabilir. Kepçe kulak ameliyatı, bu estetik sorunu düzeltmek ve kulakları daha simetrik bir şekle getirmek için yapılan cerrahi bir işlemdir. Kepçe kulak ameliyatı, bireylerin görünüşlerinden memnun olmalarını ve güvenlerini artırmalarını sağlayan etkili bir çözümdür. İşte kepçe kulak ameliyatı hakkında detaylı bilgi:</p>
<h1><strong>Kepçe Kulak Ameliyatı Ankara Kaç Yaşında Yapılabilir?</strong></h1>
<p>Kepçe kulak ameliyatı ankara, kulakların gelişimini tamamladığı 6 yaş bitiminden itibaren yapılabilir. Kepçe kulak deformitesi olan çocuklar maalesef okula başladıkları dönemden itibaren arkadaşları arasında alay konusu olabilmekte ve bu durum psikolojik olarak onları çok kötü etkilemektedir. Bu çocuklarda okulu sevmeme, okul başarısında düşme, içe kapanma ve sosyalleşme sıkıntıları olabilmektedir. Ailelerin, kepçe kulak bozukluğunun, çocuklarını psikolojik olarak etkileyip etkilemediğini sıkı gözlemlemeleri oldukça önemlidir. Ameliyatın çocuk, okula başlamadan önce yapılması, bu durumun çocuğu, yeni girdiği sosyal çevrede psikolojik olarak etkilemesini önleyecektir. Ancak çocuk ameliyata zorlanmamalı, kendini hazır hissettiği ve istekli olduğu dönem beklenmelidir. Bu ameliyat, 6 yaşından itibaren her yaşta yapılabilmektedir.</p>
<p><strong>Kepçe Kulak Ameliyatı Ankara Nasıl Yapılır?</strong></p>
<p><em><strong>Kepçe kulak ameliyatı ankara</strong></em>, tıbbi olarak otoplasti olarak bilinir. Kepçe kulak ameliyatı, erişkinlerde genellikle lokal anestezi altında yapılır. Ancak çocuklarda ve ergenlerde çoğunlukla genel anestezi altında yapılmaktadır. Ameliyat genellikle 1,5- 2 saat civarı sürer. Ameliyatta kulak arkasından yapılan bir kesiyle girilerek kulak kıkırdakları, dikişler ve gerektiğinde kıkırdak azaltılması yöntemleriyle yeniden şekillendirilir. Kesi, kulak arkasından yapıldığı için görünen bir iz kalmamaktadır. Cerrahi işlem sırasında, cerrah, kulak arkasındaki doğal kıvrımları takip eder ve fazla kıkırdak dokusunu çıkarır veya yeniden şekillendirir. Daha sonra, kulak kepçesinin daha geride ve kafaya daha yakın bir pozisyonda sabitlenmesi için dikişlerle desteklenir. Bu işlem, kulak kepçesinin daha az çıkık ve daha simetrik bir görünüm kazanmasını sağlar.</p>
<p><strong>Kepçe Kulak Ameliyatı Ankara İyileşme Süreci Nasıldır?</strong></p>
<p>Ameliyat sonrası iyileşme süreci genellikle hızlıdır. İlk birkaç gün bir miktar ağrı olur. Ameliyat sonrası kulakları kapatan bir sargı sarılmaktadır. Ameliyatın ertesi günü sargılar açılır ve pansuman değiştirilerek tenisçi bandı şeklinde bir saç bandı takılır. İyileşme aşamasında dikişlerin zarar görmemesi ve şişliklerin daha az olması için 10 gün kadar gece gündüz bir saç bandı takarak kulakları kapatmak gerekmektedir. Ameliyat sonrası ilk 4 gün şişlik ve morluklar giderek artabilir. İlk pansumanlarda kulaklar şiş ve kaba görünür. 4. Günden sonra şişlikler azalmaya başlayacaktır. Normal günlük aktivitelere genellikle birkaç gün içinde geri dönülebilir, ancak ağır egzersiz ve temas sporlarından, denize havuza girmekten en az 1 ay kaçınılması tavsiye edilir. 10. Gün saç bandı gündüz çıkarılır, bu dönemde kulak normal şekline kavuşmaya başlamıştır.1 hafta daha gece yatarken kullanılması önerilmektedir. Tam iyileşme süreci 1 ay civarı sürer ve sonuçlar genellikle kalıcıdır.</p>
<p><strong>Kepçe Kulak Ameliyatının Riskleri Nelerdir?</strong></p>
<p>Her cerrahi prosedürde olduğu gibi, kepçe kulak ameliyatı da bazı riskleri içerir. Bu riskler arasında enfeksiyon, kanama, dikişlerde ayrılma, asimetri, dikişlere bağlı alerjik reaksiyonlar, anesteziye bağlı komplikasyonlar ve istenmeyen estetik sonuçlar bulunabilir. Ancak, tecrübeli bir cerrah tarafından yapıldığında ve hasta uygun şekilde önlemleri aldığında, bu riskler minimize edilebilir. Ameliyat sonrası cerrahınızın önerilerine eksiksiz uymanız, oluşabilecek komplikasyonların önlenmesi açısından oldukça önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Kepçe Kulak Ameliyatı Kalıcı mıdır?</strong></p>
<p>Evet, genellikle kepçe kulak ameliyatı sonuçları kalıcıdır. Kulak kıkırdaklarının şekillendirilmesi kalıcı dikişlerle yapılır. Ancak, bazı durumlarda özellikle kulakta kıvrılma, çekme, bükülme gibi travmalarla kıkırdak dikişlerinde gevşeme ve kulakta tekrar açılanma oluşabilir. Böyle durumlarda tekrar ameliyat gerekebilir.</p>
<p><strong>Kepçe Kulak Ameliyatı Sonrası Ne Zaman Normal Günlük Aktivitelere Dönülebilir?</strong></p>
<p>Normal günlük aktivitelere genellikle birkaç gün içinde dönülebilir, ancak ağır egzersiz ve temas sporlarından bir ay civarı kaçınılması tavsiye edilir.</p>
<p><strong>Kepçe Kulak Ameliyatından Sonra İz Kalır mı?</strong></p>
<p>Kepçe kulak ameliyatında kulak arkasına gizlenmiş bir kesi tercih edilmektedir. Bu nedenle kulağın ön yüzünde, görünen kısmında bir iz kalmamaktadır. Kulak arkasındaki dikişler genelde 10 gün içerisinde iyileşir, eriyen dikiş ipi kullanılması nedeniyle dikiş alımı gerekmemektedir. Bu bölgedeki dikişler, genellikle 1. Ay sonunda erimiş olur. Dikişler eridikten sonra bu bölgedeki iz, 6 ay içerisinde belli belirsiz hale gelmekte ve çoğunlukla yakından bakıldığında bile görülememektedir. Ancak yara iyileşmesi kişiler arasında farklılık gösterebilmekte ve nadiren de olsa kulak arkasında yakından bakıldığında belli olabilecek iz kalabilmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu sorular ve cevaplar, kepçe kulak ameliyatı hakkında genel bir anlayış sağlamak için önemlidir. Kepçe kulak ameliyatı, estetik bir sorunu çözmek ve kişinin kendine güvenini artırmak için etkili bir yöntemdir. Ancak, her cerrahi prosedürde olduğu gibi, bu işlem de dikkatli bir şekilde planlanmalı ve uzman bir cerrah tarafından yapılmalıdır. Kişinin durumuna ve beklentilerine bağlı olarak, alternatif tedavi seçenekleri de değerlendirilebilir. Bu nedenle, potansiyel bir kepçe kulak ameliyatı için bir plastik cerraha danışarak kişiselleştirilmiş bir değerlendirme almak önemlidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe loading="lazy" title="KEPÇE KULAK AMELİYATI NASIL YAPILIR?" src="https://www.youtube.com/embed/RDUkUqA79ts" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/kepce-kulak-estetigi/">Kepçe Kulak Ameliyati Ankara</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Dikleştirme Ameliyatı Ankara (Mastopeksi)</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/meme-diklestirme-mastopeksi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=meme-diklestirme-mastopeksi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2023 09:56:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Estetiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=79</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme dikleştirme ameliyatı Ankara nedir? Meme dikleştirme ameliyatı Ankara (mastopeksi), zamanla sarkmış, formunu kaybetmiş memelerin yeniden şekillendirilerek daha dik ve...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/meme-diklestirme-mastopeksi/">Meme Dikleştirme Ameliyatı Ankara (Mastopeksi)</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b data-olk-copy-source="MessageBody">Meme dikleştirme ameliyatı Ankara nedir?</b></p>
<p>Meme dikleştirme ameliyatı Ankara (mastopeksi), zamanla sarkmış, formunu kaybetmiş memelerin yeniden şekillendirilerek daha dik ve estetik bir görünüme kavuşmasını sağlayan cerrahi bir işlemdir.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="MEME DİKLEŞTİRME AMELİYATI KİMLER İÇİN UYGUNDUR?" src="https://www.youtube.com/embed/C-nwoz8ZfxU" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p><b>Meme neden sarkar?</b><b></b></p>
<p>Meme dokusu; geçirilen doğumlar, emzirme süreci, kilo alıp verme sonucu veya genetik olarak aşağı doğru sarkabilmektedir. Doğum ve emzirme sonucundaki hormonal etkiler sonucunda meme dokusu büyür ve meme derisi de buna adapte olarak genişler. Emzirme süreci bitip hormon etkisi ortadan kalkınca meme dokusu, tekrar küçülür ancak meme derisinin elastikiyet kabiliyeti yeterli olmadığı için deri, küçülen meme dokusuna adapte olamaz. Sonuç olarak deri, meme dokusuna göre bol kalır ve bu da sarkık bir meme görünümüne neden olur.</p>
<p><b>Kimler meme dikleştirme ameliyatı için uygundur?</b></p>
<p>Meme dikleştirme ameliyatı, memelerinde sarkma yaşayan ve estetik görünümünü iyileştirmek isteyen her kadın için uygundur. Özellikle hamilelik, emzirme, hızlı kilo alıp verme gibi süreçler sonrasında memelerinde hacim kaybı ve sarkıklık oluşan kadınlar bu ameliyatı tercih edebilir. Aynı zamanda, ameliyat için genel sağlık durumu iyi olan, ciddi bir hastalığı bulunmayan, sigara içmeyen ve ameliyattan gerçekçi beklentileri olan kişiler bu işlem için daha uygun adaylardır.</p>
<p><b>Meme Dikleştirme Ameliyatında Silikon Protez Kullanmak Gerekli midir?</b></p>
<p>Hayır, her meme dikleştirme ameliyatında silikon protez kullanılması gerekmez. Silikon implant kullanımı, memenin mevcut hacmine ve hastanın istediği görünüme göre belirlenir.Eğer kişinin kendi meme dokusu yeterliyse ve yalnızca sarkıklık sorunu varsa, sadece dikleştirme işlemi yeterli olabilir.<br />
Ancak kişi daha dolgun, daha hacimli bir meme görünümü istiyorsa ve mevcut meme hacmi bu sonucu vermeye yetmiyorsa, silikon protez kullanılarak hem dikleştirme hem büyütme işlemi birlikte yapılabilir. Bu kombine işlem, daha estetik ve genç bir meme görünümü sağlar.</p>
<p><b>Özetle:</b><b></b></p>
<ul>
<li>Yeterli meme hacmi varsa → Sadece dikleştirme yeterlidir.</li>
<li>Meme hacmi yetersizse ve dolgunluk isteniyorsa → Silikon protez ile birlikte dikleştirme yapılabilir.</li>
</ul>
<p><b>Meme dikleştirme ameliyatı ile meme küçültme aynı şey mi?</b></p>
<p>Hayır. Meme dikleştirme, memenin sadece daha yukarı alınarak dikleştirilmesini sağlar. Meme küçültme ise fazla meme dokusunun alınmasıyla hacimsel bir azalma sağlar. Ancak bazı durumlarda her iki işlem birlikte de yapılabilir.</p>
<p><b>Ameliyat nasıl yapılır?</b><b></b></p>
<p><b>1. Anestezi uygulaması:</b></p>
<p>Ameliyat genel anestezi altında yapılır. Bu sayede hasta operasyon boyunca uyur ve ağrı hissetmez. İşlem süresi genellikle 3-4 saat civarıdır.</p>
<p><b>2. Kesilerin planlanması:</b></p>
<p>Cerrah, memedeki sarkmanın derecesine göre aşağıdaki kesilerden birini uygular:</p>
<ul>
<li><b></b><b>Periareolar (Donut) Tekniği:</b> Yalnızca meme başı çevresinden yapılır. Hafif sarkmalarda tercih edilir. Donut tekniği, iz bırakmama açısından avantaj sağlar.</li>
<li><b></b><b>Vertikal (lolipop) Tekniği:</b> Meme başı çevresi ve aşağıya doğru dikey bir kesi içerir. Orta derecede sarkmalarda kullanılır.</li>
<li><b></b><b>Ters T Tekniği:</b> En yaygın kullanılan tekniktir. Meme başı çevresi, aşağıya dik inen ve meme altı kıvrımında yatay bir kesi içerir. İleri derecede sarkmalarda tercih edilir.</li>
</ul>
<p><b>3. Meme dokusunun yeniden şekillendirilmesi:</b></p>
<ul>
<li>Meme başı yukarı taşınır ve gerektiğinde küçültülür.</li>
<li>Fazla deri çıkarılır, cilt gerginleştirilir.</li>
<li>Meme dokusu yeniden şekillendirilerek daha dik, sıkı ve doğal bir form elde edilir.</li>
<li><b>4. Gerekirse silikon implant yerleştirme:</b></li>
<li>Eğer hasta dolgunluk da istiyorsa, aynı seansta uygun boyutta silikon protez (implant) yerleştirilerek meme hem dikleştirilir hem de büyütülür.</li>
</ul>
<p><b>Ameliyat sonrası iyileşme süreci nasıldır?</b></p>
<p>Meme dikleştirme ameliyatı sonrasında iyileşme süreci genellikle konforludur ve çoğu hasta birkaç hafta içinde normal yaşamına döner. Ancak bu süreçte dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar vardır:</p>
<p><b>1. Dren kullanımı:</b></p>
<p>Ameliyat sırasında, kan ve sıvı birikimini önlemek amacıyla <b>dren</b> (ince tüp şeklinde bir hazne) yerleştirilebilir. Dren kullanımı zorunlu değildir, ancak cerrahın tercihine ve uygulanan tekniğe göre gerekebilir. Drenler genellikle <b>2-3 gün </b>sonra alınır.</p>
<p><b>2. İlk günlerdeki şikayetler:</b></p>
<p>Ameliyat sonrası ilk birkaç gün boyunca:</p>
<ul>
<li>Hafif-orta düzeyde <b>ağrı ve hassasiyet</b><b></b></li>
<li><b></b><b>Şişlik (ödem)</b> ve</li>
<li>Hafif <b>morluklar</b> görülebilir.<br />
Bu şikayetler normaldir ve genellikle reçete edilen ilaçlarla kolayca kontrol altına alınabilir.</li>
</ul>
<p><b>3. Günlük hayata dönüş:</b></p>
<ul>
<li>Hastalar genellikle <b>1 hafta – 10 gün</b> içinde masa başı işlere ve hafif günlük aktivitelere dönebilir.</li>
<li>Ağır fiziksel aktivitelerden, ani kol hareketlerinden ve ağır kaldırmaktan <b>en az 6 hafta</b> kaçınılmalıdır.</li>
</ul>
<p><b>4. Spor ve egzersiz:</b></p>
<ul>
<li>Spor yapmaya ve egzersize <b>1,5 – 2 ay sonra</b>, cerrahın onayıyla başlanmalıdır.</li>
<li>Yüzme, koşu ve ağırlık kaldırma gibi aktiviteler iyileşme süreci tamamlanmadan yapılmamalıdır.</li>
</ul>
<p><b>5. Sütyen kullanımı:</b></p>
<p>Ameliyat sonrası, memelerin yeni şeklini koruması ve ödemin azalması için özel bir <b>korse tipi sporcu sütyeni</b> kullanılır. Bu sütyen, <b>4 ila 6 hafta</b> boyunca, gece gündüz takılır.</p>
<p><b>6. Ameliyat sonucu:</b></p>
<p>Ameliyat sonrası, ödemler geçtikten sonra memenin tam şeklini alması en erken 3 ayı bulmaktadır.</p>
<p><b>Meme Dikleştirme Ameliyatı sonrasında iz kalır mı?</b><b></b></p>
<p>Evet, ancak izler zamanla silikleşir. 1 sene sonra son halini alır. Bu süreçte iz oluşumunu azaltan silikon jeller önerilmektedir. Yine de iz belirginliği, kişinin cilt yapısına göre değişiklik göstermektedir.</p>
<p><b>Meme dikleştirme ameliyatı sonuçları kalıcı mıdır?</b></p>
<p>Bu kişinin cilt kalitesine ve yaşam tarzına göre değişmektedir. Gebelik, yaşlanma, yerçekimi ve kilo değişimleri nedeniyle zaman içinde tekrar sarkmalar olabilir.  Sağlıklı yaşam tarzı, stabil kilo ve sütyen kullanımı bu süreci yavaşlatır.</p>
<p><b>Meme dikleştirme ameliyatı riskleri nelerdir?</b></p>
<p>Her cerrahi işlemde olduğu gibi meme dikleştirme de bazı riskler içerir. Kanama, enfeksiyon, geç iyileşme, iz kalması, meme başı duyusunda değişiklik gibi komplikasyonlar nadiren görülür. Sigara içenlerde ve kilo fazlalığı olanlarda bu komplikasyonlar daha fazla görülmektedir. Cerrahınızla ameliyat öncesi ve sonrası yapılması gereken tüm adımları titizlikle takip ederek bu riskleri minimize edebilirsiniz.</p>
<p><b>Meme dikleştirme sonrası emzirme mümkün mü?</b></p>
<p>Ameliyat sonrası emzirme durumu, meme dokusunu şekillendirmede kullanılan tekniğe göre değişmektedir. Eğer hasta yakın gelecekte çocuk sahibi olmayı ve emzirmeyi planlıyorsa, bu durum mutlaka <b>ameliyat öncesinde cerrahla paylaşılmalıdır</b>. Böylece cerrah, süt kanallarını koruyacak cerrahi teknikleri tercih edebilir. Ancak gebelik ve emzirme sonrası memede tekrar sarkma yaşanabileceği unutulmamalıdır.</p>
<p><b>Emzirme döneminden ne kadar süre sonra meme dikleştirme yapılabilir?</b></p>
<p>Emzirme dönemi bittikten en az 6 ay, ideal olarak 1 yıl geçtikten sonra meme dikleştirme ameliyatı yapılabilir. Süt kanallarının tamamen boşalması ve memenin son şeklini alması için bu süre gereklidir.</p>
<p><b>Sonuç:</b></p>
<p>Meme dikleştirme ameliyatı, hem fiziksel hem de psikolojik olarak birçok kadının kendini daha iyi hissetmesini sağlayan, güvenli ve etkili bir estetik operasyondur.</p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/meme-diklestirme-mastopeksi/">Meme Dikleştirme Ameliyatı Ankara (Mastopeksi)</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Küçültme</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/meme-kucultme-ameliyati-ankara/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=meme-kucultme-ameliyati-ankara</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2023 09:50:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Estetiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=72</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme küçültme ameliyatı Ankara nedir? Meme küçültme (göğüs küçültme) ameliyatı, fazla meme dokusunun ve cildin cerrahi olarak çıkarılması ve yeniden...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/meme-kucultme-ameliyati-ankara/">Meme Küçültme</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı Ankara nedir?</span></h1>
<p>Meme küçültme (göğüs küçültme) ameliyatı, fazla meme dokusunun ve cildin cerrahi olarak çıkarılması ve yeniden şekillendirilmesi işlemidir. Büyük göğüsler hem sağlık hem estetik görünüm olarak kişiyi oldukça rahatsız etmektedir.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı Ankara nasıl yapılır?</span></h3>
<p>Meme küçültme ameliyatı genel anestezi altında hastane koşullarında yapılır. Meme küçültme ameliyatı, fazla meme dokusunun çıkarılması, meme dokusunun yeniden şekillendirilmesi ve aşağı sarkmış olan meme başının konumunun tekrar olması gereken yukarı pozisyona düzeltilmesini içerir.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="MEME KÜÇÜLTME AMELİYATI NASIL YAPILIR?" src="https://www.youtube.com/embed/U4cwRCisDRY" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı Ankara ne kadar sürer?</span></h3>
<p>Meme küçültme ameliyatının süresi hastanın meme boyutuna, ameliyatın kapsamına ve cerrahın tercih ettiği tekniklere bağlı olarak değişir. Genellikle 2 ila 4 saat arasında sürer.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı Ankara sonrası dren konulur mu?</span></h3>
<p>Meme küçültme ameliyatı sonrası birer adet dren konulur. Drenler, biriken kanı toplama vazifesi görür. Drenlere gelen kan miktarı 2-3 gün takip edilir. Gelen kan azaldığında drenler çekilir.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı için ne tür bir iyileşme süreci beklenir?</span></h3>
<p>İyileşme süreci kişiden kişiye değişir, ancak genellikle 10-15 gün içinde normal aktivitelere dönülebilir ve memedeki ödemlerin geçip memenin tam şeklini alması yaklaşık 3 ayı bulmaktadır.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı sonrası ne kadar süre sütyen takılır?</span></h3>
<p>Meme küçültme ameliyatından korse tarzı özel bir sütyenle çıkarsınız. Sütyenin destekleyici yapısı sayesinde ödem daha çabuk azalmaktadır. 1 ay kadar bu özel sütyeni kullanmanızı öneririz. 1 aydan sonra altı balensiz ve desteksiz olan herhangi bir sütyen kullanabilirsiniz.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="MEME ESTETİĞİ AMELİYATINDAN SONRA SÜTYEN KULLANIMI NASIL OLMALI?" src="https://www.youtube.com/embed/q9c4HtNulbk" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatının riskleri nelerdir?</span></h3>
<p>Meme küçültme ameliyatının riskleri arasında kanama, enfeksiyon, duyusal değişiklikler, izlerin belirginleşmesi ve meme başı hissinde kayıplar bulunur.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatının maliyeti nedir?</span></h3>
<p>Meme küçültme ameliyatının maliyeti, ameliyatın kapsamına, cerrahın deneyimine, hastanenin konumuna ve diğer faktörlere bağlı olarak değişir.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı sonrası iz kalır mı?</span></h3>
<p>Evet, meme küçültme ameliyatı sonrası, meme halkası etrafında dairesel olarak, meme halkasından meme altı kıvrımına doğru dik olarak ve meme altı kıvrımı boyunca Ters T şeklinde izler kalmaktadır. İzler başta daha belirgin olup 3 aydan itibaren giderek belirginliği azalmakta ve 1 senede son halini almaktadır. İzlerin belirginliği, kişiden kişiye oldukça değişmektedir. Bazı kişilerde izler neredeyse belli belirsiz kalırken bazı kişilerde daha belirgin kalabilmektedir. Özellikle sigara içen, fazla kilolu kişilerde iyileşme daha geç olmakta ve buna bağlı izler, daha belirgin kalabilmektedir. İz belirginliğini azaltmak için 3. Haftadan itibaren iz kremleri kullanımı önerilmektedir.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="MEME KÜÇÜLTME AMELİYATI SONRASI İZ KALIR MI?" src="https://www.youtube.com/embed/3NLXezP-z0Q" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı için ideal aday kimdir?</span></h3>
<p>Meme küçültme ameliyatı için ideal adaylar, fiziksel ve duygusal olarak hazır olan, meme büyüklüğünden rahatsızlık duyan ve genel sağlık durumu iyi olan ve aşırı kilolu olmayan kişilerdir.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatının bir yaş sınırı var mıdır?</span></h3>
<p>Meme küçültme ameliyatı, meme gelişiminin tamamlandığı 18 yaş bitiminden itibaren yapılabilir.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatının faydaları nelerdir?</span></h3>
<p>Meme küçültme ameliyatının faydaları arasında fiziksel rahatlık, daha iyi duruş, estetik görünüm ve psikolojik iyileşme bulunabilir. Büyük göğüslere sahip olmak sıklıkla sırt ve boyun ağrıları, meme altı pişikleri, duruş bozuklukları gibi kronik sağlık problemlerine neden olmaktadır. Hastalar, bu şikayetlerinin yanı sıra göğüslerin estetik görünümünden de rahatsız olmakta ve istedikleri kıyafetleri giyememe, kilolu olmadıkları halde</p>
<p>kiloluymuş gibi görünmeleri nedenleri ile de göğüs küçültme operasyonu talep etmektedirler. Bu hastalarımız, sırtlarında taşıdıkları büyük bir yükten kurtuldukları için operasyondan sonra hayat kaliteleri artmaktadır.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı sonrası memenin görünümü nasıl olur?</span></h3>
<p>Meme küçültme ameliyatı sonrasında meme daha küçük ve daha dik ve sıkı bir görünüme sahip olur. Cerrahın kullandığı tekniklere ve kişinin vücut yapısına bağlı olarak, meme şekli ve görünümü değişebilir.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="MEME KÜÇÜLTME AMELİYATI SONRASI KİLO ALINIRSA MEME TEKRAR BÜYÜR MÜ?" src="https://www.youtube.com/embed/lEf3VHpGtcQ" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı sonrası emzirme mümkün müdür?</span></h3>
<p>Göğüs küçültme ameliyatı sonrası emzirme konusu, tartışmalı bir konudur. Meme küçültme ameliyatı sonrasında emzirme yeteneği etkilenebilir. Meme başı ve etrafındaki meme dokusunun korunduğu teknikler, teorik olarak emzirme fonksiyonunu korur. Ancak yine de hastaların yaklaşık yarısının emziremediği veya gelen süt miktarının yeterli olmadığı yapılan çalışmalarda gözlenmiştir. Bunun nedeni ameliyat olmamış normal kadınlarda olduğu gibi psikolojik veya hormonal temelli olabileceği gibi operasyona bağlı da olabilir. Bu nedenle operasyon sonrası emzirme fonksiyonunun etkilenebileceği akılda tutulmalıdır.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı sonrası ağrı nasıl kontrol edilir?</span></h3>
<p>Meme küçültme ameliyatı sanıldığının aksine çok ağrılı bir ameliyat değildir. Ameliyat sonrası ağrı genellikle reçeteli veya reçetesiz ağrı kesicilerle kontrol edilir. Cerrahınızın yönlendirmelerini takip etmek ve ağrı kesicileri düzenli olarak kullanmak önemlidir.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı sonrası ne zaman işe dönebilirim?</span></h3>
<p>İşe dönme süresi kişiden kişiye değişir, ancak genellikle hafif işlerde bir hafta içinde işe dönülebilir. Daha ağır işlerde ise işe dönme süreci uzayabilir.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı için ne kadar bir iyileşme süresi gereklidir?</span></h3>
<p>Tam iyileşme süresi kişinin vücut yapısına, ameliyatın kapsamına ve iyileşme hızına bağlıdır. Genellikle birkaç hafta ila birkaç ay sürebilir.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı sonrası spor yapabilir miyim?</span></h3>
<p>Cerrahınızın önerilerine bağlı olarak, ameliyattan sonra belirli bir süre boyunca spor yapmak önerilmeyebilir. Genellikle iyileşme sürecinin tamamlanması beklenir.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı sonrası komplikasyonlar nelerdir?</span></h3>
<p>Komplikasyonlar arasında kanama, enfeksiyon, dikişlerin ayrılması, duyusal değişiklikler, izlerin belirginleşmesi, meme başı hissinde kayıplar ve nadiren meme başı veya cildi nekrozu bulunabilir.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı sonrası meme duyarlılığı değişir mi?</span></h3>
<p>Evet, meme küçültme ameliyatı sonrasında meme duyarlılığında değişiklikler olabilir. Meme duyusu değişiklikleri genelde 3-6 ay içerisinde düzelmektedir. Ancak nadiren kalıcı duyu değişiklikleri olabilir. Bu değişiklikler kişiden kişiye farklılık gösterebilir.</p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı öncesi nelere dikkat etmeliyim?</span></h3>
<p>Meme küçültme ameliyatı öncesinde sigara içmeyi en az 3 hafta önce bırakılmalı, sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürülmeli ve cerrahın önerileri doğrultusunda hazırlık yapılmalıdır. Aşırı kilolu olan kişilerin bu ameliyat öncesi biraz kilo vermeleri ameliyat risklerini azaltmak için cerrah tarafından önerilebilir.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="MEME KÜÇÜLTME AMELİYATININ İYİLEŞME DÖNEMİNİ SİGARA İÇİMİ ETKİLER Mİ?" src="https://www.youtube.com/embed/LGRi4Gm6oq8" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<h3><span style="color: #be449d;">Meme küçültme ameliyatı için hangi teknikler kullanılır?</span></h3>
<p>Meme küçültme ameliyatında çok farklı teknikler kullanılmakla beraber temelde yapılan işlem, meme başı ve meme halkasını, etrafında bir meme dokusuyla beraber daha yukarı konumlandırmak, fazla meme dokusunu çıkarmak ve kalan meme dokusunu meme başı etrafında tekrar şekilllendirmekten ibarettir. Bu operasyonda, geniş olan meme halkası (areola) küçültülerek normal boyuta getirilir. Özellikle koltuk altına doğru yana taşan göğüslere sahip olan kişilerde ilave olarak liposuction kullanımı da gerekebilir.</p>
<p>Çok aşırı büyük memelerde meme başının yukarı pozisyona taşınması dolaşımsal problem yaratacağı için ‘Free Nipple’ adı verilen meme başının meme dokusuyla bağlantısının tamamen ayrılıp meme küçüldükten sonra bir yama olarak meme dokusu üstüne konulduğu tekniğin uygulanması gerekebilir. Bu teknikle operasyon sonrası meme başı duyusu olmaz ve emzirme fonksiyonu olmaz. Cerrah, hastanın ihtiyaçlarına ve isteklerine göre uygun tekniği belirleyecektir.</p>
<p>Bu cevaplar, meme küçültme ameliyatı hakkında genel bilgiler içerir. Ancak, her hasta farklıdır ve spesifik durumlarına göre cerrahlarıyla detaylı bir şekilde konuşmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/meme-kucultme-ameliyati-ankara/">Meme Küçültme</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altın İğne Radyofrekans Uygulaması</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/altin-igne-radyofrekans-uygulamasi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=altin-igne-radyofrekans-uygulamasi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Dec 2023 10:56:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ameliyatsız Estetik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=274</guid>

					<description><![CDATA[<p>Altın iğne radyofrekans uygulaması, cilt sıkılaştırma ve gençleştirme amacıyla kullanılan günümüzdeki en etkili ameliyatsız tedavi yöntemlerinden biridir. Bu yöntemde, özel...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/altin-igne-radyofrekans-uygulamasi/">Altın İğne Radyofrekans Uygulaması</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Altın iğne radyofrekans uygulaması, cilt sıkılaştırma ve gençleştirme amacıyla kullanılan günümüzdeki en etkili ameliyatsız tedavi yöntemlerinden biridir. Bu yöntemde, özel tasarlanmış altın kaplamalı ince iğneler kullanılarak cilt altına radyofrekans enerjisi iletilir. Radyofrekans enerjisi, cilt altındaki dokularda kontrollü bir ısı oluşturarak kolajen ve elastin üretimini artırır. Bu da cildin sıkılaşmasına ve gençleşmesine katkıda bulunur.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="ALTIN İĞNE RADYOFREKANS CİHAZI" src="https://www.youtube.com/embed/mRdb6W8BpfQ" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p>İşlem için kullanılan mikro iğnelerin altınla kaplı olmasından dolayı Altın İğne Uygulaması olarak adlandırılmıştır. Bu uygulama aynı zamanda Fraksiyonel Radyofrekans, İğneli Fraksiyonel Radyofrekans ve İğneli Radyofrekans isimleri ile de adlandırılmaktadır. Tümü aynı uygulamalardır.</p>
<p>Radyofrekans uygulamaları tıpta uzun zamandır farklı amaçlar ile kullanılan yöntemlerdir. Günümüzde cilt uygulamalarında radyofrekans enerjisinin altın kaplamalı mikro iğnelerle yoluyla cilt altı dokulara iletilmesi, oldukça etkili bir ameliyatsız cilt gençleştirme seçeneği oluşturmuştur.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="ALTIN İĞNE RADYOFREKANS TEDAVİSİ KİMLER İÇİN UYGUNDUR?" src="https://www.youtube.com/embed/mxc4qRxHnD4" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p><iframe loading="lazy" title="ALTIN İĞNE RADYOFREKANS UYGULAMASI ERKEKLER İÇİN UYGUN MUDUR?" src="https://www.youtube.com/embed/Xan4zLA1NMY" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<h2><strong>Altın İğne Radyofrekans Uygulaması Nasıl Etki Eder?</strong></h2>
<p>Uygulamada kullanılan cihazın başlığı içerisinde 36 adet altın kaplamalı mikro iğne olup, bu mikro iğneler cilt içerisinde 0,2 mm’den 6 mm’ya kadar olan derinliğe ulaşıp hedeflenen derinliğe altının iletkenliği sayesinde radyofrekans enerjisi gönderebilmektedir. Mikro iğneler cildin üst tabakası olan epidermisi atlayıp cildin orta ve alt tabakalarına radyofrekans enerjisi gönderdiği için cildin üst tabakası hasar almamakta ve enerji hedeflenen dokuya kontrollü olarak iletilebilmektedir. Uygulama süresince iğnelerden dokuya ısı verilerek kolajen ve elastin lifler uyarılmaktadır. Bu sayede ciltte bir yeniden onarım ve yapılanma süreci başlamakta ve yeniden kolajen üretimi ve hasarlı kolajenin tamiri gerçekleşmektedir. Bu yeniden onarım kişinin kendi öz dokusuyla olmaktadır. Böylece ciltte yenilenme, hasarlı dokuların onarımı, parlak ve gergin bir cilt oluşumu gözlenir. Sonuç olarak eski teknolojilere göre çok daha az hasarla çok daha iyi sonuçlar alınabilmektedir.</p>
<h2><strong>Altın İğne Radyofrekans Uygulamasının Kullanım Alanları Nelerdir?</strong></h2>
<ul>
<li>Cilt kırışıklıklarının tedavisi,</li>
<li>Cilt yenilenmesi ve kalitesinin arttırılması,</li>
<li>Cildin daha sıkı hale gelmesi,</li>
<li>Çatlakların(striaların) tedavisi,</li>
<li>Yüz, boyun, dekolte bölgesi sarkmaları,</li>
<li>Kol ve bacaklardaki sarkmaların tedavisi,</li>
<li>Sivilce izlerinin (akne skarları) tedavisi,</li>
<li>Cilt lekelerinin tedavisinde,</li>
<li>Cilt tonunun eşitlenmesinde,</li>
<li>Yara izi (skar) tedavisi,</li>
<li>Gözeneklerin sıkıştırılması,</li>
<li>Siyah noktaların azalması,</li>
<li>Göz altı bölgesinin sıkılaşması.</li>
</ul>
<p><iframe loading="lazy" title="ALTIN İĞNE RADYOFREKANS TEDAVİSİ HANGİ CİLT PROBLEMLERİ İÇİN KULLANILIR?" src="https://www.youtube.com/embed/Y157I5Sx4Bc" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p><iframe loading="lazy" title="ALTIN İĞNE RADYOFREKANS TEDAVİSİ HANGİ BÖLGELERE UYGULANIR?" src="https://www.youtube.com/embed/O1XY5rC1vQk" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<h2><strong>Altın İğne Radyofrekans Uygulaması Nasıl Yapılmaktadır?</strong></h2>
<p>Altın İğne Radyofrekans uygulaması oldukça konforlu bir uygulamadır. Altın İğne uygulaması öncesinde anestezik kremler kullanılarak cildin uyuşması sağlanır. Sonrasında cilt dezenfekte edilir ve her hasta için özel başlıklarla, planlanan tedaviye uygun olarak seçilen  enerji ve derinlik ayarları yapılarak hedeflenen bölge tedavi edilir.  FDA onaylı olan cihazın soğutma başlığı sayesinde ağrısız bir tedavi yapılabilmektedir. Çok sayıda <strong>altın uçlu iğneler</strong><strong>,</strong> ciltte fraksiyonel mikro delikler oluşturur ve iğne ucundan iletilen ve ciltle temas etmeyen radyofrekans ile cildin alt tabakasında kolajen ve elastin üretimi tetiklenir.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="ALTIN İĞNE RADYOFREKANS NASIL UYGULANIR?" src="https://www.youtube.com/embed/uy8mdIre52w" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p>Uygulama ortalama 20 dk sürmektedir. Uygulama sonrasında rahatlatıcı bakımlarla tedavi tamamlanır.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="ALTIN İĞNE RADYOFREKANS AĞRILI BİR UYGULAMA MIDIR?" src="https://www.youtube.com/embed/KBsB2PKB7YM" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<h2><strong>Altın İğne Radyofrekans Uygulaması Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></h2>
<ul>
<li>Uygulama sonrası ilk 3- 4 saat ciltte kızarıklık beklenir, ilerleyen saatlerde giderek azalır.</li>
<li>Uygulama sonrası ilk 24 saat yüz yıkanmamalıdır, makyaj yapılmamalıdır.</li>
<li>Uygulama sonrası ilk 1 hafta cilt bakımında retinoidler, glikolik asit, salisilik asit gibi soyucu tahriş edici aktif içerikler kullanılmamalıdır.</li>
<li>Uygulama sonrasında kızarıklığın yanında hafif ödem, kuruluk ve gerginlik hissedilebilir. Uygun nemlendiricilerle cilt rahatlatılır.</li>
<li>Uygulama sonrası buz kompres, işlemin etkisini azaltabileceği için önerilmemektedir.</li>
<li>Uygulama sonrası özelikle ilk hafta sauna, hamam gibi aşırı sıcak ortamlar ve güneş maruziyetinden kaçınılmalı ve mutlaka güneş koruyucu kremler kullanılmalıdır.</li>
<li>Mikro kabuklanmalar oluşabilir, oluşursa birkaç gün içinde kendiliğinden dökülürler. Bunları temizlemeye, koparmaya çalışmak iyileşmeyi geciktireceği için önerilmez.</li>
<li>Vücut uygulamalarında, çatlak tedavisinde daha derin planda ve daha yoğun enerji ile çalışıldığı için kızarıklık ve mikro kabuklanmalar 1 hafta kadar sürebilir.</li>
</ul>
<p><iframe loading="lazy" title="ALTIN İĞNE RADYOFREKANS UYGULAMASI SONRASI GÜNLÜK HAYATA NE ZAMAN DEVAM EDİLİR?" src="https://www.youtube.com/embed/Lp3v2wNuZLQ" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<h3><strong>Altın İğne Radyofrekans Uygulaması Kaç Seans Uygulanmalıdır?</strong></h3>
<p>İlk uygulama sonrasında 1-2 hafta içerisinde ciltte parlaklık, canlılık, gözeneklerde daralma ve cilt kalitesinde artma gözlenmeye başlanır. Cilt gençleştirme ve sıkılaştırma amacıyla yapılan uygulama genelde, 1 ay ara ile 3 seans olarak planlanır. Akne izleri, yara izleri ve çatlak tedavisinde seans sayılarının 3 seanstan fazla olarak planlanması gerekebilir. İşlemin maksimum etkisi son seanstan 3-4 hafta sonra görülecektir. Cildin durumuna ve ihtiyaçlarına göre seans sayısına karar verilmelidir.</p>
<h3><strong>Altın İğne Radyofrekans Uygulamasının Avantajları Nelerdir?</strong></h3>
<ul>
<li>Ciltte soyulma olmaz. Minimal bir iyileşme süresi gerektirir. Tedavi sonrası hafif kızarıklık ve ödem olabilir. Ancak bu genellikle çok kısa sürede geçer.</li>
<li>Anında sosyal hayata devam edilebilir.</li>
<li>İlk seanstan itibaren gözle görülür sonuçlar elde edilir.</li>
<li>Bu tedavi, yüz, boyun, dekolte ve vücudun diğer bölgelerinde kullanılabilir. Bu sayede birçok farklı bölgede cilt iyileştirmesi sağlama potansiyeline sahiptir.</li>
<li>Doğal görünüm sağlar.</li>
<li>Kolajen ve elastin üretiminin artışı, tedavinin uzun vadeli etkiler oluşturmasını sağlar, tedavinin ardından aylar boyunca devam eden iyileşmeler olur.</li>
<li>Yazın da uygulanabilir.</li>
<li>Tüm cilt tipleri ve cilt tonlarına uygun bir tedavi şeklidir.</li>
<li>Sonuçların başarısı klinik testlerle kanıtlanmıştır.</li>
</ul>
<p>Ancak, herkesin cilt tipi farklıdır, bu nedenle bireysel sonuçlar kişiden kişiye değişebilir</p>
<h3><strong>Altın İğne Radyofrekans Uygulaması Hangi Uygulamalarla Kombine Edilebilir?</strong></h3>
<p>Altın İğne Radyofrekans uygulaması; PRP, mezoterapi, somon DNA uygulamaları ile kombine edilebilir. PRP, kendi kanınızdan hazırlanan trombositten zengin plazmadır. Altın iğne uygulaması sonrası ciltte hazır açılmış olan kanallar mevcut olması nedeniyle PRP veya mezoterapi solüsyonu direk uygulama bölgesine sürülerek cilt içerisine enjekte edilmiş gibi bir fayda sağlanmış olur. PRP, somon DNA veya mezoterapi solüsyonu altın iğne uygulaması sonrasında uygulandığında işlemin etkisinin artması ve özellikle ciltte canlanma, nemlenme ve lekelerin açılması konusunda ekstra fayda oluşması sağlanmış olur.</p>
<h3><strong>Altın İğne Radyofrekans Uygulaması Hangi Durumlarda Uygulanmamalıdır?</strong></h3>
<p>Uygulama bölgesinde aktif bir enfeksiyon varsa, Herpes (uçuk) varlığında, hamilelik döneminde, kanser hastalarında, epilepsi hastalarında ve kalp pili olan kişilerde Altın İğne Radyofrekans uygulaması yapılmamalıdır.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="ALTIN İĞNE RADYOFREKANS TEDAVİSİ NEDİR?" src="https://www.youtube.com/embed/K5av6-HXPz4" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/altin-igne-radyofrekans-uygulamasi/">Altın İğne Radyofrekans Uygulaması</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Biyolojik Lifting Aşısı</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/biyolojik-lifting-asisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=biyolojik-lifting-asisi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 May 2023 13:34:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ameliyatsız Estetik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=266</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biyolojik Lifting Aşısı Biyolojik lifting, 6 nokta lifting, gençlik aşısı, biyolifting aşısı gibi farklı isimlerle bilinen uygulama, özellikle yüzünde sarkma...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/biyolojik-lifting-asisi/">Biyolojik Lifting Aşısı</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Biyolojik Lifting Aşısı</strong></h2>
<p>Biyolojik lifting, 6 nokta lifting, gençlik aşısı, biyolifting aşısı gibi farklı isimlerle bilinen uygulama, özellikle yüzünde sarkma ve elastikiyet kaybı olan ve tedavi için dolgu uygulaması istemeyen kişiler için oldukça uygun bir uygulamadır. Biyolojik lifting aşısı, içeriğinde iki farklı molekül ağırlığında saf hyalüronik asit ile bir disakkarid olan Trehaloz’dan oluşan yeni nesil bir gençlik aşısı kombinasyonudur. Hyaluronik asit, cildimizin temel yapı taşlarından biri olan bir moleküldür. Trehaloz ise sıklıkla çöl bitkilerinde bulunan, çok az miktarda su ile uzun süreler yaşayabilmelerine imkan veren bir moleküldür. Hyaluronik asit ve trehaloz birlikteliği sinerjistik etki sağlayarak hyaluronik asitin daha uzun süre dokuda tutunmasını sağlar ve etkinliğini arttırır.</p>
<p>Biyolojik lifting aşısı, yüz bölgesinde 6 nokta tekniği şeklinde uygulanır. Bu nedenle biyolojik lifting aşısına 6 nokta aşısı veya 6 nokta lifting de denilmektedir. Enjeksiyonun yapıldığı 6 nokta, yüzümüzde asıcı bağların bulunduğu bölgeler olup ürünün bu noktalara uygulanması, yüzdeki lifting yani yukarı kalkma etkisinin oluşmasını sağlamaktadır.</p>
<p>Bilindiği gibi yaşlanma süreci ile beraber elmacık kemiklerinin ve çene hattının belirginliği azalmakta ve burun kenarından ağız köşesine doğru uzanan nasolabial çizgiler belirginleşmekte, ağız köşesinden çene hattına doğru marionette dediğimiz oluklaşma oluşmaktadır. Biyolojik lifting aşısı, uygulandığı 6 noktada yüzde asıcı etki gösterip kollajen sentezini uyarmakta ve biyoyenilenme sağlayarak doğal bir şekilde yüzdeki sarkma görünümünü azaltmakta, nemini ve canlılığını arttırmaktadır. Uygulama sonrası nasolabial ve marionette oluklaşma görünümü de azaldığı için kişi, daha genç gözükmektedir.</p>
<h3><strong>Biyolojik Lifting Aşısı Nasıl Uygulanır?</strong></h3>
<p>Lokal anestezik kremlerle uyuşma sağlandıktan sonra yüzde belirlenen 6 noktaya ürün, enjeksiyon yoluyla uygulanır. İşlem sonrası noktasal kabarıklıklar oluşur ve bu kabarıklar çoğunlukla 3-4 saat içerisinde geçer. Yaklaşık 10 dakika süren konforlu bir uygulamadır. Kişi işlem sonrasında günlük yaşamına devam edebilir.</p>
<h3><strong>Biyolojik Lifting Aşısı Hangi Bölgelere Uygulanır?</strong></h3>
<p>Biyolojik Lifting Aşısı, yüzde 6 nokta tekniği ile lifting etkisi sağlamak dışında boyun, dekolte ve el bölgesine de uygulanabilmektedir. Bu bölgelerde uygulama şekli, yüz uygulamasından farklı olarak 1 er cm aralıklarla bütün bölgeye uygulama şeklindedir. Boyun, dekolte ve el bölgesinde de biyoyenileme etkisiyle kollajen artışı, sıkılaşma ve nem artışı sağlamaktadır.</p>
<h3><strong>Biyolojik Lifting Aşısı Kaç Seans Uygulanır?</strong></h3>
<p>Biyolojik lifting aşısı 3 hafta ara ile 2 seans şeklinde uygulanmaktadır. Uygulama sonrası giderek artan bir lifting ve nemlenme etkisi oluşmakla beraber nihai sonuç, 2. seanstan 3 hafta sonra belirginleşmektedir. Etkinin kalıcılığını sağlamak için 6-8 ay sonra işlemin tek seans şeklinde tekrarlanması önerilmektedir.</p>
<h3><strong>Biyolojik Lifting Aşısı Hangi Yaş Grubu için Uygundur?</strong></h3>
<p>Biyolojik Lifting Aşısı, hemen her yaş grubuna yapılabilmekle beraber yaşlanma etkilerinin başladığı 35 yaş sonrası kişiler için daha uygun bir uygulamadır. İlerleyen yaşlarda da uygulanabilir ancak yüzdeki sarkmanın çok fazla olduğu kişiler için yeterli gelmeyebilir. Biyolojik lifting aşısının, 35-65 yaş arası kişiler için daha uygun bir uygulama olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="BİYOLOJİK LİFTİNG UYGULAMALARI" src="https://www.youtube.com/embed/jbgOxrV77yE" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/biyolojik-lifting-asisi/">Biyolojik Lifting Aşısı</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda ev kazaları ve alınması gereken önlemler</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/cocuklarda-ev-kazalari-ve-alinmasi-gereken-onlemler/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=cocuklarda-ev-kazalari-ve-alinmasi-gereken-onlemler</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 15:00:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=159</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oldukça tatsız ama bir o kadar da önemli bir konu olan ev kazalarına, bir Plastik Cerrahi uzmanı olarak oldukça aşinayım....</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/cocuklarda-ev-kazalari-ve-alinmasi-gereken-onlemler/">Çocuklarda ev kazaları ve alınması gereken önlemler</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Oldukça tatsız ama bir o kadar da önemli bir konu olan ev kazalarına, bir Plastik Cerrahi uzmanı olarak oldukça aşinayım. Mert’in iyice ayaklandığı ve bebeklikten çocukluğa geçtiği bugünlerde, ev kazalarından korunma ve güvenlik önlemleri, kafamı devamlı meşgul etmekte. ‘Sakınan göze çöp batar’ diye bir deyim vardır ancak bence bu durumda geçerli değil.</p>
<p>Çocuklarımızı, özgürlüğünü ve merak duygusunu çok kısıtlamadan, gerekli güvenlik önlemlerini alarak mümkün olduğunca böyle kazalardan sakınmalıyız. Maalesef ‘ev kazaları’ ismi, oldukça basit gibi dursa da ölümle veya hayat boyu taşınacak bir sekelle de sonuçlanabilir. Evde çocukların başına aklınıza bile gelmeyecek kazalar gelebiliyor. Peki nedir bu kazalar? Önce bunu ve sonra da alabileceğimiz güvenlik önlemlerini konuşalım:</p>
<ul>
<li>        Yanıklar</li>
</ul>
<ol>
<li>Sıcak sıvı yanıkları</li>
<li>Temas yanıkları (soba vb.)</li>
<li>Elektrik yanıkları (prizler, kablolar)</li>
<li>Kimyasal yanıklar</li>
</ol>
<ul>
<li>         Düşme ve bir yere çarpma sonucu olan yumuşak doku yaralanmaları</li>
<li>         Elinde cam bardakla düşme sonucu bir yerlerinin kesilmesi</li>
<li>         Cam kapı, sehpa, vitrin gibi yerlere çarpıp bir yerlerinin kesilmesi</li>
<li>         Bıçak vb. kesici aletlerle yaralanma</li>
<li>         Kalem vb. sivri aletlerle ağız içi veya göz yaralanmaları</li>
<li>         Kapıya, çekmeceye, dolaba vs. parmağın sıkışması</li>
<li>         Yabancı cisim aspirasyonları (fındık, leblebi, düğme, bozuk para, pil, oyuncak parçaları vs.)</li>
<li>         Burun deliğine, kulak deliğine yabancı cisim sokulması (leblebi, pamuk vs.)</li>
<li>         Kimyasal madde içme sonucu zehirlenme ve/veya yemek borusu hasarı (deterjan vs.)</li>
<li>         İlaç içme</li>
<li>         Üzerine televizyon, şifonyer, dolap vs. düşmesi</li>
<li>         Yüksekten düşme (açık pencereden, balkondan)</li>
<li>         Balkon demirlerinin arasına kafasının sıkışması</li>
<li>         Dış kapıyı açıp dışarı çıkma sonucu başına gelebilecek bilumum kazalar</li>
<li>         Kova veya leğen içindeki suya düşme sonucu boğulma</li>
<li>         Perde kuşakları, stor perde zincirleri ile ası sonucu boğulma</li>
<li>        Çiçekleri yemek suretiyle zehirlenme</li>
<li>         Kanape ile duvar arasına sıkışıp boğulma</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Benim aklıma gelenler, duyduklarım, gördüklerim bunlar. Biliyorum insanın okurken bile nefesi daralıyor. Ama bunlar maalesef olabilen ve olan kazalar. Bu kazaları bilirsek, korunma yöntemlerini de elimizden geldiğince hayata geçirebiliriz diye düşünüyorum. Ben bu kazaları kendimce önlenebilir ve önlenemez (önlenmesi zor) kazalar olarak ikiye ayırıyorum. Mesela ortalıkta açıkta duran bir prize her çocuk parmağını sokar, oluşabilecek bir elektrik yanığı önlenebilir bir kazadır. Çünkü prize takılacak basit bir koruyucu, bu kazayı önler. Öte yandan yaşça daha büyük bir çocuğun, yanlışlıkla çocuğunuzun üzerine çay dökmesi, kaşla göz arasında olan öngörülmesi ve önlenmesi zor bir kazadır. Bu durumda ‘Olacağı varmış’ denilebilir. Bizim ebeveyn olarak görevimiz, paranoya boyutuna varmadan gerekli tedbirleri almak ve önlenebilir kazaların önüne geçmek olmalı. Şimdi de biraz alınabilecek önlemlerden bahsedelim. Plastik cerrahi ilgi alanı olan ‘yanık’ konusunu, önleme ve tedavi süreci olarak bir sonraki yazımda ayrıntılı olarak yazacağım için bu yazımda yer vermiyorum.</p>
<ul>
<li>        Sehpa, tv ünitesi köşelerine, köşe koruyucular konulması. Bunların kaliteli olanlarını almanızı tavsiye ederim, çünkü dandik olanların bantları iyi yapışmıyor ve çocuk çekince hemen çıkıyor. Ayrıca bütün kenarları kaplamak isterseniz rulo şeklinde satılan kenar koruyucuları kullanabilirsiniz.</li>
<li>         Uzanabileceği yerdeki kırılacak eşyaları kaldırmak</li>
<li>         Deterjan, ilaç vs. üst dolaplara kaldırmak veya konulduğu dolaba kilit takmak</li>
<li>         Bıçak vb. kesici aletleri üst çekmecelere kaldırmak veya çekmecelere kilit takmak</li>
<li>         Elinde kırılacak, batacak bir şey varken koşmaması için sık sık uyarmak</li>
<li>         Cam sehpa varsa kaldırmak veya üzerini kalın, yumuşak battaniye benzeri bir şeyle örtmek</li>
<li>         Parmakların kapıya sıkışmasını önlemek için kapılara, kapı stoperi takmak. Özellikle cereyan yapması sonucu kapının birden kapanmasıyla sık yaşanan bir hadise, okullarda da teneffüste çok sık oluyor.</li>
<li>         Buzlu camı olan kapılar çok tehlikeli, cereyanla birden kapanarak camları, çocukların üzerine düşebiliyor veya çocuklar koşarken çarpabiliyorlar. Evinizin içindeki kapılar böyleyse mümkünse değiştirin.</li>
<li>         Pencerelere kilit takmak veya kulplarını çıkarmak</li>
<li>         Balkonu kapattırmak veya resimde görüldüğü gibi balkon demirlerinin önüne file germek</li>
<li>         Televizyonu duvara sabitlemek. Bu gerçekten çok çok önemli, olmaz demeyin oluyor hem de çok sık oluyor ve olduğu vakit maalesef genelde beyin kanamasından öldürüyor. Nasıl oluyor derseniz; tv ünitesi veya sehpanın üzerine çıkıp devirebiliyorlar veya tv altındaki örtüyü çekip deviriyorlar. Bu süs örtülerini de çocuğun uzanabileceği her yerden kaldırmakta fayda var çünkü bunları çekmeye bayılıyorlar.</li>
<li>         Şifonyer, dolap, kütüphane, tv ünitesi gibi mobilyaları duvara sabitlemek. Çekmecelerini açıp üzerine çıkmak veya asılmak suretiyle üzerlerine devirebiliyorlar.</li>
<li>         Dış kapıyı kilitli tutmak, kilidi açabiliyorsa zincirlemek</li>
<li>         En az 4 yaşına kadar fındık, leblebi türü sert kuruyemiş vermemek ve ortalıkta bulundurmamak</li>
<li>         Yere çocuğun yutup aspire edebileceği bozuk para, pil vb. sert ve küçük şeyleri düşürmemeye dikkat etmek</li>
<li>         Perde kuşaklarını kaldırmak, stor perde zincirlerini bağlayıp, çocuğun uzanamayacağı yüksekliğe kısaltmak</li>
<li>         Kanapeyi, duvara ya tam yaslamak ya da çocuğun sıkışmayacağı kadar boşluk bırakmak</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bütün bunları yapmak, çocuğunuzun evde geçirebileceği bir kaza ihtimalini oldukça azaltacaktır diye düşünüyorum. Ama tabii ki çocuklarımız sadece kendi evlerinde vakit geçirmiyorlar; parka gidiyorlar, ananeye-babaanneye gidiyorlar, kreşe gidiyorlar. Her yeri kendi evimiz gibi düzenleyemeyiz ama özellikle misafir gidilen evlerde gözlerimizi çocukların üzerinden ayırmamakta fayda var. Çünkü benim gözlemim o ki; misafirlikte ya da eve misafir geldiğinde kazalar daha çok oluyor. Nedenlerinin de büyük ihtimalle kalabalık ortamda çocuklara yeterince dikkat edilememesi, farklı bir eve gelen çocuğun keşfetme isteğiyle her yere saldırması, birkaç çocuk bir araya gelince birbirlerini azdırmaları olduğunu düşünüyorum. Özellikle bayramlara dikkat, bayram telaşında bu kazalara çok rastlandığını görüyoruz.</p>
<p>Elbette çocuklar düşe kalka büyür; hepimiz öyle büyümedik mi? Hangimizin vücudunda çocukluğundan hatıra yara izleri yok ki? Çocuğun peşinde’ aman koşma, yapma, etme, düşersin!‘ diye dolaşmayı doğru bulmuyorum ama tamamen rahat olmak da bana göre değil. Bu kazaları gördükten, duyduktan sonra biraz obsesiflik bence gerekiyor. Çünkü işin ucunda, Allah korusun hayati tehlike veya ömür boyu taşınacak bir fonksiyon kaybı, sekel de var. Galiba en doğrusu; çocuklarımıza çok hissettirmeden gerekli tedbirleri alıp, gözümüzü üzerlerinden çok ayırmamak diye düşünüyorum.</p>
<p>Allah hepimizin evlatlarını kazalardan korusun…</p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/cocuklarda-ev-kazalari-ve-alinmasi-gereken-onlemler/">Çocuklarda ev kazaları ve alınması gereken önlemler</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cilt Kesilerine Yaklaşım: İz Kalır Mı?</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/cilt-kesiklerine-yaklasim-iz-kalir-mi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=cilt-kesiklerine-yaklasim-iz-kalir-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 14:48:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=147</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cilt yaralanmaları, dikiş ve yara izi konusuyla ilgili ayrıntılı bir yazı yazmak, uzun süredir aklımda. Ancak daha yeni vakit bulabildim....</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/cilt-kesiklerine-yaklasim-iz-kalir-mi/">Cilt Kesilerine Yaklaşım: İz Kalır Mı?</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cilt yaralanmaları, dikiş ve yara izi konusuyla ilgili ayrıntılı bir yazı yazmak, uzun süredir aklımda. Ancak daha yeni vakit bulabildim. Bu yaralanmalarla, çocukluk ve erişkin çağında düşme, çarpma, trafik kazaları, hayvan ısırıkları gibi nedenlerle, oldukça sık karşılaşıyoruz. Ancak böyle bir yaralanmayla karşılaşıldığında ne yapılması  gerektiği ve sonraki tedavi süreci  konusunda, doğru bilinen yanlışların oldukça fazla olduğunu gözlemliyorum.</p>
<p>Diyelim ki çocuğunuz parkta oynarken salıncağa çarptı ve kaşı yarıldı. Böyle bir durumda soğukkanlı olmak çok zordur, elimiz ayağımız birbirine dolanır. Bir yandan çocuğunuz ağlarken, bir yandan kaşından kanlar akmaktadır. Aklınıza bir sürü soru, hücum eder; ‘ Dikiş gerekir mi?’, ‘Acile mi götüreyim sağlık ocağına mı?’, ‘Ya kan durmazsa’, ‘İz kalır mı?’. Bu arada etrafta her kafadan bir ses çıkmaktadır, ne yapacağınızı şaşırır kalırsınız. Bu yazıyı yazmaktaki amacım, böyle bir durumda ne yapmanız gerektiğini anlatmak ve sonraki süreç ile ilgili doğru bilgiler vermek. Bu süreçte en can alıcı ve biz plastik cerrahların en en en çok duyduğu soru tabii ki de ‘İz kalır mı?’ sorusu. Bu yazıda iz konusunu ayrıntılı olarak ele almaya çalışacağım.</p>
<p>Peki başka hangi sorular ve taleplerle karşılaşıyoruz:</p>
<ol>
<li> Dikiş atmasak olmaz mı?</li>
<li>Dikiş, madem iz bırakıyor niye atıyorsunuz? Yapıştırma varmış, hiç iz bırakmıyormuş.</li>
<li>Bantlasak da dikiş izi kalmasa olur mu?</li>
<li>Estetik dikiş mi attınız?</li>
<li>Hocam noolur siz dikin de hiç iz kalmasın</li>
<li>İz bırakmayan krem varmış, sürünce iz geçecek değil mi?</li>
<li>Aman hocam lütfen iz kalmasın, ne gerekiyorsa yapalım.</li>
</ol>
<p>Gördüğünüz gibi sorular genelde iz ile ilgili. Merak etmeyin bu yazıda, bu soruların hepsini tek tek cevaplayacağım.</p>
<p>Öncelikle öğrenmeniz gereken şu ki; her kesiden sonra iz kalır. Kalan iz, dikişin değil kesinin izidir. Bunu ‘kesi izi’ veya ‘yara izi’ olarak ifade etmek daha doğru olacaktır. Ancak dikişlerin uzun süre alınmadığı veya kalın dikiş iplerinin kullanıldığı durumlarda, tren rayı görünümlü bir iz oluşabilir. Bu tür dikiş izleri, genellikle karın, bacak ve kalça bölgesi ameliyatlarından sonra görülür. Çünkü bu bölgelerde daha kalın dikişlerin kullanılması gerekmekte ve iyileşme daha geç olduğu için dikişler daha geç alınmaktadır. Yüzde ise aksine ince dikiş ipleri, yara dudaklarının yaklaşması için yeterli olmaktadır ve iyileşme çok hızlıdır, dikişler yaklaşık 1 hafta sonra alınabilir. Bu nedenle hasta, dikiş aldırmayı ihmal etmediği takdirde yüz bölgesinde, böyle tren rayı  görünümlü bir dikiş iziyle karşılaşmayız.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-445" src="http://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim6-300x212.jpg" alt="" width="300" height="212" srcset="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim6-300x212.jpg 300w, https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim6.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><em><strong>İyi iyileşmiş, az belirgin yara izi</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-446" src="http://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim7.jpg" alt="" width="276" height="183" /></p>
<p><em><strong>Tren rayı şeklinde dikiş izine bir örnek; okla gösterilen yatay çizgiler,</strong></em><br />
<em><strong> dikişlerin uzun süre ciltte kalmasına bağlıdır</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşte esas ‘dikiş izi’ budur.</p>
<p>Biz dönelim ‘kesi izi’ konusuna. Her kesiden sonra iz kalır dedik. Ancak bu iz, bazen belli belirsiz kalırken bazen de çok belirgin kalır. Nedir peki bu farkın nedenleri:</p>
<ol>
<li><strong>Kesinin derinliği</strong>, kesinlikle kalacak izi belirleyen en önemli faktördür. Derinin sadece en üst tabakaları kesildiğinde iyileşmesi gereken doku miktarı, daha az olduğu için iyileşme daha çabuk olur ve daha az belirgin bir iz kalır. Bu tür kesiler, yara dudakları birbirinden çok ayrılmamışsa dikişsiz bile tedavi edilebilir. Kesi derinliği, derinin tüm tabakalarını ve hatta deri altı dokuları da içerdiğinde ise iyileşmesi gereken doku miktarı daha fazladır. Sonuç olarak iyileşme daha uzun sürer ve daha<br />
belirgin bir iz kalır.</li>
<li><strong>Kesinin yerleşimi</strong>, bir diğer önemli faktördür. Klasik olarak kol, omuz, sırt, bacak gibi hareketli bölgelerdeki izler, genişleme eğilimindedir. Dikiş alındıktan sonra 1-2 mm genişliğinde olan koldaki iziniz, zamanla 1 cm genişliğe ulaşabilir. Göz kapağında ise aksine izler, belli belirsiz iyileşir.</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-440" src="http://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim9.jpg" alt="" width="300" height="214" /></p>
<p><em><strong>Genişleyerek iyileşmiş yara izi örneği</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yüzdeki bir kesi ise yüz çizgilerine paralel ise bu çizgilerin içinde kaybolur ve pek belli olmaz. Ancak yüz çizgilerine dik ise (örneğin alnın ortasındaki dik bir kesiyi düşünün) çok daha dikkat çekici olur.</p>
<ol>
<li><strong>Doku kaybı olması</strong>. Özellikle trafik kazası veya sürtünme tipi yaralanmalarda sık karşılaştığımız bir durumdur. Dokuların parçalanmasına bağlı sağlam yara dudakları arasında fazla mesafe olması nedeniyle yara onarımı, gergin olur. Bu nedenle yara izi, daha geniş ve belirgin kalır. Bu yara izleri, genellikle 6 ay-1 sene sonra yapılan ‘yara izi düzeltme’ (skar revizyonu) ameliyatı ile daraltılıp daha az belirgin hale getirilebilir.</li>
<li><strong>Kişinin genetik özellikleri</strong>. Bu çok önemli bir faktör. Yara izinin nasıl kalacağı, kişiden kişiye kesinlikle çok değişiyor. Bunu varsa sezeryan izinize bakarak çok rahat anlayabilirsiniz. Bu izin, 6 ay sonra sedef renginde belli belirsiz bir hale dönüşmesi beklenir. Ancak bazı kişilerde 2 sene geçmesine rağmen sezeryan izi, halen kahverengi ve oldukça belirgin halde kalabilir. Hatta daha şanssız bazı kişilerde ise bu iz, kırmızı ve deriden kabarık (hipertrofik skar) bir hal alabilir.</li>
</ol>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-447" src="http://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim8-300x205.jpg" alt="" width="300" height="205" srcset="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim8-300x205.jpg 300w, https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim8.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><em><strong>Hipertrofik skar görünümü</strong></em></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Genel bilgi olarak izlerin, beyaz tenlilerde daha az belirgin, esmerlerde ise daha çok belirgin kaldığı belirtilmekle beraber ben bu durumun aksini de çok gördüm. Ancak şu kesin ki yaşlılarda izler, daha az belirgin kalır. Bunun nedeni hem deri elastikiyetinin azalması hem de izlerin kırışıklıklar arasında kaybolmasıdır.</p>
<ol>
<li> Dikkat ederseniz yukarıda saydığım iz oluşumuna etki eden faktörlerin hiçbirisi bizim elimizde olan değiştirebileceğimiz faktörler değil. Elimizde olan tek faktör ise bu maddede bahsedeceğim; <strong>tedavi</strong>. Tedavide yaptığımız, yaralanma sonucu birbirinden ayrılmış olan yara dudaklarını, birbirine uygun şekilde yaklaştırmaktan (öpüştürmek) ibaret. Bunu da genellikle dikiş ile yapıyoruz. Ancak 1.maddede bahsettiğim gibi yüzeyel, yara dudaklarının birbirinden çok uzaklaşmadığı kesilerde, eğer hareketli bir bölge değilse, strip dediğimiz bantlarla veya doku yapıştırıcısı ile yara dudaklarının birbiriyle öpüşmesi sağlanabilir. Özellikle çocuklarda ağrısız bir işlem olması nedeniyle tercih edebiliyoruz. Ancak dediğim gibi kesi, ağız çevresi gibi hareketli bir bölgedeyse bant veya yapıştırıcı yeterli olmaz, ağız hareketiyle yara dudakları birbirinden tekrar uzaklaşabilir.</li>
</ol>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-442" src="http://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim11-300x215.png" alt="" width="300" height="215" srcset="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim11-300x215.png 300w, https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim11.png 320w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><em><strong>Yara dudaklarının, klasik dikişle birleştirilmesi</strong></em></p>
<p>Peki yara dudaklarını birbirine yaklaştırmazsak ne olur? Vücudumuzun yara iyileşme mekanizması, iki yara dudağı arasını iyileşme dokusu ile doldurarak iyileştirir. Ancak böyle bir kendi kendine iyileşme, hem daha uzun sürer hem de belirgin, geniş bir iz kalır. 1. maddede belirttiğim gibi kesi ne kadar derinse iyileşme o kadar uzun sürer ve daha kötü bir iz bırakır. Yani anlayacağınız gibi dikiş atmaktaki amacımız, herhangi bir enfeksiyonla karşılaşmadan daha çabuk iyileşmeyi ve daha az iz kalmasını sağlamak.</p>
<p>Tedaviden bahsederken bir de şu ‘estetik dikiş’ meselesine değinelim. ‘Estetik dikiş’ terimini, kim uydurdu, nasıl bu kadar yayıldı bilmiyorum ama tıbben ‘estetik dikiş’ diye bir dikiş tekniği yok. Bu terimi icat eden doktor arkadaşın kastettiği, tıbben ‘subkutiküler dikiş’ diye adlandırılan dikiş tekniği olsa gerek. Bu teknikte; dikiş ipleri,  derinin sadece iç tabakasından geçilerek yara dudakları birleştirilir. Yani dışarıdan dikiş ipleri görülmez. Bazen kesinin başındaki ve sonundaki düğümler dışarıdan belli olabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-441" src="http://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim10-300x129.jpg" alt="" width="300" height="129" srcset="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim10-300x129.jpg 300w, https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim10.jpg 350w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><em><strong>‘Estetik dikiş’ diye tabir edilen subkutiküler dikiş tekniği. Sağda görüldüğü gibi dikiş ipleri, kesinin başı ve sonu dışında dışarıdan görülmez.</strong></em></p>
<p>Bu dikişin tipik örneği, sezeryan kesisidir. Biz yaptığımız meme ve karın germe ameliyatlarında da rutin olarak bu dikişi kullanırız. Bu dikişin avantajı, iplerin deri dışından geçmemesi nedeniyle yukarıda bahsettiğim tren rayı görünümlü dikiş izi kalma riskinin olmamasıdır. Dikkat ederseniz iz kalmaz demedim, dikişe bağlı iz kalmaz dedim. Bu konu önemli çünkü &#8216;estetik dikiş atılınca iz kalmaz&#8217; diye bir yanlış düşünce var. Hatta iz düzeltme için bize başvuranlar sıklıkla, &#8216;estetik dikiş atmamışlar o yüzden iz kaldı&#8217; cümlesini kurarlar. Yukarıda da bahsettiğim gibi her kesiden sonra az veya çok iz kalır. Maalesef estetik dikiş diye tabir edilen subkutiküler dikiş veya herhangi bir başka teknik, izsiz iyileşmeyi sağlayamıyor. Bu dikişi, özellikle iyileşmenin 10 günden uzun sürebileceği (yani dikişe bağlı iz kalma riskinin olduğu), boyu uzun kesilerde tercih ediyoruz. Enfeksiyon riskinin yüksek olduğu kirli kesilerde, kanama riskinin olduğu kesilerde, derinin parçalanarak yaralandığı kesilerde, eklem üzeri gibi hareketli bölgelerde, elde, ayakta, çok kısa kesilerde bu dikişi tercih etmiyoruz. Yüz kesilerinde ise aslında bu dikişi kullanmayı, çok manalı bulmuyorum. Neden derseniz; yüz kesileri genelde 5-7 gün içerisinde iyileşir ve biz yüz kesilerinde klasik dikişte de çok ince dikiş ipleri kullanırız. Bu nedenle 5-7 gün içerinde dikiş alındığında dikiş iplerine bağlı iz kalması, söz konusu değildir. Dolayısıyla yüz kesilerinde subkutiküler dikiş atmanın, pek manası yoktur. Hatta ağız çevresi gibi hareketli bölgelerde ya da çocuklarda ağlamaya bağlı yüzün neredeyse her yerinde bu dikişin, gevşeme riski mevcuttur. Dikişin gevşemesi sonucu, yara dudakları birbirinden uzaklaşır ve daha geniş bir yara izi kalır. Her ne kadar yüzde subkutiküler dikişi gereksiz bulsam da yetişkin hastalarda kesi uygunsa elimden geleni yapmış olmak için subkutiküler dikiş atıyorum. Bunun bir nedeni de klasik dikiş attığımda bazen hastaların, dediğim zamanda dikişlerini aldırmamaları. Çocuk hasta söz konusu ise çocuğa ve kesiye göre karar veriyorum. Sonuç olarak demem o ki hangi teknik uygunsa, doktorunuz onu uygular. Lütfen doktorunuza estetik dikiş baskısı yapmayın.</p>
<p>Tedaviyi konuştuk, biraz da böyle bir yaralanma olduğunda, hastaneye gidene kadar ne yapmalı ondan bahsedelim. Arabalarımızda ilk yardım çantası var, bence çocuklu her ailenin evinde de bir ilk yardım çantası bulunmalı. Steril gazlı bez, flaster, sargı bezi ve antibiyotikli bir deri pomadını evinizde bulundurmanızı öneririm. Dikkat ederseniz tentürdiyot ve oksijenli suyu saymadım, bence gerekli değil. Mesela şöyle bir uygulamayla sık karşılaşıyoruz; çocuk taşın toprağın içine düşmüş, yarası pislik içinde; kimse, yarayı yıkamamış ama tentürdiyot sürmüşler. Bunun, tabii ki de bir manası yok. Kirli bir yaralanmaysa önce yapmanız gereken yarayı, suyla nazikçe (ovalama yapmadan) yıkamak. Eğer kanama miktarı fazlaysa, yıkamayın sadece yara üzerine tercihen gazlı bez yoksa temiz bir bezle bastırın ve basılı tutun. Sonrasında acil servise başvurun. Eğer bulunduğunuz yerde yakında hastane yoksa hastaneye gidene kadar yaranın temiz kalması için, kanama durduktan sonra yarayı nazikçe yıkayıp antibiyotikli deri pomadı sürün ve pansumanla kapatın. Gerekli malzemeniz yoksa pansuman için sağlık ocağına (yeni adıyla aile sağlığı merkezi) başvurabilirsiniz. Sağlık ocaklarında dikiş atılmaz ancak pansuman yapılır. Aynı zamanda sizi, dikiş gerekip gerekmediği konusunda da yönlendireceklerdir. Diyelim acil servise ulaştınız; sonraki süreç nasıl oluyor biraz ondan bahsedeyim. Acil serviste görevli doktor sizi karşılar, yaraya bakar, dikiş gerekip gerekmediğine karar verir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-443" src="http://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim12-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim12-300x225.jpg 300w, https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim12.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /><br />
<em><strong>Yara dudaklarının birbirinden ayrıldığı, dikiş gerektiren kesi görünümü</strong></em></p>
<p>Kesiyi, acil servisteki doktor dikti ama iz açısından çok endişelisiniz diyelim. Gidersiniz ertesi gün bir plastik cerrahi polikliniğine gösterirsiniz dikişleri, nasıl pansuman yapacağınızı, dikişleri ne zaman aldıracağınızı, iz açısından ek önerilerini sorarsınız olur biter. Dikiş gerekiyorsa ince uçlu bir iğne ile yara etrafına lokal anestezik madde enjekte ederek uyuşturur ve dikiş işlemini gerçekleştirir. Krem veya sprey şeklindeki lokal anestezikler, dikiş için gerekli uyuşturmayı sağlamaz. Ne yazık ki iğne gereklidir. Eğer kirli bir yaralanmaysa, tetanoza karşı aşılı olup olmadığınız sorgulanır. Eğer tetanoz aşınızın üstünden 5 yıldan fazla zaman geçmişse aşı tekrarlanır. Hayvan ısırıklarında ise çok daha farklı bir protokol söz konusu. Peki plastik cerrahi hangi durumlarda devreye giriyor? Bu konuda, maalesef çok yanlış anlaşılma mevcut. Acil servise gelen her hastayı, özellikle kesi yüz bölgesinde ise plastik cerrahi uzmanının dikeceği zannediliyor. Ancak bu tabii ki mümkün değil ve zaten gerekli de değil. Eğer yaralanma burun, kulak, dudak, göz kapağı gibi anatomik olarak özellikli bölgelerde ise, kesi çok derinse, damar, sinir, kas yaralanması varsa, kesi çok parçalıysa ya da yukarıda bahsettiğim gibi doku kaybı var ve yara dudakları ucuca gelmiyorsa acil serviste görevli doktor, plastik cerrahi doktorunu çağırır. Plastik cerrahi doktoru hastayı değerlendirir ve gerekli müdahaleyi yapar. Böyle bir durumda eğer hastanede plastik cerrah yoksa sizi başka bir hastaneye yönlendirirler. Yukarıda bahsettiğim özelliklerin olmadığı basit bir kesiyi, plastik cerrahi uzmanının dikmesinin gereği yoktur. Kim dikerse diksin, kullanılan dikiş ipi aynıdır, yapılacak işlem aynıdır ve kalacak iz de aynı olacaktır. Daha önce bu konuda hasta ve hasta yakınlarıyla yaşadığım diyaloglardan anladığıma göre plastik cerrah, dikiş atınca iz kalmaz şeklinde bir yanlış kanı var maalesef. Sanki bizim elimizde iz kalmamasını sağlayan bir teknoloji var ancak bunu her hastaya kullanmaktan imtina ediyoruz zannediliyor. Maalesef yok, keşke olsaydı. Böyle bir teknoloji olsaydı meme küçültme, karın germe ameliyatlarından sonra da iz kalmamasını sağlardık. Ama yok ve bu ameliyatların tek can sıkıcı tarafı, iz kalması.</p>
<p>Dikiş sonrası bakımı, genel hatlarıyla biraz anlatayım. Yukarıda tentürdiyotun pansumanda gerekli olmadığından bahsetmiştim. Tentürdiyotu, ameliyat öncesi cerrahi alanın steril hale getirilmesi için kullanıyoruz. Ama plastik cerrahide biz dikiş ve açık yara pansumanında tentürdiyotu (batticon,betadine vs.) tercih etmiyoruz. Neden? çünkü yarayı kurutuyor ve iyileşmeyi geciktiriyor. Bilinenin aksine yaranın kuruması, iyileştiğini göstermez. Yara iyileşmesi için ideal ortam, hafif nemli ortamdır. Bu nedenle biz dikiş pansumanında, antibiyotikli deri veya göz pomadlarını tercih ediyoruz. Bu pomadların çok sürülmesi de iyi değildir, çok nemli ortam enfeksiyona yatkınlık yaratır, aynı zamanda pomad çok sürülürse yara dudakları çok yumuşar (bu duruma biz masserasyon diyoruz, havuzdan çıktığınızda parmaklarınızın çok yumuşaması gibi) ve bu da dikişlerin  gevşemesine neden olabilir. Doğru olan günde 1 veya 2 kere pomadın dikişlerin üzerine az miktarda sürülmesidir. Peki madem yaranın kuruması iyi değil, o zaman neden kabuklanma denilen doğal bir mekanizma var? Doğal olan buysa biz, niye kabuklanmayı istemiyoruz? Bizim kurut dediğimiz kabuklanmanın mantığı, bir tabaka oluşturup yaranın üzerini kaplayarak yaranın dışarıyla bağlantısını kesmek ve bu sayede yarayı mikroplardan ve enfeksiyon gelişiminden korumaktır. Yani kabuk bağlamış olması yaranın iyileştiğini göstermez, yara, kabuğun altında iyileşmeye devam etmektedir. Ne zaman ki yara tamamen iyileşir o zaman kabuk düşer. Kabuklanma, bir nevi vücudun enfeksiyonlara karşı savunma mekanizmasıdır. Bizim tıbbi müdahale etmediğimiz yaralar için önemli bir mekanizma gerçekten. Ama bizim dikiş atıp kapattığımız yarada artık kabuk oluşumuna ihtiyacımız yok. Dikişlerin etrafının kabukla kaplanmasından hoşlanmıyoruz. Çünkü bu kabuklar, kesi hattının iyileşip iyileşmediğini görmemizi engelliyor, bu nedenle dikiş alınmasını geciktiriyor ve zorlaştırıyor. Aynı zamanda hem dikiş etrafına yaptığı bası  hem de dikişlerin geç alınmasına sebep olmasına bağlı olarak daha kötü bir iz kalmasına neden oluyor. Tentürdiyot ve oksijenli su gibi kurutucu ajanlar, kabuk oluşumunu tetikliyor. Bu nedenlerle yukarıda bahsettiğim gibi yağ oranı yüksek antibiyotikli deri veya göz merhemlerini, dikiş pansumanında öneriyoruz. Yaranın durumuna göre değişmekle beraber genel olarak ilk 2-3 gün  merhem sürüp kapalı pansuman yapılmasını, 3 gün su değmemesini, 3 günden sonra açık bırakılıp günde 2 kere merhem sürülmesini öneriyoruz. Bazen de pansuman olarak, yukarıda bahsettiğim strip dediğimiz bantları, dikişlerin üzerine yapıştırıyoruz ve dikiş alınana kadar hiç açtırmıyor ve hiçbir şey sürdürmüyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-444" src="http://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim13-300x207.jpg" alt="" width="300" height="207" srcset="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim13-300x207.jpg 300w, https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim13.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /><br />
<em><strong>Strip dediğimiz bantlarla, dikiş pansumanı görünümü</strong></em></p>
<p>Gelelim dikiş alınma sürelerine; genelde yüz ve boyunda 5-7 gün, gövdede 7-10 gün, eklem üzeri gibi hareketli bölgelerde 15 gün sonra dikişleri alabiliriz. Ancak sigara içenlerde, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullananlarda, yaranın gergin kapatıldığı durumlarda, enfeksiyon gelişiminde vs. iyileşme süresi uzar. Yukarıda uzunca anlattığım ‘estetik dikiş’ diye tabir edilen dikişte ise eğer emilen dikiş ipi kullanılmışsa dikiş alınmasına gerek yoktur, emilmeyen dikiş ipi kullanılmışsa yine yaklaşık olarak aynı sürelerde dikiş alınır.</p>
<p>Sıra geldi iz kremleri meselesine. Piyasada eczanelerde ya da medikallerde satılan ‘yara izi giderici’ olarak lanse edilen pek çok krem var. Bunların çoğu jel formunda, bir kısmı silikon bazlı, bir kısmı bazı özel ekstratlar içeriyor, bir kısmı hafif masajla uygulanıyor. Ancak hiçbiri şu an sgk ödeme kapsamında değil ve uygun fiyatlı da değil (Ödeme kapsamında olmamasının çok doğru olduğunu düşünüyorum çünkü aşırı bir endikasyon dışı kullanım ve suistimal mevcuttu). Bu kremleri kullanmaya, dikiş alımından birkaç gün sonra başlayabilirsiniz, izinizin daha az belirgin kalması yönünde etkisi olabilir. Ancak lütfen mucizeler beklemeyin, zaten hiçbiri, izinizi tamamen yok etme iddiasında değil. Çoğunda en az 3 ay kullanım öneriliyor. Ben şimdiye kadar bu kremlerden hiçbirinin, diğerlerine nazaran bir üstünlüğünü görmedim. En önemli faydalarının, gerek silikon içeriği gerek de masajla uygulamaya bağlı olarak hipertrofik (deriden kabarık) skar oluşumunu önlemeye yardımcı olmak olduğunu düşünüyorum. Eğer bütçeniz uygunsa kullanabilirsiniz, bir zararı yok. Bütçeniz uygun değil ancak iziniz için bir şeyler yapmak istiyorsanız yine dikiş alındıktan birkaç gün sonra saf sarı kantaron yağını, izinizin üstüne hafif masajla uygulayabilirsiniz. Zararı olmaz faydası olabilir.  Faydası, iz kremlerine göre çok daha fazla olan bir şey var ki o da güneş koruyucu kremler. Eğer iz, güneş gören bir bölgede ise ve mevsim kış değilse ben mutlaka öneriyorum. Çünkü güneş maruziyeti, özellikle güneşe hassas olan kişilerde izlerin, kırmızı, kabarık bazen de kahverengi leke şeklinde iyileşmesine neden oluyor. Yüzünüzde bir kesi varsa dikiş alındıktan sonra en az 3 ay boyunca, en az 50 spf’li bir güneş koruyucu kremi çok düzenli kullanmanızı kesinlikle öneririm.</p>
<p>Son olarak, eğer yaralanmanın üzerinden 6 aydan fazla zaman geçtiği halde yara izinizin görünümü, sizi çok rahatsız ediyorsa bir plastik cerrahi uzmanına başvurmanızı öneririm. İzin daha az belirgin hale gelmesi için bazı cerrahi teknikler uyguluyoruz. Buna ilaveten lazer veya altın iğne radyofrekans uygulamalarından da faydalanabiliyoruz. Eğer hipertrofik skar mevcutsa skar içi enjeksiyon, silikon tabaka tedavileri uyguluyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım maalesef izi tamamen yok edemiyoruz. Bunu şöyle düşünebilirsiniz; kurşun kalemle bir defteri çizdikten sonra silgiyle silebilirsiniz ancak ne kadar silerseniz silin mutlaka belli belirsiz de olsa bir iz kalır. Cildimiz de bu şekilde iyileşiyor.</p>
<p>Bu yazıda cilt yaralanmaları, dikiş tedavisi ve yara izi konularını, basitçe anlatmaya çalıştım. Umarım faydalı bir yazı olmuştur. Anlaşılmayan veya değinmediğim bir konu varsa bana mail atabilir veya instagram mesajları yoluyla ulaşabilirsiniz. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle…</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/cilt-kesiklerine-yaklasim-iz-kalir-mi/">Cilt Kesilerine Yaklaşım: İz Kalır Mı?</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Yanıkların Önlenmesi ve Tedavisi</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/cocuklarda-yaniklarin-onlenmesi-ve-tedavisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=cocuklarda-yaniklarin-onlenmesi-ve-tedavisi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 14:45:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merhabalar bu yazımda; çocuklardaki ev kazalarının düşmelerden sonraki en sık nedeni olan yanıkları önlemek için yapabileceklerimizi, yanıklarda ilk yardımı ve...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/cocuklarda-yaniklarin-onlenmesi-ve-tedavisi/">Çocuklarda Yanıkların Önlenmesi ve Tedavisi</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Merhabalar bu yazımda; çocuklardaki ev kazalarının düşmelerden sonraki en sık nedeni olan yanıkları önlemek için yapabileceklerimizi, yanıklarda ilk yardımı ve yanık tedavi sürecini basitçe anlatmaya çalışacağım. Öncelikle ‘Çocuklarımız (ve hatta biz) en çok nasıl yanıyor?’ sorusunun cevabı ile başlayalım. Ben, her hastaya muhakkak neyle yandığını, olayın nasıl olduğunu sorarım. Cevap çok kesin ve net bir şekilde; sıcak su ve çay. Milletçe çaya olan derin tutkumuz, yanıkların en büyük nedeni aslında. Peki ne yapalım çay mı içmeyelim? İçelim elbet ama etrafta çocuk olduğunu unutmayalım lütfen. Mesela çaydanlığı sofraya getirme alışkanlığımızı bırakalım artık. Çünkü o sofrada veya yerde piknik tüpünün üstünde duran çaydanlık, bir şekilde devriliyor. Kanımca sırf bu hareketle bile pek çok yanık önlenebilir. Üstelik içindeki sıcak sıvı miktarı fazla olduğu için çaydanlık yanıklarında, hem yanan alan daha geniş oluyor hem de daha derin yanıklar oluşabiliyor.</p>
<p>Peki başka ne yapabiliriz? Bence bir diğer tehlikeli unsur da masa örtüleri, masa etrafında dolanan çocuklar örtüyü çekiştirip devrilmelere neden olabiliyor. Gündelik kullanımda masa örtüsünü kaldırabiliriz. Çaydanlık ve tencereleri, ocağın duvara yakın gözlerine koymak da mutlaka gerekli. Çocuklar bunlara uzanmaya çalışıp üstlerine devirebiliyorlar. Özellikle kızartma yaparken çok dikkatli olmak lazım; yağ yanıkları, suya göre daha derin yanıklara yol açıyor. Bu önlemlerle pek çok sıcak sıvı yanığının önüne geçebiliriz ama maalesef çocukların eli çok çabuk ve ne kadar dikkat etsek de kaşla göz arasında kazalara neden olabiliyorlar.</p>
<p>Sıcak sıvı yanığının bir diğer nedeni de, sıcak su torbaları, tabii yetişkinlerde daha çok görüyoruz bu yanıkları ama bahsetmeden geçmek istemedim. Ben kesinlikle evime sokmam bu torbaları, çok tehlikeli. Patlayabiliyor, sızdırabiliyor, bununla uyuyakalınca temasa bağlı yakabiliyor. Üstelik hem vücudunuza çok yakın hem de içindeki sıvı çok sıcak olduğu için yaktı mı feci yakıyor. Lütfen dikkat edin.</p>
<p>Gelelim bir diğer klasik yanık öyküsüne; sobaya elini yapıştıran çocuk. Bu tür yanıklara temas yanığı diyoruz. Tabii soba mevcudiyeti biraz sosyoekonomik durumla alakalı ama sobayla ısınma, ülkemizde halen azımsanmayacak düzeyde ve ben kışın her iki elini sobaya yapıştırıp avuç içleri yanan çocukları çok sık görüyorum. Ortamda etrafı korumasız bir soba varken, hangi çocuk gidip ona ellemez ki. Bu nedenle soba etrafı korumalık şart. Bunun hazır satılanları olduğu gibi kendi yapanlar da var.</p>
<p>Bir diğer temas yanığı da daha az görülse de; ütü. Örnek; bendeniz. Nedendir bilinmez çocuklar çok meraklı oluyorlar ütüye, ben de yaklaşık 2 yaşındayken ütünün altına elimi sokmak suretiyle elimin üstünü yakmışım, neyse ki ufak bir alan ama izi halen durur. Ancak ütünün daha ciddi yanıklara da yol açtığını gördüm. Bu nedenle sıcak ütüyü, mutlaka çocuklardan uzak tutmak lazım.</p>
<p>Bir de elektrik yanıkları var tabii. Bu yanıklar, yüksek ve düşük voltajlı yaralanmalar olarak ikiye ayrılmakta. Çocukların evde maruz kaldığı, genelde düşük voltajlı yaralanmalar. Yaralanma, genelde açıkta olan elektrik kablosuyla temas veya kabloyu ısırma, elektrik kaçağı olan ev aletleriyle temas ya da prizlere parmak veya iletken bir cisim sokma şeklinde gerçekleşiyor.</p>
<p>Korunma çok basit; prizlere koruyucu takmak, açıkta kablo bırakmamak (akıllı telefonların ve şarj aletlerinin hayatımıza girmesiyle maalesef bunu çok sık yapar olduk, dikkat etmeliyiz),</p>
<p>prize takılı ev aletleriyle çocukları temas ettirmemek, yeterince büyüdüğünde elektriğin tehlikeli olduğunu, uzak durması gerektiğini anlatmak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nasıl yandığımızdan ve korunma yöntemlerinden bahsettik. Koruyamadık bir şekilde yandı çocuğumuz diyelim, şimdi ne yapacağız? İlk yardım, yanıkta çok önemli. Öncelikle hemen yanık alanla temas eden giysileri çıkartıp yanık alana soğuk su tutacağız. Buz gibi soğuk olması gerekmiyor, ılıktan biraz soğuk olması yeterli. Buz koymak da uygun değil. En iyisi soğuk su tutmak, en az 5-10 dk bu yapmalısınız. Bunu yapmamızın nedeni ağrıyı azaltmak değil. Amaç, oluşan termal hasarı nötralize etmek, hasarın derinin alt tabakalarına ulaşmasını engellemeye çalışmak, yani yanık derinliğini azaltmak. Elektrik yanığında ise ilk yapılması gereken çocuğun elektrik kaynağı ile temasını kesmek. Kablo prizden çekilebilir veya sigorta kapatılabilir. Eğer yapılamıyorsa tahta veya plastik gibi iletken olmayan bir cisim yardımıyla çocuk, elektrik kaynağından uzaklaştırılmalı. Kapıldığı akımın voltajına bağlı olarak bilinç kaybı gelişebilir, böyle bir durumda hemen 112’yi arayıp ambulans çağırmalısınız. Eğer bilinç kaybı yoksa genel durumu iyi gözüküyorsa yine de hemen acil servise götürmelisiniz.</p>
<p>Tedaviyi daha iyi anlamak için öncelikle yanık derinliğinden bahsetmek istiyorum. Duymuşsunuzdur muhakkak 1. derece yanık, 2. derece yanık laflarını, ama hep karışır 1.derece mi daha kötüydü yoksa 3.derece mi? Bu konuyu biraz açalım:</p>
<p>1.derece yanık: Bu yanıklarda derinin sadece en üst tabakası yanmıştır. En tipik örneği, güneş yanığıdır. Kızarıklık ve ödem vardır, çok ağrılıdır. İz bırakmadan iyileşir. Ağrı kesici ve yanık bölgesine nemlendirici kremler sürülmesi dışında tedavi gereksinimi yoktur.</p>
<p>2.derece yanık: Kendi içinde yüzeyel ve derin olarak ikiye ayrılır. Derinin orta tabakalarına kadar yanık oluşmuştur. Hastaneye başvuran yanık vakalarının büyük çoğunluğunda, bu derinlikte yanık bulunmaktadır. Tipik özelliği su toplamasıdır. Su toplanması genelde yanar yanmaz değil en az birkaç saat sonra ortaya çıkar. Yine kızarık ve çok ağrılıdır.</p>
<p>3.derece yanık: Derinin bütün tabakalarının tam kat yandığı hatta deri altı dokuların da hasar görebildiği yanıklardır. Sinir uçlarının da etkilenmesi nedeniyle ağrısız veya az ağrılıdırlar. Bu yanıkların iyileşme sürecinde genellikle cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulur.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-428" src="http://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim3.jpg" alt="" width="184" height="200" /></p>
<p><em><strong>Tipik bir 2. derece yanık ve su toplaması (bül) görünümü</strong></em></p>
<p>Şimdi dönelim ilk yardıma, öncelikle yazımda etik olmaması nedeniyle ilaç ismi vermeyeceğimi belirteyim. Yanık alana 5-10 dk soğuk su tuttuktan sonra hastaneye gidene kadar herkes tarafından bilinen meşhur yanık merhemini sürebilirsiniz. Sadece yüz bölgesinde bu merhemi önermiyoruz. Alternatif olarak antibiyotikli bir deri veya göz merhemi de sürebilirsiniz (Evet göz merhemi; antibiyotikli göz merhemlerini, yara iyileşmesindeki olumlu etkileri nedeniyle plastik cerrahide sıklıkla yara ve dikiş pansumanlarında kullanmaktayız). Evde yapabilecekleriniz bundan ibaret, eğer su topladıysa lütfen patlatmayın. Sonrasında acil servise götürün. Eğer kısa zamanda götüremeyecekseniz, bahsettiğim merhemlerden sürüp gazlı bezle kapatın ve ağrı kesici şurup verin.</p>
<p>Milletçe çokça yandığımız için yanık tedavisi konusunda çokça hurafemiz ve kulaktan dolma yanlış bilgilerimiz var. Ben duyduklarımı sayayım;</p>
<p>geleneksel olanlar: yanığa salça, diş macunu, tereyağı, yoğurt, yumurta akı sürme, yumurta sarısının yağını çıkartıp sürme</p>
<p>modern olanlar: kantaron yağı, zeytinyağı, ozon yağı vb yağlar sürme</p>
<p>ve daha neler neler…</p>
<p>alternatif tıbba karşı değilim ama her şeyin bir zamanı var, yanığın erken döneminde bunlar sürülmemeli. Çünkü vücudumuzu mikroplardan korumak için bariyer görevi gören derimiz yanıyor ve bu bölge enfeksiyona açık hale geliyor, bu aşamada sürülen bu alternatif tedaviler, enfeksiyona neden olarak iyileşmeyi iyice geciktirebilir. Hele salça ve diş macunu sürerseniz mevcut yanığın üstüne bir de kimyasal yanık ekleyip yanık derinliğini daha da artırırsınız.</p>
<p>Acil serviste çocuğunuzu, burada görevli doktor muayene eder. Yanık bölgesine, derinliğine ve yanık alanının genişliğine bağlı olarak tedavisini yapıp, reçete yazarak eve de gönderebilir veya hastanede yanıkla ilgilenen uzman hekimin değerlendirmesini de isteyebilir. Yanık tedavisini üstlenen branş, ülkemizde hastaneler arası değişiklik göstermekte olup bazı hastanelerde plastik cerrahi üstlenirken bazı hastanelerde erişkinlerde genel cerrahi, çocuklarda çocuk cerrahisi bölümü, bu tedaviyi üstlenmektedir. Ayrıca bazı hastanelerimizde yanık tedavi üniteleri ve yanık yoğun bakımı bulunmaktadır. 3. derece yanıklar, elektrik yanıkları, geniş yanıklar, el, yüz, genital bölge yanıkları bizim için önemli yanıklar olup uzman hekim, değerlendirmesi sonucu hastaneye yatış kararı veya yanık tedavi ünitesi olan bir hastaneye sevk kararı verebilir. Geniş yanıklarda, yanık alandan sıvı kaybı olması nedeniyle damardan serum tedavisi ve başka ek tedavilere ihtiyaç duyulmaktadır. Elektrik yanıklarında ise akıma maruziyet sonucu, kalpte ritim bozukluğu, sinir sisteminde hasar, kas yıkımı ve buna bağlı böbrek hasarı meydana gelebilir. Bunları incelemek için tetkikler yapılmalıdır. Elektriğin verdiği hasar, sıklıkla derin dokularda deride görünen yaradan daha fazla olmaktadır. Örneğin eliyle kablo tutan bir çocukta deride ufak bir yara gözükse de derinde bulunan tendon ve sinirlerde hasar olabilmektedir. Bu nedenle elektrik yanıklarında sıklıkla cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyabiliyoruz. Tipik bir öykü de kabloyu ısıran çocuk. Çok yüzeyel yanıklardan, dudak ve yanakta tam kat doku kayıplarına kadar sonuçları olan bir yaralanma. Dikkat edilmesi gereken bir konu, bu yanıklarda olaydan 1-2 hafta sonra dudak damarlarından ani kanama meydana gelebilir. Böyle bir durumda ebeveynler, kanamayı durdurmak için dudak köşelerini, ağız içi ve dışından iki parmakları arasında sıkıştırarak damara bası uygulamalı ve çocuğu hastaneye götürmeli.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-429" src="http://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim4-300x158.jpg" alt="" width="300" height="158" srcset="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim4-300x158.jpg 300w, https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim4.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Biraz da yanık yarası bakımı nasıl olmalı konusundan bahsedelim. Öncelikle su toplaması konusuna açıklık getirelim. Ne yapalım patlatalım mı patlatmayalım mı? Bu konuda farklı yaklaşımlar var ancak bizim ‘bül’ dediğimiz su baloncuklarını patlatarak bu baloncukların tavanını oluşturan deriyi soymak, artık önerilmiyor. Çünkü bu soyma işlemi, hem ağrıyı artırıyor hem de doğal bir pansuman vazifesi gören bu dokuya zarar vermiş oluyor. Ben küçük büllere hiç dokunmuyorum. Ancak büyük büller, pansumanı zorlaştırıyor ve lömbür lömbür sallanarak hastaya rahatsızlık veriyor. Bu nedenle bu büllerin içindeki sıvıyı boşaltıyorum ama deriyi soymuyorum. Siz evde kesinlikle böyle bir işlem yapmayın.</p>
<p>Halk arasında yara bakımı ile ilgili yanlış inançlar çok yaygın, yara kuruyarak iyileşir zannedilir. ‘Hocam biz yanık yarasının üstü kapatılmaz biliriz, siz niye kapattınız ki?’ en sık duyduğumuz sorulardan biridir. Halbuki yara iyileşmesi için nemli ortam gerekir özellikle yanık yarasında daha da gereklidir çünkü derinin nemini sağlayan yağ bezleri zarar görmüştür. Bu nedenle biz, yanık pansumanında hem enfeksiyonu önleyen antimikrobiyal içeriğe sahip hem de yara iyileşmesi için gerekli nemi sağlayan yağ oranı yüksek merhemleri veya hazır pansuman malzemelerini kullanmaktayız. Yanık yarasına kurutucu özelliği olan tentürdiyot (batticon), oksijenli su gibi solüsyonlar sürmüyoruz. Merhemin yara üzerinde kalabilmesi ve yanık alanda gerekli nemin korunması için merhem sürdükten sonra gazlı bezle kapatmayı tercih etmekteyiz. Ancak kapalı pansuman, yüz bölgesinde pek kullanışlı olmadığı için eğer çok derin bir yanık değilse ben, bu bölgede 2. günden itibaren pansumanı açık bırakıp hastaya sık sık merhemi sürmesini öneriyorum. Kapalı pansuman yapılan hastalarda ise yaranın durumu ve kullanılan pansuman malzemesine bağlı olarak günde 1 kere veya 2 günde 1 kere pansuman değişimi önerilmekte. Pansumanın daha uzun durması yaranın kurumasına neden olarak pansumanın açılmasını zorlaştırmakta; bu durum hem ağrıya hem de açarken yeni oluşan iyileşme dokularının zarar görmesine neden olmaktadır. Bu şekilde pansumana, yanık alanının üzerini tekrar deri örtüsü kapanana kadar devam ediyoruz. Bu aşamadan sonra artık açık bırakabiliriz ancak bu iyileşmenin tamamlandığı anlamına gelmiyor. Yanık iyileşmesinin tamamlanıp son halini alması 1 seneyi bulabiliyor. Bu süre zarfında deri altındaki yağ bezleri halen eski halini almadığı için gerekli nemi biz dışarıdan sürerek sağlamak zorundayız. Bu ne demek? artık ister kantaron yağı sürün, ister zeytinyağı sürün, ister vazelin ya da yara izini azaltma iddiasındaki meşhur jeli sürün. Farketmez yeter ki yağlı bir şey olsun, hafifçe masaj yaparak günde 4-5 kere sürün. Amaç kuru kalmaması, eğer daha önce yandıysanız bilirsiniz o kuruluk hissini, gerginlik yapar, ağrı yapar hatta çok kuru kalırsa çatlayıp tekrar yara açılabilir.</p>
<p>Özellikle geniş ve derin yanıklarda yanık yarası kendiliğinden iyileşemeyebilir. Böyle durumlarda doktorunuz, erken veya geç dönemde cerrahi müdahale önerebilir. Cerrahi müdahalede ölü dokuları temizleyip, genellikle uyluk veya kalçadan alınan deri yamalarıyla</p>
<p>yarayı kapatıyoruz. Daha derin yanıklarda doku transferi gibi ameliyatlara da ihtiyaç duyulabiliyor.</p>
<p>Şimdi gelelim en can alıcı soruya; ‘Hocam iz kalır mı?’ Bir plastik cerrahın en çok duyduğu soru olsa gerek. 1. derece yanıklarda iz kalmazken 3. derece yanıklarda iz kalacağı kesindir. Yanıkların çoğunluğunu oluşturan 2. derece yanıklarda ise cevap oldukça değişkendir. İz üzerinde en etkili faktör, yanığın derinliği olup yanan vücut bölgesi, hastanın yara iyileşme özellikleri (ör:duymuşsunuzdur bazıları benim etim pistir der), iyileşme süresi, güneş maruziyeti diğer önemli faktörler arasındadır. İzin görünümü de değişkendir. Kahverengi bir leke (hiperpigmentasyon), sedef gibi beyaz bir leke (hipopigmentasyon), bunlara eşlik eden buruşuk görünüm, benekli bir görünüm, yer yer kabarık yer yer çökük görünüm ya da sadece hafif bir kızarıklık şeklinde kalabilir yanık izi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-426" src="http://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim1.jpg" alt="" width="200" height="150" /></p>
<p><em><strong>Klasik bir yanık izi</strong></em></p>
<p>Yüzde iz kalma ihtimali daha düşük olsa da güneş maruziyetine açık olması nedeniyle kahverengi leke oluşmasını önlemek için yüz bölgesinde yara kapandıktan sonra güneşe çıkarken yüksek faktörlü güneş koruyucu kremler kullanılmasını önermekteyiz.</p>
<p>Bazen de yanık alanda yara kapandıktan bir süre sonra kırmızı, kabarık bir görünüm ortaya çıkar. Bu durum, haklı olarak hasta yakınlarını çok telaşlandırır. Enfeksiyon gelişti endişesiyle bize başvururlar. Aşağıda resmini gördüğünüz bu görüntü, enfeksiyon değil, bizim ‘hipertrofik skar’ dediğimiz, abartılı bir yara iyileşme cevabıdır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-427" src="http://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim2-300x174.jpg" alt="" width="300" height="174" srcset="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim2-300x174.jpg 300w, https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim2.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><em><strong>Hipertrofik skar</strong></em></p>
<p>Yani bazen vücut, yanık yarasını iyileştirirken gereğinden fazla miktarda iyileşme dokusu üretir. Bu da deri yüzeyinden kırmızı, kabarık oldukça kötü görünümlü ve de kaşıntılı bir ize yol açar. Derin yanıklarda, çocuklarda gövde yanıklarında bu tür iyileşmeye daha sık rastlıyoruz. Yukarıda bahsettiğim gibi yara kapandıktan sonra herhangi bir yağ veya yağlı kremi günde 4-5 kere masaj yaparak sürmek, hipertrofik skar gelişmesini önlemeye de yardımcı oluyor. Ben, her yanık hastasına bu durumun gelişebileceğini, kızarma, kabarma başlarsa mutlaka gelmelerini söylüyorum. Çocuklarda hipertrofik skar tedavisinde, silikon jel tabakalarla bası tedavisi, eğer yanık alanı genişse kişiye özel yaptırılan bası giysileri kullanıyoruz. Bu tedavilere erken başladığımızda daha güzel sonuçlar alıyoruz. Bu nedenle çocuğunuzun yanık izi bu şekilde iyileştiyse kendi kendine geçer diye beklemeyin lütfen. Hipertrofik skarda cerrahi müdahale pek tercih etmiyoruz çünkü iyileşme yine aynı şekilde oluyor.</p>
<p>İz için sürülen kremler, jeller, yağlar ve bilumum başka alternatif tedaviler konusunu, biraz açmak istiyorum. Çünkü bu konu, çok merak ediliyor. ‘Komşum yanığa filanca yağı sürmüş hiç iz kalmamış’ türünden cümleleri o kadar sık duyuyorum ki. Bu tamamiyle, bir yanlış anlaşılma. Üzerine sürdüğümüz yağlar, kremler vs. yanık izinin kalıp kalmayacağı konusunda maalesef çok çok az etkili. Etkileyen faktörler ise yukarıda saydığım gibi öncelikle yanık derinliği, yanan bölge, kişinin yara iyileşme özellikleri (bazı kişilerde hipertrofik skar gelişimine yatkınlık vardır, sezeryan izi bile böyle iyileşir), iyileşme süresi (geç iyileşirse daha çok iz kalır) ve güneş maruziyeti. Yani filanca yağı süren komşunuzun yanığı, büyük ihtimalle yağı sürdüğü için değil, derin olmayan bir şekilde yandığı ve/veya iyi bir yara iyileşme kapasitesine sahip olduğu için iz bırakmamıştır. ‘Peki iz geçiren kremler varmış, onlar bir işe yaramıyor mu?’ diye soracak olursanız. Evet eczanelerde satılan bazı jeller var, ancak bunların zannedildiği gibi ‘izi kaybetme’ gibi bir iddiası yok. Bu jeller, aşırı skar (nedbe) dokusu oluşumunu (yukarıda bahsettiğim hipertrofik skarlar gibi) önlemeye yardımcıdırlar. Yani olsa olsa daha az belirgin bir iz kalmasına, hipertrofik skar oluşmamasına katkı sağlayabilirler. Bu jellerin hiçbiri şu an ödenmemekte olup fiyatları da pahalı denebilecek düzeydedir. Silikon içerikli olanlar çok küçük tüplerde olduğu için genellikle dikiş izleri ve çok küçük yanıklarda öneriyoruz. Büyük tüpte olup ismi zor okunan meşhur jel ise yanıklarda yara kapandıktan sonra hipertrofik skarı önlemek için masaj yaparak kullanılabilir. Açıkçası ben bu jelin etkisinin, yapılan masaja bağlı olduğunu düşünüyorum. Kendi klinik gözlemimde vazelin ya da zeytinyağı ile yapılan masaja göre bir üstünlüğünü gözlemlemedim. Ancak yine de ödeyebilecek durumda olan hastalara reçete ediyorum. Neden derseniz hasta yakınlarına vazelin, zeytinyağı sür dediğimizde düzenli sürmüyorlar ancak ‘iz kremi’ reçete edilince bir de üstüne bu kreme ciddi bir para verilince o krem, mutlaka sürülüyor. Dediğim gibi bu jellerden mucize beklemeyin ama bütçeniz müsaitse alabilirsiniz. Bir de sarı kantaron yağı furyası var. Medikal ismi ‘Hypericum perforatum’ olan, St.John’s Wort olarak da bilinen bu yağın, yara iyileşmesi üzerine olumlu etkileri ile ilgili çalışmalar var. Ancak piyasada satılan veya aktarlarda hazırlanan bu yağların bir standardizasyonu ve denetlemesi yok. Ne koşullarda nasıl hazırlandığını Allah bilir çünkü bunlar ‘ilaç’ olarak ruhsatlandırılan ürünler değil, gıda veya kozmetik ürün olarak ruhsatlandırılıyor. Bu nedenle açık yaraya sürülmesini önermemiz mümkün değil. Yara kapandıktan sonra sürülebilir ancak lütfen güvenilir markaları tercih edin.</p>
<p>Yanığın en kötü sonucu iz değil maalesef. Bizim ‘kontraktür’ dediğimiz deri gerginliklerine ve çekintilerine yol açarak fonksiyonel kayıplara neden olabiliyor. Bu durum özellikle dirsek içi, koltukaltı, boyun, diz arkası gibi eklem bölgelerindeki yanıkların iyileşirken deri çekintileri yapıp eklem hareketinde kısıtlılığa yol açması ile karşımıza çıkıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-430" src="http://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim5-300x209.png" alt="" width="300" height="209" srcset="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim5-300x209.png 300w, https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/Resim5.png 320w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><em><strong>Koltuk altında (aksiller bölgede) ileri seviye yanık kontraktürü</strong></em></p>
<p>El yanıkları, bu konuda bizi en çok endişelendiren yanıklar. Özellikle elin iç kısmındaki yanıklar, iyileşirken sıklıkla çekintilere yol açıp el hareketlerinde ciddi kısıtlılığa neden olabiliyorlar. Yanık iyileşme döneminde atel uygulamaları ile bu çekintilerin önüne geçmek mümkün. Yine erken dönemde fizik tedaviyle de cerrahi müdahaleye gerek duymadan fonksiyonel kayıpları önleyebiliyoruz. Ama geç dönemde ameliyat ve sonrasında yine atel uygulamaları ve fizik tedavi gerekiyor. Buna rağmen sonuçlarımız her zaman yüz güldürücü olmuyor maalesef. Yüzdeki yanıklar da yanığın derinliği ve yerleşimine bağlı olarak göz kapağında çekinti, ağız çevresinde daralma gibi fonksiyonel kayıplara sebep olabiliyor. Saçlı deride ve kaştaki yanıklar, kıl köklerinin yanması sonucu yanan bölgede saç veya kaş çıkmamasına neden olabilir. Bir diğer sıkıntılı bölgede göğüs bölgesi, kız çocuklarında bu bölgedeki yanıklar, deri gerginliği nedeniyle meme gelişimini etkileyebiliyor, ergenlik sonrası iki meme boyutu ve meme başı pozisyonu arasında asimetriler meydana gelebiliyor. Ayak yanıkları da önemli, bu bölgedeki deri çekintileri parmak diziliminde bozukluğa neden olabiliyor. Bu nedenlerle el, ayak, yüz, boyun, genital bölge, göğüs ve eklem bölgesi yanıkları bizim için özellikli ve iyileşme döneminde sıkıntıya yol açabilecek yanıklardır. Bu yanıkları lütfen ihmal etmeyin ve erken dönemde bir plastik cerrahi uzmanına gösterin. Yukarıda da bahsettiğim gibi erken dönemde uygun tedavi ile bu kontraktürleri önleyebiliyoruz ancak geç dönemde tedavi süreci daha zor.</p>
<p>Çocuklarda yanıkların önlenmesi, ilk yardımı ve tedavi sürecini, bir anne ve plastik cerrah gözüyle kısaca anlatmaya çalıştım. Biliyorum pek kısa olmadı ama ne yapalım konu uzun ve önemli. Umarım faydalı bir yazı olmuştur. Anlaşılmayan bir konu veya sormak istedikleriniz varsa bana mail veya instagram mesajları ile ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Çocuklarımızın yanmaması dileğiyle…</p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/cocuklarda-yaniklarin-onlenmesi-ve-tedavisi/">Çocuklarda Yanıkların Önlenmesi ve Tedavisi</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlik Aşısı</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/genclik-asisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=genclik-asisi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 12:49:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ameliyatsız Estetik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=127</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gençlik aşısı, gençlik serumu, nem aşısı, porselen aşısı, skin booster, ışıltı aşısı gibi farklı isimlerle isimlendirilen son yıllarda popüler olan...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/genclik-asisi/">Gençlik Aşısı</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gençlik aşısı, gençlik serumu, nem aşısı, porselen aşısı, skin booster, ışıltı aşısı gibi farklı isimlerle isimlendirilen son yıllarda popüler olan ürünler, dolgu ile mezoterapinin kombinasyonu olarak tanımlanabilir. Farklı markalar tarafından farklı kombinasyonlarda hazırlanan gençlik aşısı ürünlerin çoğunda dolgu maddelerinde bulunan hyaluronik asitin bütün cilde kolayca dağılan serbest formu bulunmaktadır. Hyaluronik asit, cildin neme doymasını ve daha parlak gözükmesini sağlar. Hyaluronik asite ilaveten çoğu gençlik aşısında ciltte kollajen üretimini uyaran aminoasitler, cildi besleyen, cilt tonunu iyileştiren vitaminler, minerallar, antioksidanlar bulunmaktadır. Kollajen üretiminin artması cildin sıkılaşmasını ve kırışıklık görünümünün azalmasını sağlamaktadır. Bu kokteyl ürünler, cildi her yönden besleyerek cildin yaşlanmaya karşı direncini arttırmakta, daha sıkı, daha parlak ve neme doymuş bir cilt görünümü sağlamaktadır.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="GENÇLİK AŞILARI" src="https://www.youtube.com/embed/XGu70k7SSJc" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p>Yüz, boyun, dekolte ve el üstü, gençlik aşılarının uygulanabildiği bölgelerdir. Gençlik aşıları, lokal anestezik krem sürülüp cildin uyuşmasını takiben uygulama bölgesine çok sayıda yüzeyel enjeksiyon yapılarak uygulanmaktadırlar. İşlem sırasında ağrı hissini azaltmak için titreşimli masaj aleti kullanılır. Uygulama yaklaşık 15 dk sürmektedir.<br />
Uygulama 3 hafta aralıklarla en az 2 seans şeklinde yapılmakta olup kişinin yaşına ve cilt problemlerinin durumuna göre seans sayısı artırılabilmektedir.<br />
Uygulama sonrası enjeksiyon noktalarında oluşan küçük kabarıklıklar ve kızarıklık 3-4 saatte geçmektedir.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="GENÇLİK AŞILARI HANGİ YAŞ GRUBU İÇİN UYGUNDUR?" src="https://www.youtube.com/embed/BReLZCCOfjU" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p><iframe loading="lazy" title="GENÇLİK AŞILARININ DOLGULARDAN FARKI NEDİR?" src="https://www.youtube.com/embed/UBm9kQiGEGA" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/genclik-asisi/">Gençlik Aşısı</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göz Altı Işık Dolgusu</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/goz-alti-isik-dolgusu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=goz-alti-isik-dolgusu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 12:40:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ameliyatsız Estetik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=120</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göz çevresi yüzümüzde yaşlanma belirtilerinin ilk görüldüğü bölgelerden biridir. Yapısal olarak veya yaşlanmakla yanak dokusunun aşağı sarkmasıyla gözyaşı oluğu deformitesi...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/goz-alti-isik-dolgusu/">Göz Altı Işık Dolgusu</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göz çevresi yüzümüzde yaşlanma belirtilerinin ilk görüldüğü bölgelerden biridir. Yapısal olarak veya yaşlanmakla yanak dokusunun aşağı sarkmasıyla gözyaşı oluğu deformitesi (tear trough deformitesi) gelişebilir. Göz çevresi derisinin çok ince olması nedeniyle bu bölgede morluk gibi koyu halkalar da oluşabilir. Göz çevresindeki bu görünüm, yorgun bir ifadeye neden olur. Göz altı ışık dolgusu, göz çevresi için özel olarak üretilmiş daha akışkan kıvamlı bir hyaluronik asit ve buna ilaveten vitamin, aminoasit ve mineraller içeren bir jeldir. Dolgu etkisiyle göz yaşı oluğunu doldururken ince kıvamlı olması nedeniyle dışarıdan belli olmaz. İçerdiği vitamin, aminoasit ve mineraller sayesinde göz çevresi cildini yeniden yapılandırır ve morluklarda bir miktar açılma sağlanır.</p>
<p>Uygulama kanül veya mikroiğneyle yapılır. Dolgu maddesi lokal anestezik içerdiği için ağrılı bir işlem değildir. Uygulama yapıldığı gün bir miktar ödem olabilir, kısa sürede geçer.</p>
<p>Gözaltı ışık dolgusu, göz altında ileri derecede torbalanma ve sarkma olan hastalar için uygun değildir. Bu kişiler için uygun olan göz kapağı estetiği (blefaroplasti) ameliyatıdır.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="GÖZALTI IŞIK DOLGUSU KİMLER İÇİN UYGUNDUR?" src="https://www.youtube.com/embed/V8YD4V6HMjE" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/goz-alti-isik-dolgusu/">Göz Altı Işık Dolgusu</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüz ve Dudak Dolgusu Uygulamaları</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/yuz-ve-dudak-dolgusu-uygulamalari/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yuz-ve-dudak-dolgusu-uygulamalari</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 12:35:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ameliyatsız Estetik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=117</guid>

					<description><![CDATA[<p>Derimizde normalde de bulunan bir madde olan hyaluronik asitin sentetik olarak üretilmesinden oluşan dolgu maddesi enjeksiyonları, en çok kullandığımız ameliyatsız...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/yuz-ve-dudak-dolgusu-uygulamalari/">Yüz ve Dudak Dolgusu Uygulamaları</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Derimizde normalde de bulunan bir madde olan hyaluronik asitin sentetik olarak üretilmesinden oluşan dolgu maddesi enjeksiyonları, en çok kullandığımız ameliyatsız estetik uygulamalar arasındadır.<br />
Hyaluronik asitin farklı özelliklerdeki formları, cilt veya ciltaltına uygulanarak cilde nem kazandırmak, yüzde dudak-çene-yanaklar gibi hacim eksikliği olan bölgelere gerekli hacmi sağlamak, dolguyla tamamen kaybedilemeyen derin kırışıklıkları doldurmak, gözaltı çukuru, nazolabial oluk (burundan ağız köşesine uzanan oluklar) ve marionette çizgileri (ağız köşesinden çeneye uzanan çizgiler) gibi derin olukları azaltmak amacıyla kullanılabilmektedir.<br />
Genç yüz, kalp şeklindedir. Yüzün en belirgin noktası, elmacık kemikleri olup çeneye doğru yavaşça incelen bir görünüm ve belirgin çene hattı, estetik olarak göze hoş gelir. Ancak yaşlanmakla birlikte yüzün ağırlık noktası daha aşağıya taşınır. Yanaklarda hacim kaybı olur ve sarkan doku, çene kenarında birikerek çene hattını silikleştirir. Bu durum, yorgun bir görünüme neden olur. Yeni nesil dolgularla, çok küçük hacimde dolguları, belli destek noktalarına uygulayarak, yüzde şişmiş bir görünüme neden olmadan yüzün ağırlık noktasını, tekrar elmacık kemiklerine taşıyıp çene hattını daha belirgin hale getirebiliyoruz. Böylece ifadenizi değiştirmeden daha canlı ve genç görünmenizi sağlayabiliyoruz. Bu yeni tekniğe ‘nokta lifting’ denmektedir. Ancak dolgu uygulamalarının, yüz germe gibi cerrahi tekniklere alternatif bir tedavi olmadığını akılda tutmamız gerekir. Yüzünde ileri derecede sarkma ve deri fazlalığı olan kişiler, dolgu uygulamalarından fayda göremezler.<br />
Yüzde dolgu uygulamaları, lokal anestezik krem sürülmesini takiben kanül veya ince iğneler yoluyla uygulanmaktadır. Dolguların çoğunlukla lokal anestezik madde içermesi nedeniyle işlem sırasında pek ağrı duyulmamaktadır. İşlem sonrası uygulama bölgesinde 1-2 gün içerisinde geçen ödem ve morluk oluşabilir. Dolgu maddelerin yüz bölgesinde kalıcılığı 6-18 ay arasında değişmektedir.</p>
<p>Dudaktaki hacim eksikliği de dolgu uygulamalarıyla giderilebilmektedir. Dudak doğuştan ince olabildiği gibi yaşlanmakla da hacmini kaybetmekte ve dudak çizgisi silikleşmektedir. Dolgu uygulamalarında dudağın kendine has anatomisine dikkat ederek uygulama yapmak gerekmektedir. Alt dudak, üst dudaktan daha büyük olmalıdır. Üst dudağın fazlaca şişirilmesi ördek dudak görünümüne neden olur. Üst ve alt dudakta belli bölgelerde hacim daha fazla belli bölgelerde daha azdır. Tüberkül dediğimiz çıkıntılı noktalar vardır. Buna dikkat edilmeden yapılan dolgu uygulamaları sonucunda sosis gibi bir dudak görünümü ortaya çıkabilir. Bu kötü örnekler nedeniyle hastalar, dudak dolgusu yaptırınca anormal bir görünüme sahip olacakları korkusu taşımaktadırlar. Ancak dudak anatomisine hakim uzman ellerde yapılan uygulamalar sonucunda hem hacimli hem de doğal dudak görünümüne kavuşabilirsiniz. Dudak hacmi yeterli olan hastalarda sadece dudak deri sınırına yapılan dolgu uygulaması, dudağın belirginliğini arttırdığı gibi sigara çizgileri olarak isimlendirdiğimiz dudak üstündeki dik kırışıklıkları da bir miktar azaltabilmektedir.<br />
Dudak dolgusu, uygulanacak dolgu miktarına bağlı olarak sadece lokal anestezik krem sürülerek veya sinir blokajı ile dudak tamamen uyuşturularak yapılabilmektedir. Uygulama ince iğne veya kanülle yapılmakta olup işlem sonrası özellikle ilk gün bir miktar ödem olmaktadır. Dudak dolgularının kalıcılığı, 6-12 ay arasındadır.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="DOLGU UYGULAMASI SONRASI YÜZ ŞİŞER Mİ?" src="https://www.youtube.com/embed/uA7f-su-Crc" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/yuz-ve-dudak-dolgusu-uygulamalari/">Yüz ve Dudak Dolgusu Uygulamaları</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ben Alımı</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/ben-alimi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ben-alimi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 10:22:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=109</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüzümüzde ve vücudumuzdaki deri oluşumları, ben (nevüs) olarak isimlendirilmektedir. Benler, cildin farklı katmanlarından ve yapılarından kaynaklanan ten renginde veya koyu...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/ben-alimi/">Ben Alımı</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Yüzümüzde ve vücudumuzdaki deri oluşumları, ben (nevüs) olarak isimlendirilmektedir. Benler, cildin farklı katmanlarından ve yapılarından kaynaklanan ten renginde veya koyu renkli, deri seviyesinde veya deri seviyesinden kabarık oluşumlardır. Vücudumuzun her bölgesinde  oluşabilir ve hemen hepimizde vardır. Doğuştan olabilir veya sonradan da ortaya çıkabilir.</div>
<div dir="ltr">
<div>Benlerin çoğu iyi huyludur ve kanser riski taşımazlar. Ancak bazı atipik benler (displastik nevüs), malign melanom dediğimiz kötü huylu cilt kanseri açısından risk taşırlar. Bir benin cilt kanseri açısından risk taşıyıp taşımadığı muayene sırasında anlaşılır.</div>
<div>– Asimetrik benler</div>
<div>– Sınırları düzensiz, girintili çıkıntılı benler</div>
<div>-Renk düzensizliği olan, koyu kahverengili siyahlı alacalı renge sahip olan benler</div>
<div>-Hızla büyüyüp çapı 6 mm yi geçen benler</div>
<div>– Rengi, şekli, büyüklüğü, kabarıklığı hızlı değişim gösteren benler</div>
<div>Bu yukarıdaki özelliklere sahip benler, cilt kanseri açısından risk taşırlar. Bu nedenle cerrahi olarak alınarak patolojik incelenmesi gereklidir.</div>
<div>Bu özellikleri taşımayan ancak özellikle yüz ve boyun bölgesinde rahatsız edici görünüme neden olan benler ise estetik amaçlı olarak alınabilir.</div>
<div>Benlerin deri üzerindeki yerleşim derinliğine ve tipine göre hangi yöntemle alınacağına muayenede karar verilir.</div>
<div>Derinin üst yüzeyel katmanlarında yerleşimli küçük et benleri, siğiller, seboreik keratoz dediğimiz pütürlü oluşumlar, cherry nevüs dediğimiz kırmızı benler, lazer, plasma veya radyofrekans gibi yöntemlerle alınabilirler.</div>
<div>Ancak koyu kahverengi-siyah renkli yani melanin pigmenti içerikli benler ve ten renginde olsalar da deriden oldukça kabarık olan bizim dermal nevüs dediğimiz benler, derinin alt katmanlarına kadar uzanım göstermektedir. Bu nedenle bu benlerin cerrahi olarak alınması gerekir. Lazer gibi yakıcı yöntemlerle bu benlerin alınmaya çalışılması başarısızlıkla sonuçlanır, kısa süre sonra benler tekrar eder.</div>
<div>Cerrahi olarak ben alımı steril şartlarda lokal antestezi ile yapılan 10 dk lık küçük bir cerrahi müdahaledir. İyileşme süresi, ben alınan bölgeye göre 7-10 gün arasındadır. Ben alımı sonrası kalacak iz, benin alındığı bölgeye göre bir miktar değişiklik göstermektedir. Yüz ve boyun bölgesinde ben alımı uygun şekilde yüzdeki doğal çizgilere paralel yönde yapılırsa, izler zamanla bu çizgilerin arasında kaybolur ve 6 ay içerisinde çoğunlukla belli belirsiz hale gelir.</div>
<div>Lazerle ben alımı öncesinde ise lokal anestezik krem sürülür ve sonra lazer uygulanır. Uygulama bölgesinde kabuk oluşur, 7-10 gün içerinde kabuk düşer ve iyileşme tamamlanmış olur.</div>
<div>Halk arasında “benlere dokunulmaz, bıçak değerse kötü olur” diye bir yanlış inanış vardır. Bu kesinlikle doğru değildir. Ben iyi huyluysa cerrahi olarak çıkarılması onu kötü hale çevirmez. Yukarıda saydığımız atipik riskli özelliklere sahip benlerin ise zaten cerrahi olarak çıkarılması, tedavisini sağlamış olur.</div>
<div>Ben aldırmayı düşünüyorsanız yaptığımız muayenede rahatsız olduğunuz veya risk taşıma ihtimali olan  benleriniz tek tek değerlendirilip hangi benin ne şekilde alınmasının uygun olacağı ve sonrasında iz kalma durumu ayrıntılı olarak anlatılmakta ve buna göre tedavi planlaması yapılmaktadır.</div>
<div></div>
</div><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/ben-alimi/">Ben Alımı</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yağ Enjeksiyonu</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/yag-enjeksiyonu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yag-enjeksiyonu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 10:06:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=100</guid>

					<description><![CDATA[<p>Plastik cerrahide son 10 yılda belki de en büyük gelişme, yağ enjeksiyonu uygulamalarıdır. Karın, uyluk veya kalçadan liposuction ile alınan...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/yag-enjeksiyonu/">Yağ Enjeksiyonu</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Plastik cerrahide son 10 yılda belki de en büyük gelişme, yağ enjeksiyonu uygulamalarıdır. Karın, uyluk veya kalçadan liposuction ile alınan yağ dokularının, enjekte edildiği bölgelerde kalıcı olabildiğinin gösterilmesi ile beraber bu konudaki çalışmalar hızla arttı. Enjekte edilen yağ dokusunun kalıcılığını arttırmak için farklı teknikler tanımlandı.</p>
<p>Peki yağ enjeksiyonunu hangi bölgelere uygulayabiliyoruz? Yağ dokusu eksikliği yani hacim eksikliği olan her bölgeye uygulayabiliyoruz. Başlıca uyguladığımız bölgeler yüzde yanak, çene, dudaklar, şakak, alın, göz kapakları, kaş altı bölgeleridir. Memede çok zayıf, yağ dokusu az hastalarda meme büyütme amaçlı silikon protezi ile beraber kullanılabilmekte ve daha doğal bir görünüm sağlanmasına katkıda bulunmaktadır. Aynı zamanda meme kanseri nedeniyle mastektomi olmuş, radyoterapi almış hastalarda silikon protez konulmasından önce veya eş zamanlı olarak deri kalitesini artırmak ve daha başarılı bir meme onarımı yapmak için kullanılabilmektedir. El sırtı, popo, bacak içi de yağ enjeksiyonunun sık uygulandığı bölgelerdir. Yüz veya vücuttaki yanık veya herhangi bir travma nedeniyle çökük iyileşmiş yara izlerinde kullanılarak iz belirginliği azaltılabilmektedir.</p>
<p>Yüz bölgesi yağ enjeksiyonu uygulamalarını biraz daha ayrıntılandıralım. Yüzümüze hacim veren yağ yastıkçıları, yaşlanmakla beraber erimeye başlar. Özellikle yüzün orta bölümüne dolgunluk veren yağ yastıkçılarının erimesi sonucu yüzün orta kısmı boşalır, alt göz kapağındaki gözyaşı oluğu ve nasolabial oluklar (burun kenarından ağız köşelerine doğru uzanan oluk) derinleşir. Bazen de yaşlanma dışında hızlı kilo verme ve bazı hastalıklar sebebiyle de yüzde hacim azalması oluşabilir. Bu durum yorgun ve yaşlı bir görünüme neden olur. Yağ enjeksiyonu ile orta yüzdeki hacim eksiklğinin giderilmesi, daha genç bir görünüme ulaşmayı sağlar. Yüzde genel bir hacim eksikliği olmasa da doğumsal olarak yüz profilinde alın veya çene geride olabilir. Bu bölgelerin yağ enjeksiyonu ile hacimlerinin artırılması daha güzel bir profile ulaşmayı sağlar.</p>
<p>Yağ enjeksiyonu, uygulama bölgesine ve eş zamanlı başka bir operasyon yapılıp yapılmayacağına göre genel anestezi altında, sedasyon altında veya lokal anestezi altında uygulanabilmektedir.</p>
<p>Karın, uyluk, kalça, bel gibi yağ dokusu fazla olan bölgelere küçük bir giriş deliğinden girilerek özel kanüllerle yağ dokusu çekilir. Yağ dokusu çekilirken liposuction işleminden farklı olarak yağ dokusunu hasarlamamak için düşük negatif basınç kullanılır. Elde edilen yağ dokusu özel işleme tabi tutulduktan sonra verilmek istenen bölgeye özel enjektörlerle katman katman enjekte edilir. Enjeksiyon çok küçük noktalardan yapıldığı için enjeksiyon yerinde herhangi bir iz kalmaz. Bir bölgeye çok fazla miktarda yağ dokusu enjekte edilmesi bu yağın hepsinin erimesine neden olacaktır. Bu nedenle enjeksiyon tekniği çok önemlidir.</p>
<p>Enjekte edilen bölgede birkaç gün süren hafif şişlik morluk olabilir. Yine yağ alınan bölgede morluklar olabilir. Enjekte edilen yağın ne kadar kalıcı olacağı en önemli sorudur. Uygulama yapılan bölgeye göre değişmekle beraber konulan yağın %40-50’sinin kalıcı olacağı söylenebilir. Yanak, meme gibi hareketli olmayan bölgelerde kalıcılığı daha yüksekken; dudak ve ağız çevresi gibi hareketli bölgelerde kalıcılığı daha düşüktür.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="YAĞ ENJEKSİYONU NEDİR?" src="https://www.youtube.com/embed/XyhXTrt8Crw" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/yag-enjeksiyonu/">Yağ Enjeksiyonu</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüz germe (Face Lift)</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/yuz-germe-face-lift/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yuz-germe-face-lift</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 10:05:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=97</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genç yüzde; yüzün en belirgin noktası, elmacık kemikleridir. Yüz yukarıdan aşağıya doğru yavaşça incelir. Çene ucundan kulağa doğru uzanan çene...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/yuz-germe-face-lift/">Yüz germe (Face Lift)</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genç yüzde; yüzün en belirgin noktası, elmacık kemikleridir. Yüz yukarıdan aşağıya doğru yavaşça incelir. Çene ucundan kulağa doğru uzanan çene hattı belirgindir. İlerleyen yaşla beraber yer çekiminin etkisi ve yüzdeki yağ yastıkçıklarını destekleyen bağların gevşemesiyle yüz hacminin, aşağıya doğru yer değiştirdiği görülür. Bunun sonucunda daha önce yanakta olan yağ dokusu, dudak kenarlarından çeneye uzanan hat üzerinde birikir ve çene hattını ve çene-boyun geçişini silikleştirir. Bu durum yaşlı ve yorgun görünüme neden olur. Bunlara ilaveten sigara içimi, güneş hasarı ya da hızlı kilo verme gibi nedenlerle cilt yaşlanması ve sarkması sonucu kişi, olduğu yaştan daha yaşlı görünebilmektedir.</p>
<p>Yüz germe ameliyatında amaç gergin bir yüz sağlamak değil, yaşlanma etkisiyle sarkmış dokuları tekrar eski konumlarına getirmektir. Günümüzde ameliyatsız tekniklerin gelişmesi ile yüz germe ameliyatlarına ihtiyaç azalmıştır. Lifting etkisi sağlayan ve kaybolan hacmi yerine koyan dolgu enjeksiyonları, sıkılaştırıcı lazer tedavileri, mezoterapi uygulamaları, iple askı teknikleri yüz germe ameliyatına gereksinimi azaltmaktadır. Ancak yüzde cilt ve ciltaltı dokularda ileri derecede sarkma ve ileri derecede cilt gevşekliği olan kişilerin bu problemlerinin, ameliyatsız yöntemlerle çözümü mümkün olamamakta ve yüz germe ameliyatı gerekmektedir.</p>
<p>Yüz germe ameliyatı için tanımlanmış birçok teknik olmakla beraber temelde yapılan, kulak önünden aşağıya doğru başlayıp kulak arkasına doğru dönen bir kesiyle girilerek sarkmış gevşemiş olan ciltaltı zarsı dokular, yukarı bölgelere doğru asılarak gerginleştirilir. Üstte kalan gevşek deri de altta gerginleştirilmiş olan dokular üzerine tekrar yerleştirilir ve fazla deri çıkarılarak kesiler onarılır.</p>
<p>Genellikle genel anestezinin tercih edildiği bir ameliyat olup yaklaşık 2-3 saat sürmektedir. Sigara içen hastaların ameliyattan en az 3 hafta önce sigara içmeyi bırakması gerekmektedir.</p>
<p>Ameliyattan sonra yaklaşık 1 hafta süren şişlik ve morlukların olması normaldir. Baş bölgesinin yukarıda tutulması ödemin azalmasına yardımcı olacaktır. 1 hafta sonrasında kişi normal sosyal hayatına dönebilmektedir.</p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/yuz-germe-face-lift/">Yüz germe (Face Lift)</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kol Germe (Brakioplasti)</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/kol-germe-brakioplasti/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kol-germe-brakioplasti</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 10:03:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=94</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşlanma ve fazla kiloların verilmesi sonrasında kol iç bölgesinde sarkmalar meydana gelebilmektedir. Kol hareketleriyle sarkan dokuların sallanması, kişileri oldukça rahatsız...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/kol-germe-brakioplasti/">Kol Germe (Brakioplasti)</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlanma ve fazla kiloların verilmesi sonrasında kol iç bölgesinde sarkmalar meydana gelebilmektedir. Kol hareketleriyle sarkan dokuların sallanması, kişileri oldukça rahatsız etmekte ve bu sarkmalardan kurtulmak için plastik cerrahi uzmanlarına başvurmaktadırlar. Özellikle günümüzde obezite cerrahisi dediğimiz mide küçültme ameliyatlarının sıklığının artmasıyla hastalar, hızlı kilo verebilmekte ve kilo verme sonrası oluşan sarkmaların tedavisi için başvuran hastaların sıklığı da doğru orantılı olarak giderek artmaktadır. Ancak sarkmaların cerrahi tedavisinde optimal sonucu alabilmek için hastanın kilo verme sürecinin tamamlanıp en az 3 ay aynı kiloda kaldığı dönem beklenmelidir.</p>
<p>Kol germe ameliyatında kolun iç arka kısmında, koltukaltından dirseğe kadar uzanan kesilerle fazla deri ve yağ dokusu çıkarılarak kol gergin bir görünüme kavuşturulur. Kolun iç arka kısmında düz bir çizgi şeklinde kalan yara izi başta kızarık olup silikon jel uygulamaları ile zamanla normal deri rengine ulaşmakta ve kısmen belirsizleşmektedir. Ancak yara izi iyileşmesinin, kişiden kişiye çok farklılık gösterebildiği akılda tutulmalıdır.</p>
<p>Ameliyat genel veya lokal anestezi altında yapılabilmektedir. Yaklaşık olarak 1-1,5 saat süren bir ameliyattır. Hastalar genellikle aynı gün evlerine gidebilmektedirler.</p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/kol-germe-brakioplasti/">Kol Germe (Brakioplasti)</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Liposuction (Liposakşın, Yağ Aldırma)</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/liposuction-liposaksin-yag-aldirma/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=liposuction-liposaksin-yag-aldirma</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 10:02:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=91</guid>

					<description><![CDATA[<p>Liposuction, diyet ve sporla giderilemeyen bölgesel yağ fazlalıklarının çekilmesi işlemidir. Bu operasyonda liposuction yapılacak bölgelerin kenarlarına 2 mmlik cilt delikleri...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/liposuction-liposaksin-yag-aldirma/">Liposuction (Liposakşın, Yağ Aldırma)</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Liposuction, diyet ve sporla giderilemeyen bölgesel yağ fazlalıklarının çekilmesi işlemidir. Bu operasyonda liposuction yapılacak bölgelerin kenarlarına 2 mmlik cilt delikleri (Bu deliklerin izi, daha sonra belli olmamaktadır) açılır. Bu deliklerden kanamayı ve ağrıyı önleyen özel serumlar verilerek yağ dokularının daha kolay parçalanması sağlanır. Daha sonra bu deliklerden girilen ince, künt uçlu borularla (kanül) negatif basınç etkisiyle parçalanan yağ dokuları çekilir. Son yıllarda liposuction için kullanılan aletlerde bir değişim gerçekleşti. Artık ultrason enerjisi veya lazer enerjisi ile yağ dokuları, parçalanıp, çekilebilmektedir. Bu yeni sistemler cerraha uygulama kolaylığı sağlamaktadırlar.</p>
<p>Liposuction bir zayıflama ameliyatı olarak görülmemelidir. Liposuction, bölgesel yağ fazlalıklarının azaltılıp vücut kontrülerinin düzeltildiği bir ameliyattır. İdeal kilosundan çok uzak olan hastalar için uygun değildir.</p>
<p>Ameliyat genellikle genel anestezi altında yapılmakla birlikte çok sınırlı alanlara yapılacak liposuction işleminde lokal anesteziye ilaveten sedasyon uygulamasıyla da operasyon gerçekleştirilebilir. Liposuction yapılacak alanın genişliğine göre ameliyat 1-1,5 saat sürmektedir. Geniş bölgelere yapılan liposuction işleminde 1 gece hastanede yatış gerekli olup sınırlı bölgelere yapılan liposuction uygulamasında hasta aynı gün eve gidebilmektedir. Operasyon sonrası ödem, morarma ve ağrıyı azaltmak için özel bir korse giydirilir ve hastaların ameliyattan sonra 3-4 hafta kadar bu korseyi devamlı kullanmaları istenir. Hastalar yaklaşık 1 hafta sonra işlerine dönebilmektedirler.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="LIPOSUCTION AMELİYATI KİMLER İÇİN UYGUNDUR?" src="https://www.youtube.com/embed/p-2ZdKEtDK8" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/liposuction-liposaksin-yag-aldirma/">Liposuction (Liposakşın, Yağ Aldırma)</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karın Germe (ABDOMİNOPLASTİ)</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/karin-germe-abdominoplasti/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=karin-germe-abdominoplasti</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 10:00:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=88</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçirilen doğumlardan sonra veya alınan fazla kiloların verilmesinden sonra esneyen karın derisinin tam toparlanamaması nedeniyle karın bölgesinde deri ve yağ...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/karin-germe-abdominoplasti/">Karın Germe (ABDOMİNOPLASTİ)</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçirilen doğumlardan sonra veya alınan fazla kiloların verilmesinden sonra esneyen karın derisinin tam toparlanamaması nedeniyle karın bölgesinde deri ve yağ dokusu sarkmaları oluşabilmektedir. Deri ile beraber karın kasları da esnemekte ve rektus diastazı dediğimiz karın kaslarının birbirinden ayrılması durumu oluşmakta ve bu da karında bombe bir görünüme neden olmaktadır.</p>
<p>Karın germe ameliyatında sezeryan izi yanlara doğru uzatılarak çamaşır içinde kalacak bir kesi yapılmakta, sarkmış fazla deri ve yağ dokusu çıkartılmakta ve ayrık olan karın kasları tekrar sıkılaştırılarak düz bir karın görünümü elde edilmektedir. Tam karın germe ve mini karın germe olmak üzere iki tür karın germe ameliyatı vardır. Deri ve yağ doku sarkması sadece göbek ile genital bölge arasındaki alt karın bölgesinde olan hastalarda göbeğe dokunulmadan sadece göbek altındaki fazla deri ve yağ dokusu çıkartılır. Ancak göbek üstü karın bölgesinde de sarkmaları ve doku fazlalıkları olan hastalarda göbek üstü derinin de gerildiği tam karın germe yapılması gerekmektedir. Bu operasyonda göbek deriden ayrılır, fazla dokular çıkarıldıktan sonra göbek uygun olan yere tekrar adapte edilir.</p>
<p>Her iki operasyon da genel anestezi altında gerçekleştirilir. 2-3 saat civarı süren ve hastanede 1 gece yatış gerektiren operasyonlardır. Karın kasları sıkılaştırıldığı için hastaların 1 hafta kadar hafif öne eğik yürümeleri ve yatmaları gerekmektedir. 1 ay kadar özel bir karın korsesi kullanımı gereklidir. Bu ameliyat ile bel, basen, bacak gibi bölgelere liposuction uygulmaları kombine edilebilmektedir. Hastalar 10. gün civarı normal hayatlarına geri dönebilirler.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="KARIN GERME AMELİYATI KİMLER İÇİN UYGUNDUR?" src="https://www.youtube.com/embed/E7hRDJfGWec" width="928" height="522" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/karin-germe-abdominoplasti/">Karın Germe (ABDOMİNOPLASTİ)</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Jinekomasti Ameliyatı</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/jinekomasti-ameliyati/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=jinekomasti-ameliyati</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 09:57:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Estetiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=82</guid>

					<description><![CDATA[<p>Jinekomasti Ankara, erkeklerde meme dokusunun anormal derecede büyümesi olarak tanımlanan tıbbi bir durumdur. Bu durum, hormonal dengesizlikler, genetik faktörler, bazı...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/jinekomasti-ameliyati/">Jinekomasti Ameliyatı</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Jinekomasti Ankara, erkeklerde meme dokusunun anormal derecede büyümesi olarak tanımlanan tıbbi bir durumdur. Bu durum, hormonal dengesizlikler, genetik faktörler, bazı ilaçların yan etkileri veya başka sağlık sorunları nedeniyle ortaya çıkabilir. Jinekomasti, fiziksel rahatsızlık yaratmasının yanı sıra, bireyin özgüvenini de olumsuz yönde etkileyebilir. Jinekomasti ameliyatı, bu sorunun kalıcı bir çözümü olarak öne çıkar ve özellikle estetik kaygılar nedeniyle sıklıkla tercih edilir. Bu makalede, jinekomasti ameliyatı hakkında bilmeniz gereken önemli bilgileri bulabilirsiniz.</p>
<h1><span style="color: #be449d;"><strong>Jinekomasti Nedir?</strong></span></h1>
<p>Jinekomasti, erkeklerde meme bezlerinin büyümesi ile karakterize edilen bir durumdur. Bu durum, genellikle her iki memede görülür ancak bir meme daha fazla etkilenebilir. Her yaş grubunda görülebilir. Özellikle ergenlik döneminde hormon seviyelerindeki değişiklikler nedeniyle geçici jinekomasti oldukça yaygındır. Ancak, yetişkinlikte de devam eden veya başlayan jinekomasti vakaları bulunmaktadır. Jinekomasti, vücut görüntüsü kaygıları ve özgüven sorunlarına yol açabilir.</p>
<p><span style="color: #be449d;"><strong>Nedenleri</strong></span></p>
<p>1. Hormonal Dengesizlikler: Jinekomastinin en yaygın nedeni, östrojen ve testosteron hormonları arasındaki dengesizliktir. Erkeklerde düşük testosteron seviyeleri veya yüksek östrojen seviyeleri meme dokusunun büyümesine yol açabilir.</p>
<p>2. İlaçlar: Bazı ilaçlar, jinekomastiye neden olabilir. Bunlar arasında anabolik steroidler, anti-androjenler, bazı antidepresanlar ve kalp ilaçları bulunmaktadır.</p>
<p>3. Sağlık Sorunları: Karaciğer hastalıkları, böbrek yetmezliği, hipertiroidizm ve bazı tümörler gibi sağlık sorunları da jinekomastiye neden olabilir.</p>
<p>4. Yaşlanma: Yaş ilerledikçe erkeklerde testosteron seviyeleri doğal olarak düşer, bu da jinekomasti riskini artırabilir.</p>
<p>5. Genetik Faktörler: Bazı genetik koşullar, jinekomasti gelişme riskini artırabilir.</p>
<p><span style="color: #be449d;"><strong>Belirtileri</strong></span></p>
<p><em>Jinekomastinin en belirgin belirtisi, memelerde anormal büyüme ve hassasiyettir. Diğer belirtiler şunları içerebilir:</em></p>
<p>· Memelerde ağrı veya rahatsızlık</p>
<p>· Meme başında şişlik veya hassasiyet</p>
<p>· Asimetrik meme büyümesi (bir memenin diğerinden daha büyük olması)</p>
<h1><span style="color: #be449d;"><strong>Yalancı Jinekomasti (Psödojinekomasti) Nedir?</strong></span></h1>
<p>Psödojinekomasti, erkeklerde meme büyümesi izlenimi veren ancak aslında meme dokusundaki yağ birikimi ile oluşan durumdur. Genellikle aşırı kilo veya obezite ile ilişkilidir ve gerçek jinekomastiden farklı olarak meme dokusunda patolojik bir büyüme bulunmaz</p>
<p><span style="color: #be449d;"><strong>Tanı</strong></span></p>
<p>Jinekomasti tanısı, genellikle fizik muayene ile konulur. Doktor, meme dokusunu inceleyerek büyümenin meme bezi mi yoksa yağ dokusu mu olduğunu belirler. Kan testleri, hormon seviyelerini değerlendirmek için yapılabilir. Ultrasonografi gibi görüntüleme testleri, memedeki anormalliklerin daha ayrıntılı bir şekilde incelenmesine yardımcı olabilir. Kan tetkiklerinde hormonal bozukluk saptanırsa hasta endokrinoloji bölümüne yönlendirilir. Hormon tetkikleri normal olan hastalara ise ameliyat planlanabilir.</p>
<h1><span style="color: #be449d;"><strong>Jinekomasti Ameliyatı Nedir?</strong></span></h1>
<p>Jinekomasti ameliyatı, aşırı büyümüş meme dokusunun cerrahi olarak çıkarılmasını sağlayan bir prosedürdür. Ameliyat, liposuction (yağ emme) veya eksizyon (cerrahi kesme) yöntemleri ile gerçekleştirilir. Hangi yöntemin kullanılacağı, jinekomastinin şiddetine ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak belirlenir.</p>
<h1><span style="color: #be449d;"><strong>Liposuction Yöntemi:</strong></span></h1>
<p>Liposuction, meme bölgesindeki fazla yağın emilmesini sağlayan minimal invaziv bir tekniktir. Bu yöntem, özellikle yağ dokusu fazlalığı olan hastalar için uygundur. Kapalı teknik dediğimiz liposuction, yağ doku içeriği daha fazla olan memelerde daha uygun olmakla birlikte bir miktar meme bezi de bu teknikle alınabilmektedir. Liposuctionda küçük deliklerden özel kanüllerle girilerek yağ dokusu ve bir miktar meme bezi negatif basınçla aspire edilmektedir. Klasik liposuction tercih edilebileceği gibi ultrasonik (vaser) liposuction veya lazer liposuction, özellikle meme bezi fazla olan jinekomasti vakalarında esktra fayda sağlayabilmektedir.</p>
<h1><span style="color: #be449d;"><strong>Eksizyon Yöntemi:</strong></span></h1>
<p>Eksizyon yöntemi, fazla meme dokusunun cerrahi olarak çıkarılmasını içerir. Bu yöntem, genellikle meme başı çevresinde veya alt kısmında yapılan kesilerle gerçekleştirilir. Cerrah, meme dokusunu ve varsa fazla cildi çıkararak doğal bir görünüm elde eder.</p>
<h1><span style="color: #be449d;"><strong>Jinekomasti Ameliyatı Nasıl Yapılır?</strong></span></h1>
<p>Ameliyat genel anestezi altında yapılan yaklaşık 1 saatlik bir ameliyattır. Hastalar genellikle aynı gün içerisinde taburcu olmaktadır</p>
<h1><span style="color: #be449d;"><strong>Jinekomasti Ameliyatı Kimler İçin Uygundur?</strong></span></h1>
<p><em>Jinekomasti ameliyatı, genellikle şu kriterlere sahip hastalar için uygundur:</em></p>
<p>· Jinekomasti belirtileri 6 ay veya daha uzun süredir devam eden kişiler.</p>
<p>· Diğer tedavi yöntemleri ile başarılı sonuç alınamayan hastalar.</p>
<p>· Devam eden bir hormonal bozukluğu olmayan kişiler.</p>
<p>· Jinekomastiye neden olan bir ilaç veya madde kullanımı hali hazırda devam etmeyen kişiler</p>
<p>· Genel sağlık durumu iyi olan bireyler.</p>
<p>Ameliyat öncesi kapsamlı bir sağlık değerlendirmesi yapılması gereklidir. Hekim, hastanın tıbbi geçmişini ve mevcut sağlık durumunu değerlendirerek en uygun tedavi planını belirler.</p>
<h1><span style="color: #be449d;">Ameliyat Sonrası Süreç</span></h1>
<p>Jinekomasti ameliyatı sonrası iyileşme süreci, ameliyatın türüne ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak değişebilir. Genellikle iyileşme süreci şu adımları içerir:</p>
<p><strong>· İlk Haftalar:</strong> Hastaların ameliyattan sonra 3-4 hafta süre ile özel bir korse giymeleri gerekmektedir. Ameliyat sonrası birkaç gün dinlenme gereklidir. Hafif ağrı, şişlik ve morluk normaldir. Doktorun önerdiği ağrı kesiciler ve antibiyotikler kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>· Komplikasyonlar:</strong> Kanama, enfeksiyon ve yara iyileşmesi ile ilgili potansiyel riskler bulunmaktadır. Bu nedenle, hekim talimatlarına uymak ve düzenli kontrolleri aksatmamak önemlidir.</p>
<p><strong>· Sonuçlar:</strong> Sonuçlar genellikle birkaç hafta içinde belirginleşir. Sonuçların tam olarak ortaya çıkması ise en az 3 ay sürmektedir.</p>
<h1><span style="color: #be449d;">Jinekomasti Ameliyatından Sonra Memede Tekrar Büyüme Olur mu?</span></h1>
<p>Altta yatan bir hormonal problem veya jinekomastiye neden olan bir ilaç veya madde kullanımı yoksa ameliyattan sonra meme bezlerinin tekrar büyümesi söz konusu olmaz. Ancak aşırı kilo alımı ile vücudun her bölgesi gibi meme de yağlanacağı için tekrar bir miktar büyüme olabilir.</p>
<h1><span style="color: #be449d;">Jinekomasti, Ameliyatsız Olarak Sporla ve Diyetle Düzelir Mi?</span></h1>
<p>Yağ dokusu artışı ile oluşan yalancı jinekomasti, spor ve diyetle memedeki yağ doku miktarı biraz azalacağı için bir miktar gerileyebilir. Ancak meme bezi artışı sebepli olan gerçek jinekomasti hastalarında spor ve diyetin meme bezlerinin küçülmesine herhangi bir etkisi olmaz.</p>
<h1><span style="color: #be449d;"><strong>Sonuç</strong></span></h1>
<p>Jinekomasti, erkeklerde sıkça karşılaşılan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilen bir durumdur. Jinekomasti ameliyatı, bu nedenlerle kişinin yaşam kalitesi üzerine olumlu etkileri olan hasta memnuniyeti yüksek bir ameliyattır. Jinekomasti ameliyatı için uzman bir Estetik ve Plastik Cerrahi hekimine başvurmak oldukça önemlidir. Jinekomasti ameliyatı hakkında daha fazla bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Profesyonel ekibimiz, size en iyi hizmeti sunmak ve sorularınızı yanıtlamak için hazırdır</p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/jinekomasti-ameliyati/">Jinekomasti Ameliyatı</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burun Estetiği</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/burun-estetigi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=burun-estetigi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 09:47:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=69</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tıbbi ismi rinoplasti olan burun estetiği, estetik cerrahinin belki de en komplike ameliyatıdır. Yüzün tam ortasında olan burnun şekli, hem...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/burun-estetigi/">Burun Estetiği</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tıbbi ismi rinoplasti olan burun estetiği, estetik cerrahinin belki de en komplike ameliyatıdır. Yüzün tam ortasında olan burnun şekli, hem ön bakışta hem yan profilde yüzün ‘güzel’ olarak algılanması açısından çok önemlidir. Ameliyatı planlarken sadece burnu değil, yüzü bütünsel olarak değerlendirmek gerekir. Yüzün uzunluğu, çene ve alın bölgesinin uzunluğu, yan profilde çene ve alnın geride veya ileride olması dikkate alınmalıdır. Ameliyat sonrası hedefimiz güzel bir burun yaratmak değil güzel bir yüz yaratmak olmalıdır. Mesela uzun bir yüzde küçücük bir burun, estetik olarak göz hoş gelmez. Cerrahın iyi bir estetik görüş ve güzellik algısına sahip olması, belki de en çok rinoplasti ameliyatında gereklidir.</p>
<p><strong>Rinoplasti Ankara,</strong> ameliyatında açık ve kapalı teknik olmak üzere belli başlı iki teknik bulunmaktadır. Açık teknikte burun içinden yapılan kesilere ilaveten burun delikleri arasındaki kolumella dediğimiz köprüde de kesi yapılmaktadır. Ancak bu kesinin izi, ameliyattan sonra belli olmamaktadır. Her iki tekniğin de bazı avantaj ve dezavantajları vardır. Cerrahın tercihine ve hastanın problemlerine göre iki teknikten birisi uygulanır.</p>
<p>Burun aynı zamanda nefes alma fonksiyonumuzda önemli rol oynayan bir organ olduğu için ameliyat öncesi nefes alma problemleri de değerlendirilir. Ameliyat öncesi burun içi muayene edilir ve gerekirse paranasal sinüs bilgisayarlı tomografi tetkiki istenebilir. Nefes almada zorluk yaratan problemler, sıklıkla burun ortasındaki septum dediğimiz kıkırdağın eğriliklerine ve konka dediğimiz burun içi etlerin büyüklüğüne bağlıdır. Burun estetiği ameliyatında her iki probleme de müdahale edilir.</p>
<h1>Burun estetiği ameliyatında yaptıklarımız:</h1>
<ul>
<li>* Burun kemerini düzeltmek</li>
<li>* Burun kemikleri genişse daraltmak</li>
<li>* Septoplasti yaparak burun içi kıkırdak eğriliklerini düzeltmek</li>
<li>* Eğrilikler varsa burnu orta hatta almak</li>
<li>* Burun ucu genişliğini azaltmak</li>
<li>* Burun ucu sarkıklığını gidermek</li>
<li>* Burun kanatları veya burun delikleri büyükse daraltmak</li>
<li>* Konka dediğimiz burun içi eti büyümesi varsa bunları küçültmektir</li>
</ul>
<p>Rinoplasti ameliyatı genel anestezi altında yapılan 2,5-3 saatlik bir ameliyattır. Hasta ameliyat saatine göre aynı gün içerisinde evine gidebilir veya 1 gece hastanede kalır. Ameliyattan sonra 1 hafta burunda özel bir atel olur. 1 hafta sonra atel çıkarılır ve ödemlerin daha çabuk geçmesi için daha küçük bir bandaj daha yapılır. 4-5 gün sonra da bu bandaj çıkarılır. Tampon konusu, hastaların çok tedirgin olduğu bir konudur. Ancak günümüzde kullanılan silikon tamponlar nedeniyle, tampon çekmek artık ağrılı bir durum değildir. Hastanın durumuna göre 2-3 gün sonra silikon tamponlar çıkarılır.</p>
<p>Ameliyat sonrası göz çevresinde bir miktar ödem ve bazen de morluk olmaktadır. Bu ödemler 7-10 gün önce içinde yukarıdan aşağıya doğru inerek büyük oranda kaybolur. Hastalarımız 1 hafta sonra toplum içine çıkabilir, işine dönebilir hale gelir. Ancak burun bölgesindeki ödemin tamamen geçip burnun tam şeklinin oturması 6-8 ayı hatta 1 yılı bulabilmektedir. Kalın derili hastalarda ödemin geçmesi daha uzun sürmektedir. Burun derisinin daha kalın olduğu burun ucu bölgesi de ödemin en geç geçtiği bölgedir. Yine burun ucu bölgesinde ameliyattan sonra bir süre hissizlik olması normaldir. Bu durum zamanla düzelir.</p>
<p>Rinoplasti ameliyatı ile beraber çene ve burun ve alın açılarını dengelemek için çene ve alına yağ enjeksiyonu yapılarak yan profilden alın, burun ve çene arasında uyumlu bir geçiş sağlanabilir. Çene geriliği ileri seviyede olan hastalarda ise aynı seansta çene implantı ile çenenin daha önde görünmesi sağlanabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h1>Burun Estetiği Ankara Hakkında Sık Sorulan Sorular ve Cevapları</h1>
<p><strong>1. Burun estetiği nedir?</strong></p>
<p>· Burun estetiği, burnun şeklini ve görünümünü iyileştirmek için yapılan cerrahi bir prosedürdür.</p>
<p><strong>2. Burun estetiği neden yapılır?</strong></p>
<p>· Burun estetiği, burnun şekli, boyutu veya işlevi ile ilgili memnuniyetsizlik olduğunda yapılır.</p>
<p><strong>3. Burun estetiği ameliyatının faydaları nelerdir?</strong></p>
<p>· Burun estetiği ameliyatının faydaları arasında daha simetrik bir burun, daha uyumlu bir yüz ve artan özgüven bulunur.</p>
<p><strong>4. Burun estetiği kimler için uygundur?</strong></p>
<p>· Burun estetiği, burnunun şeklinden memnun olmayan ve genel sağlık durumu iyi olan kişiler için uygundur.</p>
<p><strong>5. Burun estetiği ameliyatı kaç saat sürer?</strong></p>
<p>· Burun estetiği ameliyatı genellikle 1 ila 3 saat arasında sürer, ancak burundaki problemlerin kompleksliğine bağlı olarak süre değişebilir.</p>
<p><strong>6. Burun estetiği ameliyatı ne kadar süreyle etkilidir?</strong></p>
<p>· Burun estetiği ameliyatının sonuçları genellikle kalıcıdır, ancak yaşlanma süreci ve travma gibi diğer faktörler sonuçları etkileyebilir.</p>
<p><strong>7. Burun estetiği ameliyatı için uygun yaş nedir?</strong></p>
<p>· Genellikle burun estetiği ameliyatı, burun gelişiminin tamamlandığı yaş olan 18 yaşından itibaren yapılabilir.</p>
<p><strong>8. Burun estetiği ameliyatı için sigara içmek tehlikeli midir?</strong></p>
<p>· Evet, sigara içmek iyileşme sürecini olumsuz etkileyebilir ve komplikasyon riskini artırabilir.</p>
<p><strong>9. Burun estetiği ameliyatı öncesinde nelere dikkat etmeliyim?</strong></p>
<p>· Ameliyat öncesinde, sigara içmeyi bırakmak, alkol tüketimini azaltmak ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek önemlidir.</p>
<p><strong>10. Burun estetiği ameliyatı öncesi nasıl bir hazırlık yapmalıyım?</strong></p>
<p>· Ameliyat öncesinde, cerrahınızın talimatlarına göre kan testleri ve diğer tıbbi değerlendirmeler yapılır.</p>
<p><strong>11. Burun estetiği ameliyatı sonrası nasıl bir iyileşme süreci beklemeliyim?</strong></p>
<p>· İyileşme süreci kişiden kişiye değişir, ancak genellikle birkaç hafta sürebilir. İlk birkaç gün şişlik ve morarma olabilir.</p>
<p><strong>12. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman işe dönebilirim?</strong></p>
<p>· İşe dönme süresi, kişinin iyileşme sürecine bağlıdır. Genellikle iki hafta içinde işe dönülebilir.</p>
<p><strong>13. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman egzersiz yapabilirim?</strong></p>
<p>· Egzersiz yapmaya dönme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra güvenle egzersiz yapılabilir.</p>
<p><strong>14. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman yüzme yapabilirim?</strong></p>
<p>· Yüzme yapmaya dönme süresi genellikle birkaç hafta sonra olabilir, ancak cerrahınızın önerilerine bağlıdır.</p>
<p><strong>15. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman güneşlenmeliyim?</strong></p>
<p>· Ameliyat sonrası güneşten kaçınmak önemlidir. Cerrahınızın önerilerine göre güneş koruyucu kullanabilirsiniz.</p>
<p><strong>16. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman saçlarımı yıkayabilirim?</strong></p>
<p>· Saçlarınızı yıkama süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç gün sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>17. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman makyaj yapabilirim?</strong></p>
<p>· Makyaj yapmaya dönme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç gün sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>18. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman alkollü içki tüketebilirim?</strong></p>
<p>· Alkol tüketme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra içilebilir.</p>
<p><strong>19. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman uçakla seyahat edebilirim?</strong></p>
<p>· Uçakla seyahat etme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>20. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman bandajı çıkarabilirim?</strong></p>
<p>· Bandajı çıkarma süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle 1 hafta sonra burun ateli çıkarılır ve bandajınız daha küçük bir bandajla değiştirilir. 2. Haftanın sonunda da tamamen çıkarılır.</p>
<p><strong>21. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman dikişleri alabilirim?</strong></p>
<p>· Dikişleri alma süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle bir hafta sonra alınmaktadır.</p>
<p><strong>22. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman normal beslenmeye dönebilirim?</strong></p>
<p>· Ameliyatın ertesi günü genellikle normal beslenmeye dönülebilmektedir..</p>
<p><strong>23. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman cinsel aktivitelere dönebilirim?</strong></p>
<p>· Cinsel aktivitelere dönme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>24. Burun estetiği ameliyatı sonrası burun hareketlerimde kısıtlama olur mu?</strong></p>
<p>· Ameliyat sonrası bir süre boyunca burun hareketleriniz kısıtlanabilir, ancak zamanla normale dönebilir.</p>
<p><strong>25. Burun estetiği ameliyatı sonrası kalıcı sonuçlar ne zaman ortaya çıkar?</strong></p>
<p>· Kalıcı sonuçlar en erken 3 ay sonra ortaya çıkar, ancak burnun nihai şeklinin oturması 1 seneyi bulmaktadır.</p>
<p><strong>26. Burun estetiği ameliyatı sonrası burun şekliyle ilgili şikayetlerde bulunabilir miyim?</strong></p>
<p>· Ameliyat sonrası burun şekliyle ilgili herhangi bir şikayetiniz varsa, cerrahınıza başvurmanız önemlidir.</p>
<p><strong>27. Burun estetiği ameliyatı sonrası burun estetiği için ikinci bir ameliyat yapılabilir mi?</strong></p>
<p>· Gerektiğinde, burun estetiği için ikinci bir ameliyat yapılabilir. Bu, ilk ameliyatın sonuçlarına ve kişisel tercihlere bağlıdır.</p>
<p><strong>28. Burun estetiği ameliyatı sonrası burun estetiği için revizyon gerekebilir mi?</strong></p>
<p>· İlk ameliyatın sonuçları tatmin edici olmadığında veya zamanla değişiklik gösterdiğinde revizyon ameliyatı gerekebilir.</p>
<p><strong>29. Burun estetiği ameliyatı sonrası burun estetiği için ek maliyetler olabilir mi?</strong></p>
<p>· Revizyon ameliyatı veya diğer prosedürler ek maliyetlere neden olabilir, ancak bu durum cerrahınıza bağlıdır.</p>
<p><strong>30. Burun estetiği ameliyatı sonrası burun estetiği için ek riskler var mıdır?</strong></p>
<p>· Revizyon ameliyatı gibi ek prosedürler, yeni riskler ortaya çıkarabilir, ancak bu durum cerrahınızla tartışılmalıdır.</p>
<p><strong>31. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman sosyal etkinliklere dönebilirim?</strong></p>
<p>· Sosyal etkinliklere dönme süresi kişiden kişiye değişir, ancak genellikle birkaç hafta içinde yapılabilir.</p>
<p><strong>32. Burun estetiği ameliyatı sonrası burun estetiği için ne kadar süre beklemeliyim?</strong></p>
<p>· İlk ameliyatın sonuçları iyileşene kadar beklemek önemlidir, ancak bu durum cerrahınızla tartışılmalıdır. Genellikle en az 1 sene beklenmektedir.</p>
<p><strong>33. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman güneş ışığına maruz kalabilirim?</strong></p>
<p>· Ameliyat sonrası güneşten kaçınmak önemlidir. Cerrahınızın önerilerine göre güneş koruyucu kullanabilirsiniz.</p>
<p><strong>34. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman spor yapabilirim?</strong></p>
<p>· Spor yapmaya dönme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>35. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman araba kullanabilirim?</strong></p>
<p>· Araba kullanmaya dönme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç gün sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>36. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman ağır yük kaldırabilirim?</strong></p>
<p>· Ağır yük kaldırmaya dönme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>37. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman sağlıklı bir diyet yapabilirim?</strong></p>
<p>· Sağlıklı bir diyet yapmaya dönme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç gün sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>38. Burun estetiği ameliyatı sonrası burun estetiği sonuçlarını nasıl değerlendirebilirim?</strong></p>
<p>· Ameliyat sonrası sonuçları değerlendirmek için en az 3 ay beklemek önemlidir, ancak cerrahınızla görüşmelisiniz.</p>
<p><strong>39. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman yeni gözlük kullanabilirim?</strong></p>
<p>· Yeni gözlük kullanmaya dönme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>40. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman güneş gözlüğü takabilirim?</strong></p>
<p>· Güneş gözlüğü takmaya dönme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>41. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman havuzda yüzebilirim?</strong></p>
<p>· Havuzda yüzmeye dönme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>42. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman sauna veya hamama gidebilirim?</strong></p>
<p>· Sauna veya hamama gitmeye dönme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>43. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman estetik ürünler kullanabilirim?</strong></p>
<p>· Estetik ürünler kullanmaya dönme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>44. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman ayna önüne geçebilirim?</strong></p>
<p>· Ayna önüne geçmeye dönme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç gün sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>45. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman gülmeye başlayabilirim?</strong></p>
<p>· Gülmeye başlama süresi kişisel konfora bağlıdır, ancak genellikle birkaç gün sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>46. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman ağızdan nefes alabilirim?</strong></p>
<p>· Burun ameliyatı ağızdan nefes almanıza engel değildir.</p>
<p><strong>47. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman burnumun dokunulmasına izin verilir?</strong></p>
<p>· Burnun dokunulmasına izin verme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç gün sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>48. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman koku alabilirim?</strong></p>
<p>· Koku alma süresi kişinin iyileşme sürecine bağlıdır, ancak genellikle birkaç gün sonra alınabilir.</p>
<p><strong>49. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman estetik merkezlere gidebilirim?</strong></p>
<p>· Estetik merkezlere gitmeye dönme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>50. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman psikolojik destek alabilirim?</strong></p>
<p>· Psikolojik destek alabileceğiniz zaman cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>51. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman gözlük takabilirim?</strong></p>
<p>· Gözlük takmaya dönme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>52. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman yüzme öğrenebilirim?</strong></p>
<p>· Yüzme öğrenme süresi kişinin iyileşme sürecine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>53. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman güneşlenmeliyim?</strong></p>
<p>· Güneşlenme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>54. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman hayatıma devam edebilirim?</strong></p>
<p>· Hayatınıza devam etme süresi kişinin iyileşme sürecine bağlıdır, ancak genellikle birkaç hafta sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>55. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman yüzümü yıkayabilirim?</strong></p>
<p>· Yüzünüzü yıkama süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç gün sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>56. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman telefon kullanabilirim?</strong></p>
<p>· Ameliyattan hemen sonra kullanılabilir.</p>
<p><strong>57. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman meditasyon yapabilirim?</strong></p>
<p>· Meditasyon yapmaya dönme süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç gün sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>58. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman okuyabilirim?</strong></p>
<p>· Okuma süresi cerrahınızın önerilerine bağlıdır, ancak genellikle birkaç gün sonra yapılabilir.</p>
<p><strong>59. Burun estetiği ameliyatı sonrası ne zaman sosyal medyayı kullanabilirim?</strong></p>
<p>· Ameliyattan hemen sonra kullanılabilir.</p>
<p>Bu sorular ve cevaplar, burun estetiği hakkında internette sıkça bulunan birçok konuyu kapsamaktadır. Ancak, kişisel durumunuz hakkında daha fazla bilgi almak için bir plastik cerraha danışmanız önemlidir.</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/burun-estetigi/">Burun Estetiği</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Onarım Ameliyatları</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/onarim-ameliyatlari/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=onarim-ameliyatlari</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2020 10:57:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=112</guid>

					<description><![CDATA[<p>Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanlık branşımızda genellikle ‘Estetik Cerrahi’ komponenti öne çıkmaktadır. Ancak Plastik cerrahi, estetik ameliyatlar haricinde de...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/onarim-ameliyatlari/">Onarım Ameliyatları</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanlık branşımızda genellikle ‘Estetik Cerrahi’ komponenti öne çıkmaktadır. Ancak Plastik cerrahi, estetik ameliyatlar haricinde de çok fazla ilgi konusu olan zengin bir cerrahi branştır. Branşımızın temeli olan rekonstrüksiyon, ‘yeniden oluşturma’ demektir. Doğuştan, travma ya da bir hastalık sebebi ile oluşan şekil bozukluklarını, yaraları, yara izlerini, deri kanserlerini vs. tedavi edip normal görünümü ‘yeniden oluşturmak’ yani rekonstrükte etmek, bizim hedefimizdir.</p>
<p>Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanlık Dalının, Estetik Cerrahi dışında ilgilendiği konular şöyledir;</p>
<p>* Deri kanserlerinin ve benlerin cerrahi tedavisi</p>
<p>* Yağ bezesi vb ciltaltı kitlelerin cerrahi tedavisi</p>
<p>* Deri ve yumuşak doku yaralanmalarının medikal ve cerrahi tedavisi</p>
<p>* Yanıkve yanık sekellerinin tedavisi</p>
<p>* Yara izi düzeltilmesi</p>
<p>* Diyabetik ayak yaraları, bası yaraları, travmaya bağlı oluşan yaralar vb yaraların medikal ve cerrahi tedavisi</p>
<p>* El Cerrahisi</p>
<p>* Yüz Kırıklarının Cerrahi Tedavisi</p>
<p>* Yarık damak-dudak, yapışık parmak vb doğumsal anomalilerin cerrahi tedavisi</p>
<p>* Meme kanseri sonrası yeniden meme oluşturulması</p>
<p>* Çene eklemi bozukluklarının (Temporomandibuler eklem disfonksiyonu) tedavisi</p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/onarim-ameliyatlari/">Onarım Ameliyatları</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Labioplasti</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/labioplasti/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=labioplasti</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2020 10:17:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=106</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın genital bölgesindeki dudaklar, latincede ‘labium’ olarak adlandırılmaktadır. İç dudaklara, ‘labia minora’ denirken, dış dudaklara ‘labia majora’ denilmektedir. Normal anatomide...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/labioplasti/">Labioplasti</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın genital bölgesindeki dudaklar, latincede ‘labium’ olarak adlandırılmaktadır. İç dudaklara, ‘labia minora’ denirken, dış dudaklara ‘labia majora’ denilmektedir. Normal anatomide iç dudaklar, dış dudaklar tarafından hafifçe örtülmüş konumda olmalıdır. Ancak doğuştan veya geçirilen doğumlar gibi çeşitli sebepler dolayısıyla iç dudakların genişleyerek, dış dudakların dışına ve aşağısına sarkması, estetik olmayan ve kadınların rahatsız olduğu bir görüntüye neden olmaktadır. İç dudakların normalden büyük ve sarkık olması, genital bölgede dolgunluğa sebep olma ve kadınları tayt, mayo gibi dar giysiler giydiklerinde rahatsız etmektedir. Bu durum aynı zamanda cinsel ve psikolojik sorunlara da yol açabilmektedir.</p>
<p>İç dudakların küçültülüp normal boyutlara getirilmesi ameliyatı, labioplasti olarak adlandırılmaktadır. Lokal anestezi veya sedasyon altında yapılabilen 45 dk süren basit bir ameliyat olup sonuçları oldukça yüz güldürücüdür.</p>
<p>İç dudakların sarkmasına bazen dış dudakların incelmesi de eşlik edebilmektedir. Aynı operasyon sırasında dış dudaklara yapılan yağ enjeksiyonu veya dolgu enjeksiyonu uygulamaları ile dış dudaklara tekrar hacim kazandırılabilmektedir. Böylece genital bölgede daha güzel bir görünüm sağlanmış olur.</p>
<p>Labioplasti, hastanede yatış gerektirmeyen bir ameliyattır. Ameliyatta eriyen dikişler kullanıldığı için sonrasında dikiş alınmasına gerek yoktur. Ameliyat için hastanın adet döneminde olmaması gerekmektedir. Ameliyat sonrasında genital bölgenin temizliğine dikkat edilmeli, 2 hafta süre ile deniz, havuz, hamam, sauna, ağır egzersiz gibi aktivitelerden kaçınılmalıdır. Hastalar yara iyileşme durumuna göre cinsel hayatlarına 3-4 hafta içerisinde geri dönebilmektedirler.</p>
<p>Bu ameliyat, sonrasında gebe kalmaya ve doğum yapmaya engel değildir. Daha önce doğum yapmış veya yapmamış kadınlar bu ameliyatı yaptırabilirler.</p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/labioplasti/">Labioplasti</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vajen Daraltma (Vajinoplasti)</title>
		<link>https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/vajen-daraltma-vajinoplasti/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=vajen-daraltma-vajinoplasti</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2020 10:11:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Estetik Ameliyatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/?p=103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çok sayıda normal doğum, zor doğum veya geçirilmiş jinekolojik operasyonlar gibi nedenlerle vajina genişleyebilmektedir. Vajinanın genişlemesi, cinsel ilişki sırasında alınan...</p>
<p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/vajen-daraltma-vajinoplasti/">Vajen Daraltma (Vajinoplasti)</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çok sayıda normal doğum, zor doğum veya geçirilmiş jinekolojik operasyonlar gibi nedenlerle vajina genişleyebilmektedir. Vajinanın genişlemesi, cinsel ilişki sırasında alınan hazda karşılıklı olarak azalmaya neden olabilmektedir.</p>
<p>Vajinoplasti operasyonunda esnekliğini kaybetmiş olan vajina duvarı daraltılıp, sıkılaştırılır. Genel anestezi altında yapılan 1-1,5 saatlik bir operasyondur. Operasyon sırasında hastanın adet döneminde olmaması gerekmektedir. Operasyonu takip eden birkaç gün lekelenme tarzında kanamalar olabilir. Hasta genellikle operasyon günü 3-4 saat dinlendikten sonra taburcu olabilmektedir. Ameliyattan sonra yaklaşık 4-6 hafta sonra hasta, cinsel yaşamına geri dönebilmektedir. Vajinoplasti ameliyatı sonrası normal doğum mümkündür ancak daraltılmış vajinanın tekrar genişlemesine sebep olacağı akılda bulundurulmalıdır.</p><p>The post <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr/vajen-daraltma-vajinoplasti/">Vajen Daraltma (Vajinoplasti)</a> first appeared on <a href="https://www.cigdemdemirogluyakut.com.tr">Op. Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
